06
Haziran

Taksim Enstalasyonu

06 Haziran 2013 Yazar: Aykırı Akademi

 

Harbiye tarafından Gezi Parkının arka girişine doğru yürüyoruz. Güzergahımız direnişin ‘sıcak’ izlerini taşıyor. Sütunlar, kaldırımlar gezi ruhunun ‘kağıdı’ olmuş adeta. Sulukuleli sokak sanatçılarının spontan şarkılarında bile bir mesaj kaygısı…

Parkın Divan Oteline bakan girişine adımınızı atar atmaz ‘çapulcu dershanesi’ ve çocukların sanat kursu karşılıyor bizi. Hemen az ilerde, parkta yıkımın başladığı yer, ‘yoğun bakım ünitesi’ kıvamında bir bostana dönüşmüş. Yer gök çadır, stand. Savundukları görüşler, parktaki çadırlar gibi ‘her renkten’. Gezi’nin hemen içindeki küçük meydanda gençler forumlarda söz alıyor.

Bölge adeta turistik bir alana dönüşmüş durumda. Meydanı ve parkı gezenler, barikata dönüştürülen belediye otobüsünün yanında, içinde, üstünde(!) fotoğraf çektirenler… Grafitinin mükemmel örnekleriyle bir sanat yapıtına dönüşen NTV canlı yayın aracı ile Çarşı’nın POMA’sı da benzer durumda.

AKM üzerinde dalgalanan ‘Boyun Eğme’ yazısı, devasa boyuttaki posterinden Deniz Gezmiş’in meydanın karşısındaki binayı boydan boya kaplayan İbrahim Kaypakkaya posterine anlamlı bakışı.  Partilerin flamaları, ‘iktidar’a gönderme(!) yapılan pankartlar….

Hele o inşaat demirlerinden oluşan dilek ağacı… resim gibi…

Taksim Meydanı hiç bu kadar güzel olmamıştı, diye düşünüyor insan.

Herşey, ama herşey tüm bu yaşanmışlığıyla korunarak Gezi Parkının bundan sonraki yaşantısının bir parçası olmalı, Taksim’de gördüğümüz olağanüstü bir enstalasyon(*). Gerçekten de çevresiyle bundan daha fazla bütünleşebilen bir sanat olabilir mi?

 

İstanbul’a gelir gelmez kendisini Gezi Eylemlerinde bulan Güney Afriklı Kendell Geers’ Radikal’e verdiği röportaj’da ‘Artık biennale gerek yok, Gezi en büyük enstalasyon’ demiş;

 “…Gezi Parkı’na bakınca bu bienalin iptal edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü orada, halkın mekân üzerinde çok spontan, enerjik bir şekilde tekrar hak iddia etmelerinin bir örneği var. Sadece politik bir hak iddiası değil aynı zamanda sosyal de bir hak iddiası… İnsanlar “Bu park bize ait, politikacılara ya da alışveriş merkezlerine değil, burası bir kamusal alan” diyor. Ve inanılmaz bir cömertlik, yardımlaşma söz konusu. Resmi bir yardım alınmadan denge kuruluyor, AKM böyle kontrol ediliyor. Bu şimdiye kadar gerçekleştirilmiş en büyük enstalasyon, en büyük bienal. Bir küratöre veya idareciye, yani insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleyecek birilerine de ihtiyacı yok. Çünkü zaten taban hareketiyle gerçekleşen bir oluşum.”

Gezi Parkı Direnişi'yle beraber ortaya çıkan orantısız zekadan sonra sanat ile hayat arasındaki sınırlar iyice belirsizleşti. Bundan sonra sanatçıların işi zor.

 

 

 


 (*) Özlem Ünsal, Art Manager/M.A,  “Enstalasyon: Süreç,Mekan, Deneyim” başlıklı yazısında  çağdaş sanatta en çok karşımıza çıkan terimlerden biri olan 'enstalasyon'u şu şekilde tanımlamış; 'Yerleştirme sanatı' olarak çevirebileceğimiz enstalasyon, geleneksel sanat eserlerinin aksine, çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyip belirli bir mekân için yaratılan, mekânın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının temel bir gereklilik olduğu sanat türüdür.

Canan Berkal’ın (Penturk, Ekim 2002, Sayı-2)saptamalarından bazı başlıklar ise şu şekilde;(1) Enstalasyon herhangi bir mekana, herhangi bir şeyin, herhangi bir biçimde ilişkisiz olarak getirilip konulması değildir. (2) Enstalasyon tekil, her şeyden bağımsız bir olay değildir. (3)Enstalasyon nedensiz değildir, mekandan anlamsız hiç değildir. (4)Enstalasyonda mekanın kendisinden başkabirşeyi olamayabilir de, Mekanın kendisi sanat nesnesi olabilir. (5) Enstalasyon görülür ve görülmez mekansal ilişkileri de kotarabilir. Bu mekanın ve nesnenin taşıdıkları belleğe, zamana tekabül edebilir.



 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri