09
Ocak

Pavlov’un evi: 25 Sovyet askerinin binlerce Nazi’ye karşı direnişinin hikayesi…

09 Ocak 2017 Yazar: Serdar Nâzım Yüce | Köşe adı: CEZA SAHASI
Tüm Yazılar

Burada yazdıklarımız, Sovyetlerin verdiği insanlık savaşının seyrinden; yani dünyanın kaderinin değiştiği Stalingrad Savaşı’ndan küçük bir anekdot, bir simgesel olay olarak okunabilir. Kurtarıcı olan insanlığın muazzam birikimidir.

 

AYKIRI AKADEMİ – Serdar Nazım Yüce

Bolşevikler Bakü’de petrol işkolunda ses getiren bir grev örgütlemişlerdi. Henüz son kadehlerin kendisine kaldırılacağından habersiz olan Stalin’in de içerisinde yer aldığı Bolşevik komite, Rusya işçi sınıfı tarihindeki ilk toplu iş sözleşmesini patronlara imzalatmayı başarmıştı. İşçiler benzer grevler düzenliyorlardı. 1905’in Ocak ayının ilk günlerinde Petrograd’ın (Sovyetler’in Leningrad’ı) maden işçileri 5 gün süren bir greve başladılar. Sermaye sınıfı ve Çarlık da boş durmamış, işçi sınıfının mücadelesini dinamitlemek için ajan faaliyetlerine girişmişti. Adı tüm dünya sınıf mücadelecilerince bilinen ajan ‘Papaz Gapon’ kendini işçi önderi yapmış; Çar Nikolay’a desteği olabileceğini düşündüğü ‘barışçıl’ bir protesto düzenlemişti.

37 yıl önce işçiler boğazlarına çöken Rus Çarlığı’na karşı, Kışlık Saray’a doğru yürüyüşe geçti. Göstericiler silahsızdı. II’nci Nikolay’a dilekçe sunmak istediler; tüm talepleri çalışma saatlerinin 8 saat olması, fazla mesai olmaması, asgari günlük ücretin 1 ruble olmasıydı...

İlahiler okuyarak, Çar’ın fotoğraflarını taşıyarak yürüdüğü söylenir işçilerin. Ama Çarlık korkmuş, devrimin ayak sesini duymuştu. Kışlık Saray önünde konuşlanmış askerler ateş açtılar işçilere. Eyleme katılan 100 bin işçinin binden fazlası oracıkta öldü; iki binden fazla işçi de yaralandı. Bu ‘Kanlı Pazar’ diye bildiğimiz olaydı, (Eski Rus takvimine göre) 9 Ocak 1905’ti tarih. Bu olaydan sonra sadece Ocak ayında yarım milyondan fazla işçi sokaklara çıktı. Sokağa çıkan işçilerin ellerinde tuttuğu pankartlarda artık ‘Tanrı Çar’ı Korusun’ değil, ‘Kahrolsun Zalimler’ yazıyordu. 1905 Devrimi’nin kapısı aralanıyordu…

37 yıl sonra işçilerin üzerine ateş açıldığı o tarihi ve Stalin’in adını tekrar duyduk. Ne 9 Ocak bir yas günüydü artık, Ne de Stalin kaçak bir Bolşevik…

* * *

Adı ‘Kanlı Pazar’dan gelen bir meydana; 9 Ocak Meydanı’na, bakan 4 katlı binada savaşın kaderini değiştiren direniş...

37 yıl sonrasının Stalingrad’ındayız...

Şehir, 1942 Ağustos’unda kuşatılmıştı. Nazi Almanya’sı, adı oldukça simgesel bu kenti ‘Komünizmin kalbi’ olarak görüp var gücüyle saldırıya geçmişti. Ağır kayıplar vererek 2 yıl boyunca geri çekilen Kızıl Ordu’nun ise  artık başka yolu yoktu; ölüm kalım savaşı verilecekti!

Stalin ünlü 227 numaralı emrini verir, tarih 27 Temmuz’dur. Tüm subayların elinden geri çekilme yetkisi alınır, ordu gazeteleri ‘Volga gerisinde bir vatan yok’ diye duyururlar bu kararı. Artık verilen emirdeki gibi ‘Oda oda direnilecek’tir.

30 askerden oluşan bir Kızıl Ordu müfrezesine 9 Ocak Meydanı’na bakan bu binayı ele geçirme ve koruma görevi verilir. Görevi yerine getirmek için büyük mücadele verilir ve büyük kayıplar... En sonunda binayı ele geçirir müfreze. Üstleri ‘düştüğü için’ komuta artık Çavuş Yakov Pavlov’dadır. Bu arada müfreze dediğimize bakmayın, Pavlov ve arkadaşları sadece 4 kişi kalmışlardır.

Müfreze (!) binanın bodrumunda korkuyla bekleşen 10 yurttaşını bulur. Binayı ‘kendi boylarına göre’ tahkim ederler, etrafına mayın döşenir, dikenli tel çekilir, uygun pencere ve açıklıklara makineli tüfek yuvaları yapılır. 3 gün süren insanüstü bir direniş başlar, Naziler’e geçit verilmez. Üçüncü günün sonunda destek gelir, gelen 26 Kızıl Ordu eriyle birlikte artık bilekleri bükülmezdir.

Tam burada ‘Naziler neden binayı yıkmamışlar’ diye sorabilirsiniz. Hemen söyleyelim, aynı zamanda Stalingrad’ı bir uçtan bir uca gören, Volga Nehri kıyısında bir binadır bu. Elinde tutanın mutlak üstünlük sağlayacağı bu bina öylece alınmak zorundadır. Bina için amansız bir savaş başlar.

Sovyetler tankları durdurmanın ‘daha kolay’ yolunu bulmuştur: Tankların namluları binanın tepesine kadar ulaşamadığı için buraya PTRS-41 model anti-tank mermisi atan bir tüfek yerleştirilir. Askerlerin ateşlediği füzelerle binanın dört yanı kısa sürede hurdalığa döner.

Kentte Alman 6’ıncı Ordusunun hakimiyeti sağlayamadığı tek yer neredeyse burasıdır. Pavlov ve arkadaşları bir oraya bir buraya koşarak mücadele verirler:  Oda oda savaşırlar!

Bazı kaynaklar Alman askerlerinin aralarında ‘nasılsın’ sorusuna ‘Mutfağı aldık ama salon hala onlarda’ yanıtını vererek şakalaştıklarını yazarlar. Aynı şekilde üst katta Sovyet askerlerinin alttaki Nazilere karşı mücadelesini anlatan kitaplar bile vardır.

Bir süre sonra yiyecekleri, içecekleri, cephaneleri biter. Ama umutsuzluğa düşmezler. Delik deşik olmuş binanın bir de bodrumunu kazarak, bir tünel açarlar ve yakındaki Sovyet siperlerine ulaşarak ihtiyaçlarını tedarik ederler. Ünü yayılan eve,  açılan bu tünel sayesinde ziyarete gelen yoldaşlar bile oluyor…

Bu sırada Almanlarsa tüm işlerini güçlerini bırakmışlar, bu evi almak için kavga vermektedirler.

Bu mücadele tüm Sovyetler’de umut olarak dalga dalga yayılır. Pavlov ve arkadaşlarının 27 Eylül’de başlayan direnişleri, Kızıl Ordu birlikleri 25 Kasım günü gelip onları kurtarıncaya kadar devam eder. 20 kadar Sovyet askeri 59 gün Alman askerlerine geçit vermez. Öyle ki, Nazi subayları haritalarına evi ‘Kale’ ifadesiyle işaretlemek zorunda kalırlar.

Kuşatma, 9-11 Ocak’ta kırıldı. 2 Şubat 1943’te Stalingrad Savaşı sonlandığında ise birçok Nazi subayı on binlerce askerini orada öylece bırakıp, arkalarına bakmadan kaçmışlardı. 6’ncı Ordu yok edildi, kalanlarsa teslim oldu.

25 kadar asker ve 10 kadar Sovyet yurttaşı, Hitler’in gururu 6’ncı Ordu’ya tarihin belki de en orantısız yenilgisini tattırdı. Stalingrad savunmasının başındaki 62. Ordu Komutanı Mareşal Vasili Çuykov, o günden itibaren ‘Pavlov’un Evi’ diye bahsedilegelmiş bu evle ilgili olarak “Paris'i almak için ölen Nazi askerinden fazlası Pavlov'un evinin önünde öldü” dedi.

Tam ‘Umut yok, her şey bitti’ denirken, beyaz bayraklar peşi sıra sallanırken, o tarihi şehirlerin anahtarları bir bir Nazi Almanya’sına teslim edilirken; Stalingrad kuşatmasını kırıp 2.Dünya Savaşı’nın tüm seyrini değiştirdiler.

Esir düşen Nazi askerleri. Stalingrad’a saldıran 1 milyondan fazla Nazi’den 850 bini öldü. 107 bin Nazi askeri de teslim oldu. Ki teslim olanlar arasında Stalingrad komutanı General Paulus ve beraberinde 21 general vardır.

 

Bir Kızıl Ordu eri, Stalingrad şehir merkezinde kızıl bayrak sallayarak zaferi duyuruyor (2 Şubat 1943)

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri