25
Ocak

Krallar Vadisindeki Yabancı

25 Ocak 2017 Yazar: Aykırı Akademi

Mısır asıllı İngiliz yazar Ahmed Osman, Yusuf Peygamber olarak bildiğimiz Eski Ahit şahsiyetinin gerçekte Vezir Yuya olduğunu iddia ediyor. Din adamı Yusuf ile Krallar Vadisi’ndeki bu yabancı aynı kişi olabilir mi?

 

AYKIRI AKADEMİ

“Musa ve Akhenaton” adlı kitabında Musa’nın gerçekte “kâfir kral” Akhenaton’un ta kendisi olduğunu ileri süren Mısır asıllı İngiliz yazar Ahmed Osman, Eski Ahit’teki şahsiyetlerin izini sürmeye devam ediyor. Osman, Musa’yı bir Mısır soylusu olarak tasvir eden Musa ve Akhenaton, Çıkış’ın meselinin gerçekleştiği şehri ortaya çıkaran Kayıp Şehir’den sonra “Krallar Vadisindeki Yabancı”da da Yusuf Peygamber’in izini sürüyor. Yazar, Omega Yayınları arasında yer alan son kitabı “Krallar Vadisindeki Yabancı”da Yusuf Peygamber olarak bildiğimiz Eski Ahit şahsiyetinin gerçekte Vezir Yuya olduğunu iddia ediyor.

Yuya ve karısı Tuya'nın mezarı 1905 yılında bulundu. Kazıyı yönetenler Howard Carter, James Quibell, Arthur Weigall ve Edward Ayrton gibi Tarihi Eserler Hizmetleri yetkilisi arkeologlardı. Bulunan kalıntılar arasında bir kızağın üzerinde siyah ziftle kaplı ve yazılar bulunan Yuya’nın ahşap lahdi, üç tabutun içinde Yuya’nın mumyası ve karısı Tuya’nın mumyasının bulunduğu iki tabut da vardı. Tutankhamun’un mezarı bulununcaya dek, Yuya’nın mezarı Mısır’da neredeyse hiç zarar görmemiş halde bulunan ilk mezar oldu. Mezar, resmi olarak 13 Şubat 1905’te açıldı. Açılışa İngiltere Kralı’nın kardeşi Connaught Dükü ve Düşesi katıldı. Yuya ve Tuya’nın mezarı, Tutankhamun’dan önce bulunan en eksiksiz mezar olsa da, hiç kimse Yuya’nın kişisel olarak çok önemli olduğunu düşünmüyordu.

Yuya'nın mumyası

Ama Yuya, Hiksos kralları zamanında İki Diyarın Hükümdarının (Firavun) Kutsal Babası’nın sahip olduğu ve Yusuf’un da taşıdığı “it ntr n nb tawi” unvanına sahip olan tek kişiydi. Açık bir şekilde Kraliyet kanını taşımamasına rağmen, Asiller Vadisi yerine Krallar Vadisi’ne gömülmüştü. Dahası, diğer asillerin aksine Yuya’nın mezarı dekore edilmemiş ve üzerine isim yazılmamıştı. Lahdinin üzerinde, üç tabutta ve diğer cenaze eşyalarında bulunan adı Mısır dilinden değildi ve o dönemden önce Mısır’da kullanılmamıştı. Çoğu Krallık mumyasının aksine, Yuya’nın kulakları delinmemişti ve çenesinin altında avuç içleri göğsüne dönük şekildeki kollarının duruşu, ölen kişinin kollarının göğsünde çapraz olduğu yaygın Osiris tarzından farklıydı. Bilindiği kadarıyla Yuya, elleri bu şekilde bulunan tek Mısır mumyası. Klasik bir Mısırlı gibi görünen karısı Tuya’nın aksine,  Yuya dış görünüş itibariyle dikkat çekici ölçüde yabancıydı.

Yuya’nın soyundan gelenlerin iktidarı — Amarna kralları Amenhotep IV (Akhnaten), Semenkhkare, Tutankhamun ve son olarak Yuya’nın kendi oğlu olduğu kabul edilen Aye — Mısır tarihindeki en sıra dışı olaylardan birine şahitlik etmişti. Amenhotep IV tapınakları kapatıp Mısır’daki bütün geleneksel Tanrıları ortadan kaldırmış, yerlerine tek tanrı olan Aton’u getirip kendi ismini de Amenhotep IV’ten Akhnaton’a çevirmişti. 18. Hanedanlığın son kralı Horemheb Amarna krallarının yerini aldıktan sonra, onların isimlerinin sanki hiç var olmamışlar gibi Mısır tarihinden silip atmak için önemli bir hamle gerçekleşmiştir. Son üç senesini Semenkhare ile beraber yürüttüğü on yedi yıllık hükümdarlığının ardından gizemli bir şekilde ortadan kaybolana dek, Akhnaton‘un tek Tanrı ısrarı yıllar içinde daha da pekişti. Onunla birlikte Semenkhare de aynı ölçüde garip bir şekilde ortadan kayboldu. Akhnaton’un Kraliçe Nefertiti’den olduğuna inanılan oğlu Tutankhamun başa geçti. Tutankhamun eski tanrılar ve Aton arasında ara bulmak istedi. Amarna’yı terk etti ve Teb’e dönerek kapatılan tapınakları tekrar kullanıma açtı. Ancak Aton’a tapılmasına müsaade etti. Dokuz yılın ardından Tutankhamun devri bir saldırıyla sona erdi ve yerine Yuya’nın küçük oğlu Aye geçti. Ancak o da kısa bir süre devam edebildi — dört yıl —  ve ardında iz bırakmadan ortadan kayboldu. Tahta bir Mısır ordusu generali olan ve kendi döneminde “bir tür General Franco” olarak tanımlanan Horemheb geçti. Horemheb yargı sistemini yeniden düzenleyerek ve hafif suçlara ağır cezalar koyarak istikrarı yeniden sağlamaya yöneldi. Akhnaton’un yaptırdığı çok sayıda anıtı ortadan kaldırdı ve Tutankhamun’un kabartma resimlerini kendisininkilerle değiştirdi. Aye’nin ölümünün ardından dört Amarna kralının ve ailelerinin kaderi üstüne bir perde çekildi. Bütün Mısır kayıtları Horemheb’in Amenhotep’ten sonra tahtı devraldığını yazarak Akhnaton, Semenkhare, Tutankhamun ve Aye’yi tümüyle yok saydılar.

Vezir Yuyanın ardından ortaya çıkan gelişmeler böyle. Peki, Mısır’daki dini düşüncelerin karmaşıklığına ve ne kadar uzun zamanda şekillendiğini düşündüğümüzde, Akhnaton döneminde hiçbir resmi olmayan tek bir tanrıya inanmak gibi büyük bir değişimin nedeni ne olabilir? Genel kanı bunun Yuya ile başladığı. Eğer kendisi tek tanrılı dinin inananı Yusuf değilse, Mısır’ın yüzyıllık eski dini inançlarında yer almayan bu devrim niteliğindeki düşüncelere nereden kapıldı?

Osman şöyle devam ediyor: “Sonunda 1984’te Kahire’ye uçup mumyayı kendi gözlerimle gördüğümde, araştırmalarım beni tarihteki Yuya ile İncil’deki Yusuf’un büsbütün aynı kişi olduklarına inanmama yol açtı. Bu vesileyle ilk kez Yuya olarak bilinen mumyanın aslında Yusuf olduğu görüşümü dile getirdim.”

Yuya Mısır tarihinde “Firavun’un babası” unvanına sahip tek kişiydi. Görünürde Kraliyet kanı taşımamasına rağmen, Yuya’nın mumyası bu yüzyılın başlarında Krallar Vadisi’nde, iki Firavun’un mezarları arasındaki bir mezarda bulunmuştu. Din adamı Yusuf ile Krallar Vadisi’ndeki bu yabancı aynı kişi olabilir mi?

Osman’ın bu soruya yanıtı evet. Bu durumda Yusuf Peygamber’in mumyası da Kahire’deki müzede…

Doğruysa bu bildiğimiz dinler tarihinin de sonu demek…

 

 

 

Kapaktaki fotoğraf: Yusuf Peygamber'e ait olduğu belirtilen mezar

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri