23
Şubat

NASA açıkladı... “Başka bir Dünya mümkün olabilir”

23 Şubat 2017 Yazar: Selnur Aysever | Köşe adı: abcde
Tüm Yazılar

Aslında tam Dünya gibi bir gezegen bulma şansımız, acaba bulabilir miyiz diye değil de artık ne zaman bulacağız diye sorabileceğimiz kadar garanti diyebiliriz. O gün de bence çok uzak bir tarih değil.

 

AYKIRI AKADEMİ – Selnur Aysever

NASA, insanlığı çok yakından ilgilendiren 22 Şubat tarihli açıklamasıyla büyük bir heyecana sebep oldu. Çünkü NASA, güneş sistemi dışında keşfettiği gezegenlerle ilgili bir basın toplantısı yaptı ve keşfedilen 7 gezegenin bazılarında su olabileceğini söyledi. Su demek yaşam demek. Yaşam demek, Dünya’da yalnız olmayabiliriz demek. NASA, bu keşiflerle “evrende Dünya dışındaki canlı varlıkların keşfi için önemli bir temel oluşturulabileceği”ni söyledi. Bilim insanları kadar sıradan insanları da heyecanlandıran bu keşif, “Uzaylılar gerçek mi?”, “Başka bir gezegende yaşayabilir miyiz?”, “Dünya’yı bitirdik, en azından başka gezegenleri kurtaralım” gibi yorumlara sebep oldu. Dünya’yı yaşanılmaz kılan insanlardan potansiyel yaşam alanlarını korumamız bence de şart.

 

NASA’nın basın açıklamasının ardından, aklımdaki soruları NASA’da çalışan Astrofizikçi Dr. Umut Yıldız’a sordum.

NASA'nın bugün yaptığı açıklama ile “Dünya dışında yaşamın var olduğu gezegenler keşfedildi” diyebilir miyiz? Ve bunun tam olarak karşılığı nedir?

Ben de sizler gibi bu keşfin detaylarını yeni görüyorum ve gerçekten çok heyecanlı. Ama sorunun cevabı hayır, yine hayal kırıklığı olacak ama henüz hâlâ Dünya dışı yaşam keşfedemedik. Ama bugün her gezegenin çevresinde en az birkaç öte gezegen olduğunu tahmin ediyoruz. Ve inanıyoruz ki birçoğunda da “habitable zone” denen, yaşama uygun bölgede yani gezegenin yıldıza olan uzaklığı suyun sıvı olabileceği bir uzaklıkta olabilir.

Keşif, Trappist-1 adlı ultra soğuk cüce yıldızın çevresinde yapılıyor; bu tür yıldızlar kütlesi en düşük olan yıldızlardan ve çok soğuklar. Basın açıklamasında da karşılaştırma yaptıkları üzere, Güneş’imiz basketbol topu büyüklüğünde ise Trappis-1 ancak bir golf topu büyüklüğünde, yani Jüpiter büyüklüğünde diyebiliriz. Yıldız çok küçük olunca gezegenleri de yıldıza çok çok yakın demek oluyor. Örneğin Dünya ile Güneş arasındaki mesafe 149.5 milyon km iken buradaki en uzak gezegen bile Trappis-1’e sadece 7.5 milyon km uzakta. Yani aslında gezegenler arası mesafe bile Dünya-Ay arasındaki mesafenin sadece birkaç katı diyebiliriz. Yani oradaki herhangi bir gezegende yasamış olsaydık, bugünkü teknolojimizle eminim ki bütün gezegenlere insanlı kesif yapmıştık. Bütün gezegenlerin Trappis-1 çevresinde dönüş hızı en yakın olanda 1.5 günden en uzak olanda 20 güne kadar çıkıyor.

Keşfedilen bu 7 gezegenin 3’ünün (e, f, g gezegenleri) habitable zone’da olduğu tahmin ediliyor. Aslında uygun atmosfer koşulları olduğunda hepsinde de sıvı su olabilir. Aslında keşfin en güzel tarafı, ilk defa bu kadar çok Dünya büyüklüğünde ve yaşam olabilir bölgede olan bir gezegenler dizisi keşfi yapılıyor olması. Spitzer teleskobu ile bu gezegenlerin büyüklükleri hakkında çok detaylı ve hassas ölçümler yapılmış. Ve özellikle 6’sının kütlesi de Spitzer ile ön ölçümlerle bulunmuş.

Bu keşif nasıl yapılmış? Gökbilimciler bu gezegenleri teleskoplarla incelemek mümkün diyorlar. Bu ne demektir? Araştırmayı kolaylaştırmakta mıdır?

Aslında ilk olarak Şili’deki Trappist teleskobu ile 2016 yılında keşfedilmiş. İlk keşfedildiği zaman, yıldıza en yakın 2 gezegen olan b ve c gezegenleri keşfedilmiş. Keşfinden sonra birçok yersel teleskop ile takip gözlemi yapılmış ve sonrasında Spitzer Uzay Teleskobu ile de 20 gün boyunca devamlı gözlemi yapılmış. Hatta SETI ile de gözlenmiş, ama yapay sinyal alamamışlar. Şu anda SPECULOOS adında bir proje ile daha fazla teleskop kullanıp yaklaşık 1000 kadar daha ultra soğuk yıldızların çevresinde bir gezegen araştırmaları yapacaklar.

Aslında bu keşifte de gezegenler direkt olarak gözlemlenmiyor, sonuçta yine de yıldızın önünden geçerken yıldız ışığının düşmesi nedeniyle dipler oluşuyor, bunlar ile tespit edebiliyoruz. Bu dipler ne kadar aşağı kadar olursa gezegen o kadar büyük diyebiliyoruz. Yeniden aynı dip geldiğinde de yıldız çevresindeki yörüngesinin ne kadar uzun olduğunu anlayabiliyoruz. Büyüklüğünü ve kütlesini de ölçünce, yoğunluğunu anlayabiliyoruz, böylece kayasal, gaz, ya da içinde su olup olmadığını tahmin edebiliyoruz.

NASA’nın yayınladığı videoda gezegenlerin görünümü var. Rüya gibi… Bu gerçek görüntü mü? Bu görüntüler kutuplara benziyor. Dünya’nın bugüne kadarki gelişimini izleyecek bu gezegenler diye düşünebilir miyiz?

Evet, ressamlar hayal güçlerini kullanarak güzel resimler çizmişler. Elbette bu gezegenlerin direkt fotoğrafları yok, sadece photometre grafikleri ve tayf gözlemleri var ve bunlar ile de örneğin gezegenlerin atmosferi dolayısıyla da gezegenlerin oluşumu ve evrimi hakkında birçok bilgi veriyor. Dolayısıyla atmosferi de orada yaşam olup olamayacağına dair de bir şeyler söylememize yarıyor. Tayfsal gözlemlerle de gezegenin atmosferindeki kimyasal kompozisyonu anlayabiliyoruz, yani metan, azot, oksijen var mı gibi. Şu anda da Hubble teleskobuyla gözlemler yapılarak, atmosferinin hidrojen-helyum yoğun atmosfer mi olup olmadığını anlayacağız. Eğer bu elementleri bulamazsak daha mutlu olacağız, çünkü o zaman bu gezegenlerin yüzeylerinin kaya olduğunu ve yüzeylerinde potansiyel su olduğunu düşünebiliriz. Gezegenlerin atmosferleri hakkında yeni çok büyük teleskopların devreye girmesiyle 2020’li yıllarda çok iyi bilgi edebileceğiz.

E gezegeni, aynı Dünya büyüklüğünde ve aynı Dünya kadar ışık alıyor. F gezegeni potansiyel su zengini gezegen olduğu tahmin ediliyor, aynen Mars kadar yüzeyine yıldız ışığı alıyor ve 9 günlük yörünge süresi var. G gezegeni de sistemdeki en büyük gezegen (Dünya’dan %13 daha büyük). Bütün gezegenlerin yıldızının çevresinde dönüş hızı en yakın olanda 1.5 günden en uzak olanda 20 güne kadar çıkıyor. En uzaktaki bile 7,5 milyon km. Yani birbirlerine uzaklıkları genel olarak birkaç Ay-Dünya uzaklığı kadar diyebiliriz.

Ve hep sorulan soru: Bu gezegenlerde canlılara rastlayabilir miyiz?

Canlıdan kastınıza bağlı, bizim gibi insanlar mı, bakteriler mi. Bu sorunun cevabını henüz kimse bilmiyor ama sadece bu amaçla birçok büyük teleskop inşa ediliyor. Netice olarak bütün öte gezegenlerin içinde kaç tanesinin tam olarak habitable zone içinde olduğunu bilmiyoruz. Elimizde elbette tahminler var ama kimisi çok sıcak, kimisi çok soğuk veya çok büyük. Ta ki bunların atmosferlerini anlayana kadar bu spekülasyonlar devam edecek. Aslında tam Dünya gibi bir gezegen bulma şansımızı, acaba bulabilir miyiz diye değil de artık ne zaman bulacağız diye sorabileceğimiz kadar garanti diyebiliriz. O gün de bence çok uzak bir tarih değil.

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri