Menu

Artık Sus!


Hepsinin kendine göre bir marifeti, diyecek çok sözü var. Herkes çok "özel". Kamerayı gören önüne atlıyor. Susturabilene aşk olsun!


AYKIRI AKADEMİ – Sebla Kutsal

Yıllar önce, bir röportaj sırasında Selim İleri yakınmıştı; kolaycılık çağı, her şey kolay olsun, kısa olsun, sadeleştirelim... Elbette değerli yazar bu sözleriyle edebiyat dünyasından söz ediyordu, yayın evlerinin politikalarından ve okurların beklentilerinden... Ancak bu yakınma, sadece yazın dünyasını değil, çağın ruhunu da betimliyor bence.

Para kolay kazanılsın, aşk kolay yapılsın, şöhret kolay gelsin, hiçbir şeye emek verilmesin... Zor olandan arkasına bakmadan kaçan insanlar güruhu! Hem de hepsinin kendine göre bir marifeti, diyecek çok sözü var. Herkes çok "özel". Kamerayı gören önüne atlıyor. Susturabilene aşk olsun!

"Susmak" demişken aklıma Show TV'de, Seda Sayan ve Uğur Arslan'ın sunduğu "Artık Susma" isimli program geldi. Kısa süre önce, Murat Şar isimli 40 yaşında bir adam, bu programda ünlü oyuncu Hale Soygazi'nin evlatlık verdiği oğlu olduğunu iddia ederek magazin gündeminde bomba etkisi yarattı. Soygazi duruma tepkisini, "reyting adına yapılan seviyesizlik" sözleriyle gösterdi. Gerçekten de öyleydi, medya diliyle; "patlayacak", "çok ekmek yedirecek" bir haberdi bu. Bu yüzden, kim olduğu bile bilinmeyen bir kişinin iddiası üzerinden günlerce haber yapıldı.

Laf lafı açıyor; "seviyesizlik" deyince aklım uçup başka bir güncel saçmalığa kondu: Geçenlerde, YouTuber olup yüz binlerce takipçisine saçmalıklar seyrettirerek epey iyi paralar kazanan, markaların "influencer" diye peşinde koştuğu tiplerin katıldığı bir konuşmaya denk geldim. Moderatör, henüz 20'lerinin başındaki bu gençlere soruyor: "Peki ya okul?"... Tahmin edeceğiniz gibi: "Kaydoldum ama video çekmekten vakit yok", "Üniversiteye gitmeyi düşünmedim açıkçası, bu iş iyi kazandırıyor" gibi cevaplar geldi. Murat Şar gibi, onların da söyleyecek çok sözü var. Maalesef dinleyenleri de var.

Öte yandan, üretim alanı ne olursa olsun yaptığı işe emek verenler, uygarlığa katkı sağlayanlar, kaliteli ve kalıcı ürünler sunanlar suskun. Bıkkınlıktan, mide bulantısından, umutsuzluktan, hitap edilecek insan kalmadığından susuyorlar...

Özetle, ülkemizde -ve dünyanın birçok başka yerinde- Zeitgeist olmuş "kümes uğultusunda daha fazla öterek öne çıkma çabası".

Kolaylaştıkça basitleşiyor her şey.

Televizyon izleyen biri değilimdir ama bugün biri çıkıp "Artık sus!" diye bir program çekse, en sıkı takipçisi olabilirim!

 


Herkes bilsin