18
Şubat

!f Tavsiye: İki Kadın Yönetmen

18 Şubat 2017 Yazar: Tuğçe Madayanti Dizici | Köşe adı:
Tüm Yazılar

 

AYKIRI AKADEMİ - Tuğce Madayanti Dizici

tugcemadayanti@gmail.com

 

!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali Galalar bölümünde daha önceden izlediğim 14 film arasından en beğendiğim filmlerden biri, en değerli kadın yönetmenlerden Kelly Reichardt’ın Certain Women filmi. !f Sanat Hayat İçindir! bölümünde izlediğim, bir kapalı kutu olan Çin’de insan ve kadın haklarının ne felaket durumda olduğunu gözler önüne seren belgesel Hooligan Sparrow ise öncelik verilmesi gereken çok değerli bir çalışma. Certain Women ve Hooligan Sparrow filmlerini özellikle kadın seyircinin kaçırmamasını isterim. Vizyon şansı bulacağını düşünmediğim Certain Women’ı bu yüzden ayrıntılı bir şekilde yazma gereği hissettim. Yönetmenin önceki filmlerini bu filmden önce izlemenizi ise şiddetle tavsiye ederim.

 

Puan: 65

!F Gala Filmi: Certain Women

Amerika’nın Diğer Yüzü

Sinema hayatı gerçekte yaşandığı gibi gösteren bir araç olabiliyor. Ucuz dramlardan, klişe ve formüllerden uzak gerçekte olduğu gibi otantik olabilen filmler yüceltilmeyi sonuna kadar hakkediyorlar. Sinemanın bu şekilde kullanılmasının tercih edilmesinde tek bir sıkıntı var; gerçek hayat çoğu zaman çok sıkıcı. Seyirciye ilham vermek isteyen yönetmenin bu sıkıntıyı aşmasında gereken hile ise gerçek hayatın bir tasavvurunu sunması olmalı. Bu tasavvur dediğimiz de, günlük hayatın içinde gizli kalmış dramları bulmakla, başkalarının kaçırdığı o canlı damarı keşfetmekle ilgili. Montana’da yaşayan üç (aslında dört) farklı kadının belli bir ölçüde kesişen hikayelerini anlatan Certain Women işte tam da bunu yapan bir film. O yüzden her türlü ilgiyi hakkediyor. Filmin yönetmeni Kelly Reichardt’ı Amerika’daki Büyük Bunalım'ın (1929) kurbanlarını görüntüleyen ve insanların içinde bulunduğu umutsuzluğu sessiz karelere sığdıran en iyi fotoğrafçılardan Dorothea Lange’ye benzetiyorum. O da Lange gibi kullandığı enstrümanla sanatını konuşturduğu kadar toplumsal gerçekliği de karelere kaydediyor.

 

Organik bağları güçlü filmler

En sevdiğim kadın ve natüralist yönetmenlerin başında yer alan Kelly Reichardt, karakterlerini bulundukları çevreleri ile incelikle gözlemleyerek tartan ve böylece onları ele geçirebilen bir yönetmen. Akıllarımıza ilk girdiği film Old Joy (2006) filminden sonra, Amerika’nın adaletsiz ekonomik sistemini gösteren ve hala hatırladıkça içimi acıtan Wendy and Lucy (2008) ile küçücük bir kasabada geçen incecik bir hikayeden nasıl büyük bir eleştiri çıkarabildiğini zaten kanıtlamıştı. Son filmi Certain Women da bu mantık çerçevesinde Wendy ve Lucy ile benzerlik gösteriyor. Yönetmen bu filmini de diğer iki filminde olduğu gibi kısa bir hikayeden uyarlanmış. Karakterlerin bulundukları coğrafya ve çevre ile olan organik bağları çok kuvvetli olduğu düşünülürse uyarlandığı kısacık hikaye oldukça geliştirilmiş.

 

Dört kadın ve bir sessizlik

Filmdeki kadın karakterler genel olarak kadınların veya insanlığın geniş ölçekli temsilcileri değiller. Onlar Reichardt’ın bizlere anlatmayı tercih ettiği sıradan, basit belirli kadınlar. İlk hikayede bir avukat rolünde Laura Dern’i izliyoruz. Bir kaza sonucu paraya razı olmuş eski müvekkilinin tekrardan dava açmasının imkansız olduğunu bir türlü kendisine anlatamayan bu kadın avukat erkek bir meslektaşından yardım istemek zorunda kalır. Müvekkili aynı şeyleri duymuş olmasına rağmen bu erkek avukatla konuştuktan sonra ikna olur. Diğer hikayede Michelle Williams’ın orman içine doğal bir ev inşa etme hayali ve bu ev için yaşlı bir adamın arazisinde kullanılmayarak duran yerel taş yığınını alma mücadelesini izliyoruz. Eşi ile bu adamın evine gittiklerinde adamın kadına değil de tüm dikkatini eşine vermesine şahit oluyoruz. En son hikayede ise sezonluk at çiftliği işçisi Lily Gladstone ile kasabaya yetişkinlere kurs vermeye gelen avukat rolündeki Kristen Stewart’ın garip ilişkisini izliyoruz. Tüm bu hikayeler çok az diyaloglu, yavaş ilerleyen, kadın karakterlerin daha çok sessizliğini duyduğumuz ve aslında onları cümleler arasındaki boşluklarda keşfettiğimiz hikayeler. Kabaca özetlediğim bu üç hikayenin en başarılısı ve etkileyicisi hiç kuşkusuz sonuncusu.

 

Film size göre mi?

Kendi hayatınızdan daha sıkıcı olan hayatları izlemek size sıkıntı veriyorsa bu film size göre değil. Ancak filmde içselleştirebileceğiniz hiçbir karakter olmasa bile filmdeki her bir kadını ve onların neler yaşadıklarını hissedeceğinizin garantisini verebilirim. Film, tenhalık ve yalnızlık içindeki işçi sınıfına ait insanların kendi hayatları için daha iyi şeyler istemeleri ve bunu elde edebilme mitolojilerine karşı gerçekliğin bunu engellemesi hakkında etkileyici bir söz söylüyor.

Not: Filmi festival kapsamında İstanbul’da 22 Şubat’ta iki salonda ve 24 Şubat’ta izleyebilirsiniz. Ankara’da ise 4 Mart tarihinde gösterilecek.

 

Puan: 85

Hooligan Sparrow

Son derece tehlikeli bir ülke olan Çin’in baskıcı ve kuralsız yapısı altında, orada yaşayan kadınların nasıl ezildiğine inanamayacaksınız. Çin'de bir okul müdürünün 6 kız öğrenciyi bir otele götürüp gece orada tutmasının ardından açılan soruşturmanın üzerinin hükümet tarafından nasıl kapatılmaya çalışıldığını ve okul müdürlerinin öğrencileri devlet yetkililerine rüşvet olarak sunduğu daha pek çok vakanın olduğunu öğrenince bu filmin çekilmesinin ne kadar cesaret ve irade isteyen bir iş olduğunu göreceksiniz. Yönetmen Nanfu Wang ile seks işçisi Ye Haiyan'ın (Serçe) da bulunduğu bir grup insan hakları aktivistinin bu büyük cesaretine şahit olmalı ve bu grubun hem okulun önünde hem de sosyal medyada gerçekleştirdikleri protestolar ardından yaşadıkları kovalamacayı izlemelisiniz.

Not: Filmi festival kapsamında İstanbul’da 19 Şubat’ta ve 21 Şubat’ta izleyebilirsiniz.

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri