23
Şubat

Ulusal Roman Strateji Planı “İzleme Kurulu”na öneriler-1

23 Şubat 2017 Yazar: Hacer Foggo | Köşe adı:
Tüm Yazılar

Romanların problemi hiçbir siyasete alet edilemeyecek kadar önemli bir sorundur. Derin yoksulluk yaşayan Romanların istihdam, barınma, eğitim, sağlık ve ayrımcılık konularında ki problemleri ancak strateji eylem planının doğru uygulanması ve bu sorunun siyasetler üstü bir politika ile giderilmesine bağlıdır.

 

AYKIRI AKADEMİ

Hacer Foggo, Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC) Türkiye Gözlemcisi

 

“Roman Stratejisi Katılımcı ve Şeffaf Olmalı

Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi” (2016-2021) 30 Nisan 2016 tarihinde kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Strateji eylem planı ile ilgili toplantılar dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından başlatılmıştır. Fatma Şahin’in önerisiyle bu toplantılara hem Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye Gözlemcisi, hem de Türkiye Roman Hakları Forumu (ROMFO) adına ben de 2012-2014 yılı içerisinde arkadaşlarımla birlikte katıldım. Toplantılar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde dönemin genel müdürü Ömer Bozoğlu başkanlığında sürmüştür. İki yıl boyunca bu strateji eylem planına hem sözel hem de yazılı olarak fikirlerimizi ilettik. Amaç; Roman toplumunun eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve ayrımcılık konusunda yaşadığı problemlerin daha aza indirgeneceği bir strateji planını ortaya çıkarmaktı. Ortaya çıkan strateji eylem planının - her ne kadar çok fazla değişikliğe uğrasa da - ortaya çıkması ve kabul edilmesi Romanlar açısından sevindirici bir gelişmedir. Ayrıca o dönemde strateji ve eylem planı kapsamında izleme ve değerlendirme mekanizması önerimizde kabul edilmiş ve planda yer almıştır. Buna göre izleme değerlendirme kurulu, stratejinin belli aralıklarla başarısının değerlendirilmesinin planlanması ve bütün bu eksikliklerin giderilmesi açısından önemli bir adım olmuş ve belli aralıklarla toplantılar yapılmasına karar verilmiştir. Fakat ne oldu ise verilen bu emek ve sözler sonunda izleme değerlendirme kurulunda yer alan hem benim hem de bu konuya emek veren diğer önemli Roman dernek temsilcilerinin ismi bilinmeyen bir nedenle listeden çıkartılmıştır. 2009 yılında dönemin Devlet Bakanı Faruk Çelik başkanlığında toplanan “Roman açılımı” çalışmalarında da yer alan biri olarak strateji eylem planı izleme kurulundan isimlerimizin çıkartılması henüz benim ve diğer Roman dernek temsilcisi arkadaşlarım tarafından anlaşılamamaktadır. Edindiğimiz bilgilere göre 23 Şubat 2017 tarihinde izleme ve değerlendirme kurulu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın organizasyonu ile toplanacaktır. Bu nedenle bu toplantıda “İzleme Kurulu”nda yer alacak Roman temsilcisi arkadaşlarıma hem de bakanlık temsilcilerine yazılı olarak görüşlerimi iletmeyi uygun buldum. Çünkü yaklaşık on bir yıldır üzerinde çalıştığım Romanların problemi hiçbir siyasete alet edilemeyecek kadar önemli bir sorundur. Derin yoksulluk yaşayan Romanların istihdam, barınma, eğitim, sağlık ve ayrımcılık konularında ki problemleri ancak strateji eylem planının doğru uygulanması ve bu sorunun siyasetler üstü bir politika ile giderilmesine bağlıdır. Yani kısaca ve açıkça bu strateji planı boyunca Romanlar bu anlayışı görmeli, hissetmeli ve  en önemlisi inanmalıdır ki bu plan geçici değil sürdürülebilir bir devlet politikası olabilsin. Bunun da yolu bu çalışmalara  gönül verenleri dışlamakla değil, katılımcı, kapsayıcı ve bağımsız bir izleme heyeti oluşturmaktan geçmektedir. Bu da ancak Romanlarla ilgili bağımsız bir devlet politikası ile mümkün olabilir. Bu çerçevede aşağıdaki makaleyi de strateji eylem planı izleme kuruluna yapıcı bir katkı olsun diye kaleme aldım.

Roman Açılımı’ndan Ulusal Strateji çıktı

Romanlar, hem Avrupa’da hem de Türkiye’de düşük eğitim, en yüksek işsizlik seviyesine sahip en yoksul topluluğu oluşturmaktadır. Türkiye’de yaşayan Romanların sayısı ile ilgili resmi bir veri yoktur. Romanların (Rom, Dom, Lom) sayısı, halen araştırma konusudur. Romanlarla ilgili tek resmi veri, 500 bin sayısıdır, bu sayı da, 1831 yılındaki Osmanlı nüfus sayımına dayanır. Roman ve diğer sivil toplum kuruluşlarından araştırmacılar, Türkiye’deki Roman nüfusunun 4–5 milyon arasında olduğunu öne sürmektedir. Türkiye’nin yedi bölgesindeki şehirleri kapsayan ERRC(Avrupa Roman Hakları Merkezi)/HYD (Helsinki Yurttaşlar Derneği) EDROM (Edirne Roman Derneği) araştırmasında görev alan araştırmacılar, bu sayının 4,5–5 milyon olduğunu tahmin etmektedir. (1)

Avrupa Konseyi’nin Romanlar ve Gezginler Bölümü tarafından 2010 yılında yapılan araştırmaya göre  ise, 71 milyon 892 bin 807 olan Türkiye nüfusunun yüzde 3.83’ünü Romanlar oluşturmaktadır. (2)

Romanlar ülkemizde başta Edirne olmak üzere; ağırlıklı olarak İzmir, Ankara, Samsun, Tekirdağ, Kırklareli, Mersin, Adana, Balıkesir, Keşan, Söke, Çorlu ve İstanbul’da yaşamaktadır. Domlar ise genellikle Hatay ve Diyarbakır’da Lom’lar ise Sinop’ta yaşamaktadırlar. Romanları temsilen 300’ün üzerinde dernek ve 10’un üzerinde Roman Federasyonu vardır. Türkiye'deki Romanlar, eğitim, istihdam, sağlık ve barınma alanlarındaki sorunlarına ilişkin, kamuya açık alanlardan faydalanmada ve ilgili kurumlara ulaşmada çeşitli önyargılar nedeniyle zorluk çekmektedirler. 10 Aralık 2009 tarihinde hükümet tarafından organize edilen ve 5 Federasyon, 80 Roman dernek temsilcisinin katıldığı Roman Çalıştayı’nda da (Roman Açılımı) Roman temsilcileri kendilerine yönelik ayrımcı yasaların kaldırılması, barınma, eğitim, istihdam, sağlık ve vatandaşlık haklarının geliştirilmesi konularındaki fikirlerini ve önerilerini sundular. Roman temsilcileri Çalıştay’da hükümet yetkililerine “Romanların kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları iletişimin yeterli olmadığını hatta iletişimsizliğin söz konusu olduğunu” çeşitli örneklerle vurguladılar. Çalıştay’da öne çıkan sorun ve talepler, “Toplumsal Önyargılar”, “Eğitim”, “İşsizlik ve Mesleki Eğitim”, “Barınma”, “Sağlık”, “Örgütlenme”, “Ayrımcı Düzenlemeler ve Kolluk Kuvvetlerinin Yaklaşımı”, “Nüfus Cüzdanı (Kimliksizler)” başlıklarından oluşmaktaydı. (3)

Bu başlıklarla ilgili önerilerini sunan Roman temsilciler, özet olarak önyargılar konusunda Romanlara yönelik ayrımcılığın suç sayılması için kanun değişikliği istediler. 2011 yılında 1950 tarihli 'yabancıların Türkiye'de ikamet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanunun 21. Maddesindeki, 'Tabiiyetsiz veya yabancı devlet tebaası olan Çingenelerin ve Türk kültürüne bağlı olmayan yabancı göçebelerin sınır dışı edilmeleri İçişleri Bakanlığı salahiyetlidir" hükmü yürürlükten kaldırıldı. (4) Ancak, Romanlara yönelik ayrımcılık konusunda daha kapsamlı bir politikaya ihtiyaç vardır. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, ve hoşgörüsüzlükle mücadele edecek koruyucu mekanizmaların geliştirilmesi ve kurumların oluşturulması gerekmektedir. Nefret söylemleri ve nefret suçlarıyla mücadeleye ilişkin bir mevzuata halen ihtiyaç vardır.

Roman Açılımı Rüzgârı

Roman açılımı rüzgârıyla, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ise 2011-2012 yıllarında Ankara, İzmir ve İstanbul’da eğitim ve istihdam üzerine çeşitli toplantılar düzenleyerek raporlar hazırladı. Hükümetin “Demokratik Açılım” süreciyle birlikte 2012 yılında yeni bir döneme girildi.  Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, sürecin hızlandırılması için dönemin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’i Romanların çalışmaları ile ilgili görevlendirdi. Roman açılımı için görevlendirilen Bozdağ ve Şahin, konuyla ilgili kesimleri ve resmi makamları tek tek dinlemeye karar verdi. (5)

Bu kapsamda, benim de 2012 yılında kurucusu olduğum ve halen gönüllü danışmanlığını sürdürdüğüm Türkiye Roman Hakları Forumu (ROMFO) ve şimdi tüzel kişiliğe kavuşan Roman Hakları Federasyonu (ROMFO) temsilcilerinden oluşan 15 kişilik bir heyetle 6 Aralık 2012’de, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ziyaret edildi.  Forum temsilcileri Şahin’e devletin Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Romanlarla birlikte gerçekleştireceği her projeyle ilgili görüş ve önerilerini sunmak istediklerini ve bu konuda somut adım atılmasını talep ettiler. Aile Bakanı Şahin ise  Roman Strateji Eylem Planı’nın hazırlandığını ve ROMFO üyelerinin bu sürece katkı verebileceğini söyledi.  (6)

2011 yılında Avrupa Birliği kurumları, Romanlar ile çoğunluk nüfusun yaşam koşulları arasındaki farkları gidererek, Romanların toplumla daha iyi bütünleşmesini amaçlayan “Ulusal Roman Entegrasyon Politikaları için Avrupa Çerçevesi”ni kabul etmişti. AB Çerçevesi, aynı zamanda katılım sürecinde olan ülkeler için de Avrupa Komisyonu Genelgesi uyarınca “AB’nin Roman entegrasyonu konusundaki hedefleri bu ülkeler için de aynı şekilde geçerlidir” demekte ve bu ülkelerden de, mevcut politikalarını gözden geçirmelerini talep etmekteydi. (7)

Bu çerçeve uyarınca, Ulusal Roman Strateji Planı’na dahil olmayan tek ülke Türkiye de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aracılığı ile 2012-2014 yılları arasında ROMFO (bugünkü Roman Hakları Federasyonu) üyeleri ve diğer Roman dernek ve federasyon başkanlarıyla birlikte Roman Strateji Eylem Planı Taslağı’nı hazırlamaya başladı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı‘na bağlı Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde süren strateji toplantılarında Roman temsilciler Romanların istihdam, eğitim, barınma, ayrımcılık konularına ilişkin önerilerini sundu. Nihayetinde Bakanlık strateji planı toplantılarının katılımcılarından biri olan ROMFO’ya ve Sıfır Ayrımcılık Derneği’ne Şubat 2016 tarihinde yaklaşık elli sayfalık bir taslak plan gönderdi. Bizler de, son önerileri Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na yazılı olarak sunduk.  Fakat, dört yıllık bir çalışmadan ardından 27 Nisan 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak kabul edilen Ulusal Roman Strateji Planı bizlere gönderilen taslak plandan oldukça farklıydı. Türkiye Roman Hakları Forumu’na ve diğer Roman derneklerine gönderilen fakat yayımlanmayan 50 sayfalık eski taslak 19 sayfaya indirilmişti. Resmi gazetede yayımlanan ve kabul edilen bu plan neredeyse eski taslak planın özeti bile değildi.

Romanların çözüm önerileri ve eğitim, istihdam, barınma ve ayrımcılık gibi sorunlara yönelik eylem planı neredeyse hiç dikkate alınmamıştı. Bu planın bunca emekten sonra acele ile “özetin özeti” biçiminde çıkartılmasını Türkiye'nin vize muafiyeti için yerine getirmesi gereken kriterlerinden biri olmasına bağlıyoruz. Vize muafiyetinin 70. Kriteri şöyleydi : “Eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım ile birlikte nüfus belgelerine ve barınma imkânlarına erişim, istihdam ve sosyal hayata katılım konularında Roman kökenli vatandaşlara yönelik ötekileştirme, marjinalleştirme ve ayrımcılığa karşı politikalar üretilmesi ve uygulanması.” (8)

 “Roman Vatandaşlara Yönelik Stratejik Belgesi” (2016-2021) her ne kadar tam anlamıyla istenildiği gibi olmasa da, en azından Romanların sorunlarına ilişkin bir belgenin kabul edilmesi yine de önemli bir adım. Stratejide “Eğitim, İstihdam, Barınma, Sağlık ve Sosyal hizmet ve Sosyal Yardım” başlığı ile Romanların beş temel problemine yer verildi.  Strateji Belgesi’nde yer alan hedeflerin üçer yıllık (2016-2018, 2019-2021) dönemleri kapsayacak şekilde eylem planları ile yürütüleceği belirtilerek ilgili kamu kurumların 2016 yılı için hazırlık niteliğindeki faaliyetleri öngöreceği, 2017 yılı için önemli düzeyde bütçe artışları öngörmeyen faaliyetlerin belirleneceği vurgulandı. Bu kapsamda Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi (2016-2021) 1. Aşama Eylem Planı’na ilişkin aşağıda ki bilgilere yer verildi:

İzleme ve Değerlendirme;

•          Roman vatandaşlara Yönelik Strateji belgesinde yer alan politikaların uygulanmasının izlenmesi için İzleme ve Değerlendirme Kurulu tesis edilecektir.

Genel Politikalar;

•          Roman vatandaşların sosyo-ekonomik ve kültürel durumlarının belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılacak,

•          Roman vatandaşlara yönelik önyargıların ortadan kaldırılması için önlemler alınacak,

•          Roman vatandaşların tamamının nüfus cüzdanına sahip olması sağlanacak,

Eğitim ;

•          Roman öğrencilerin okul ortamına uyumunun artırılması için okul meclislerinde yer alması desteklenecek, okul kulüp çalışmalarında oyun ve benzeri yarışmalarda katılımı teşvik edilecek,

•          Eğitime devamı desteklemek için Roman ailelere mevcut eğitim yardımları hakkında bilgilendirme yapılacak,

•          Roman çocukların eğitim-öğretime devamları sağlanacak,

İstihdam ;

•          Roman vatandaşlara yönelik olarak iş piyasası analizleri ve istihdam araştırmaları yapılacak,

•          İstihdam imkanları, özellikle girişimcilik konusunda Roman vatandaşların bilgilendirilmesine yönelik faaliyetler gerçekleştirilecek,

•          Roman vatandaşların ürettikleri ürünlerin pazarlanması için yatırımcılar teşvik edilecek,

•          Çocuk işçiliğini önlemek çocukları/gençleri eğitime yönlendirerek bilgilerini kabiliyetlerini geliştirecek etkinlikler düzenlenecektir.

Barınma;

•          İyileştirilebilir durumdaki konutlara yönelik tamirat ve tadilat işlemleri gerçekleştirilecek

•          Roman vatandaşların yaşam biçimleri ve talepleri dikkate alınarak özgün konut projeleri hayata geçirilecek,

Sağlık;

•          Roman vatandaşların yaşadıkları illerin sağlık hizmet sunum kapasiteleri ile göç ettikleri bölgelerdeki Toplum Sağlığı Merkezlerinin mobil hizmet kapasiteleri artırılacak,

•          Roman vatandaşların sunulan sağlık hizmetlerine dair farkındalık düzeyleri artırılacak.

Sosyal Hizmetler ve Yardımlar;

•          Roman vatandaşlara yönelik danışmanlşık hizmetleri ve aile eğitim programları geliştirilecektir.

•          Engelllik, yaşlılık ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda bilgilendirici ve bilinçlendirici faaliyetler yürütülecektir. (9)

“Ayrımcılık” başlıklardan biri olmalıydı.

ROMFO’ya (Roman Hakları Federasyonu kurucularına) gönderilen fakat yayımlanmayan önceki taslak planlarda Romanlara yönelik  “ayrımcı uygulamalara da yer verilmişti  ve  “özellikle ön yargıları kırmak için kapsamlı bir ayrımcılıkla mücadele politikasının belirlenmesi gerekmektedir” denilmişti.  Hatta “ayrımcılıkla mücadele sadece ayrımcılığa uğrayan bireylerin ya da grupların zararlarının tazmini ile değil, tüm toplumda eşit hakların ve farklılıklara saygının tesis edilmesi ile mümkündür. “Sosyal dışlanmışlık” ve “ayrımcılık” ayrıştırıcı olsa da sosyal içerme politikaları doğası gereği birleştirici ve bütünleştirici olmak zorundadır” sözleriyle ayrımcılığın Romanlar açısından önemi vurgulanmıştı.

Bakanlıktaki strateji toplantılarında ısrarla beş başlıktan birinin “ayrımcılık” olması gerektiğini önermiştik. Çünkü, Romanlar barınma, istihdam, eğitim ve sağlık alanında çeşitli ayrımcılığa ve dışlanmaya uğramaktadırlar. Strateji ve Eylem Planı kapsamında izleme ve değerlendirme mekanizması kurulmasının ve stratejinin belli aralıklarla başarısının değerlendirilmesinin planlanması ise bütün bu eksikliklerin giderilmesi açısından önemli bir adım. Çünkü, planda, izleme ve değerlendirme için kurulacak mekanizmaya veri desteği sağlamak üzere periyodik anketler yapılacağı ve sağlanan gelişmenin, bu anketler aracılığıyla ölçüleceği belirtilmektedir. Ayrıca uygulamaların, eylem planının uygulamasından sorumlu bakanlıkların üst düzeyi tarafından yıllık olarak düzenlenen toplantı aracılığıyla izlenmesi de Romanların yeniden görüşlerini ifade edebilmesi açısından oldukça önemli. Fakat başta da belirttiğim üzere bu “izleme kurulu” siyasetler üzeri ve katılımcı ve kapsayıcı olursa ancak uzun dönemde işlevli olabilir.

 

MEB’in Roman Çocuklar ve Eğitim Çalıştayı dikkate alınmadı

Strateji Planı’nda “Eğitim” başlığında Romanların yoğun olarak yaşadığı yerlerde okul devamsızlığının “Roman çocukların okul meclislerinde ya da sosyal kulüp etkinliklerine katılmasıyla” ortadan kaldırılacak bir çözüm olarak görülmesi gerçekçi bir yaklaşım değildir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 19 Şubat 2011 yılında benim de katılımcısı olduğum “Roman Çocuklar ve Eğitim Çalıştayı sonuçları da strateji eylem planında dikkate alınmadı. Oysa Çalıştay’da okul devamsızlığını önlemek için “Çocukların müfredat kazanımlarına yönelik olarak ölçme değerlendirilmelerinin yeterince yapılamaması ve bu konuda “Aşamalı Devamsızlık Yönetimi Modeli” önerilmiş “Rehberlik Araştırma Merkezleri ile okullar arasında iş birliği oluşturulması” , “okulların eğitim ortamlarının fiziki yapısının ve donatımının ihtiyaca yeterince cevap vermeyişi” gibi sorunlara değinilmişti. Hatta ayrımcılığa yönelik “Okullarda ayrımcılıkla karşılaşılması durumunda resmi makamlara başvurmaktan çekinilmesi nedeniyle bir telefon ihbar hattının oluşturulması” vurgulanmıştı. (10)

Kentsel dönüşüm değil sosyal dönüşüm

Strateji planının “Barınma” başlığının giriş bölümünde “Romanların yaşam alanı kentsel dönüşüm alanlarına dahil edilmiş ve Romanlar sosyal konutlara yerleştirilmişlerdir. Ancak yapılan konutların genellikle şehir merkezlerinden uzakta olması nedeniyle bu uygulama Roman vatandaşların toplumla bütünleşme ve istihdam sorunların artmasına da yol açmıştır” sözlerine yer verilmiştir.  Burada kentsel dönüşüm ve sonrasına yapılan vurgu önemli fakat, halen kentsel dönüşüm sonrası İstanbul, İzmir, Tekirdağ Saray ve Sakarya gibi Roman mahallerinin olduğu yerlerde Romanlar daha kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmakta ve strateji sonrasında ise durumlarında henüz bir değişiklik gözlenmemektedir.  Bakanlıkta yapılan strateji tartışmalarında, Sulukule örneği derinlemesine anlatılmış ve sonuçlarından yola çıkarak öncelikle yapılması gerekenin sosyal dönüşüm olduğu vurgulanmıştı. İstihdam konusunda ise, önyargının giderilmesi ancak Romanların hemen hemen her gün muhatap olduğu kamu çalışanlarının Roman kültürü hem de ayırımcılık konusunda eğitilmeleri ve izlenmeleri ile giderilebilir. Yine başta politikacılar olmak üzere, öğretmenlerin, polislerin ve kamudaki memurların ayırımcılık önyargı nefret ve Roman kültürü konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Belgedeki en somut eksik ise önerilerin nasıl uygulanacağına ilişkin elle tutulur somut ve kalıcı eylem planları ve göstergelerinin olmamasıdır. Ayrıca strateji de bütün bu çalışmaların ilgili bakanlıklar, yerel belediyeler ve STK’lar aracılığı ile yapılacağı belirtilirken bunun nasıl yapılacağına dair bir şeffaflık bulunmamaktadır. Roman Strateji belgesinde bu STK’ların birçoğunun yereldeki Roman sivil toplum örgütleri olması ve bunun açık bir biçimde vurgulanması gerekiyordu.

Sonuç olarak, eğitim, istihdam, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak konusunda sorun yaşayan Romanlar ve diğer yoksul gruplar Avrupa’da ve Türkiye’de yaşam standartları açısından dezavantajlı topluluklar arasında yer almaktadır. Bunun nedeni ekonomik ve sosyal olarak diğer nedeni de Romanların hak arama konusunda vatandaşlık bilincinden yoksun olmalarıdır. Yapılan araştırmalarda Romanların, eğitim ile ilişkisi en kopuk grup olarak saptanması özellikle eğitim konusunda kapsamlı sosyal politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Yine Romanlar ve diğer ekonomik sosyal olarak dezavantajlı grupların büyük bir kısmının gerek Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan, gerekse Belediyelerden nakdi yardım ve/veya ayni yardım alması istihdam konusunda da bu topluluklara yönelik yetersiz bir çalışma olduğunu göstermektedir. Romanların büyük oranının sosyal güvenceden yoksun, niteliksiz iş alanlarında istihdam ediliyor olması farklı meslek alanlarında yer alamayacaklarına dair bir algıyı ve öz güven eksikliğini de ortaya koymaktadır.

Bu sorunun çözümü için farklı istihdam alanlarında da yer alabileceklerine ve nitelikli işlerde çalışabileceklerine inanmaları, bu doğrultuda algı ve haklarının bilincinde olmalarına ve toplumsal hayatta aktif olarak rol almalarına katkı sağlayacak kapasite çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bu konuda yapılacak en önemli adım ise Romanlar ve ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çözüm önerileri geliştirmektir. Bu kapsamda sosyal ve kültürel gerçeklerine uygun sosyal ve ekonomik destek programlarıyla sürdürülebilir istihdam ve yaşam olanakları yaratmak önemlidir. Ayrıca ilköğretimde düşük okula kayıt, devamsızlık ve okul terki gibi sorunlara yönelik kurulacak sosyal merkezlerin yanı sıra Roman çocukları eğitim sistemine entegre etmeye yönelik sürdürülebilir önlemler ve politikalar geliştirilmesi önemlidir. Fakat bu çalışmaların geçici niteliği konularında eleştirileri önlemek için Romanların istihdam ve eğitim olanaklarını artırıcı orta ve uzun erimli planlama yapılmasına ihtiyaç vardır. Bunun dışında, çok kültürlü, çoğulcu yaklaşımları ve Roman kimliğinin tanınması yolundaki çabaları ile ayrımcılık ve dışlanmaya karşı etkin projelerin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Devlet politikası gereği olarak derin yoksulluk yaşayan temel eğitim, istihdam gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun olanlarla ilgili yapılacak çalışmalarda ayrıca bir ayrımcılığa gidilmemelidir. 

 

Kapak fotoğrafı: Nejla Osserian

 

 

Kaynaklar

1 -Etnisite ve Kimlik: Cingenelerin Kokeni Adrian Marsh.s 21-22)

2-http://www.coe.int/t/dg3/romatravellers/default_en.asp

3- http://t24.com.tr/haber/roman-calistayi-raporu,71526

4-http://kazete.com.tr/haber/cingene-ifadesi-yasadan-cikti_4300

5-http://www.star.com.tr/politika/roman-aciliminda-hedef-ayrimciligi-tarihe-gommek-haber-692596/

6-http://www.haberedirne.info/haber/6-roman-federasyonu-ve-70-ten-fazla-roman-dernegi-bir-araya-gelerek-romfo-yu-kurdu-1502066.html

7- http://ec.europa.eu/justice/policies/discrimination/docs/com_2011_173_en.pdf

8-http://www.hurriyet.com.tr/turkiyenin-vize-muafiyeti-icin-yerine-getirmesi-gereken-kriterler-40067034

 9- http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/04/20160430-11.htm

10- http://ysop.meb.gov.tr/dosyalar/diger%20calismalar/Risk%20altindaki%20cocuklar%20calistay%20raporu.pdf

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri