12
Aralık

Sağlıkçı Akademisyen İlker Belek’ten umutsuzluğa reçete: Oysa halk bir araya geldiğinde aşamayacağı engel yoktur, örgütlü olmalıyız

12 Aralık 2016 Yazar: Aykırı Akademi

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. İlker Belek, bugün Enver Aysever’in RS FM’de sunduğu “Oyuna Devam” programının konuğu oldu. Halk sağlığı konusunda da çalışmalar yapan İlker Belek, Beşiktaş saldırısı, “ekonomik kriz” tartışmaları başta olmak üzere gündemdeki konuları bu bağlamda değerlendirdi.

 

AYKIRI AKADEMİ - HABER

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlisi ve soL Haber Portalı yazarı Doç. Dr. İlker Belek, RS FM’de hafta içi her gün “Oyuna Devam programını sunan Enver Aysever’in konuğu oldu. Yayına telefonla bağlanan Doç. Dr. Belek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması süreci tam bir kaos. Bunun topluma  yansıması umutsuzluk, yılgınlık, var olan mücadele potansiyelinin neredeyse ortadan kalkması şeklinde görüntüleniyor. Bu bireysel bir sorun değil hiç şüphesiz” diyen Belek “Yapılanlar son derece örgütlü ve planlı. Bir ucundan, toplumu sindirmeye yönelik bir plan bu. Böyle planlanmamış olsa bile ortaya çıkardığı sonuç kesinlikle bu. Öte taraftan da, bu yapılanlar içerisinde Türkiye’nin geleceğine dönük bir takım planlar var. Bunlarla birlikte değerlendirildiğinde konunun siyasi olarak ele alınması ve çözümün siyasi boyutta aranması gerektiğini düşündüğüm bir süreci yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

‘OLAĞANLAŞTIRILAN DEĞİL, ÇARESİZLİĞİN EGEMEN OLDUĞU BİR ORTAMDA YAŞIYORUZ’
Enver Aysever “Toplumun bu kadar kısa aralıklarla bu kadar büyük felaketlere tanık olması ve bunu sanki ‘günlük, olağan hal’miş gibi hissetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sordu. “Hakikaten yaşananları olağanlaştırmak gibi bir durum söz konusu gerçekten. Ama bu, şiddetin ve savaşların yaşandığı bütün koşullarda yaşanan bir gelişme” diyen Belek, “İnsanlar, toplumlar, gruplar, en nihayetinde yaşayabilmek için, içinde yaşadıkları ortam çok kötü olsa bile olağan olarak algılamaya çalışırlar. Alttan alta başka şeyler de akar. O nedenle olağan şeklinde algılanan bir ortamda değil, çaresizliğin, korkuların egemen olduğu bir ortamda yaşadığımızı düşünüyorum. Aynı zamanda geleceğimize ilişkin neler olabilir diye arayışlar da var. Aynı zamanda ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız, kendimizi yakın çevremizi nasıl korumalıyız şeklinde bir yaklaşım var” dedi.

Bu tür olayların toplumun sadece ruh sağlığına değil fiziksel rahatsızlara da neden olduğunun hatırlatılması üzerine, İlker Belek, “Doğru. İşte depresyon ve bütün depresif belirtiler; bu tür bulguların bir taraftan da kendini fiziksel rahatsızlıklar şeklinde gösteriyor olması, böyle dönemlerde kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir tablodur” yorumunu yaptı.

 

‘SORUNU BİR BÜTÜN OLARAK ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORSAK…’
Enver Aysever’in “Söz konusu umutsuzluğa karşı biraz da örgütlü olmayı konuşmamız gerekir. Bu konuda ne diyeceksiniz?” ifadeleri üzerine konuşan İlker Belek, “Birey olarak altından kalkabileceğimiz bir durum değil. Bu saldırıları planlayanların yapmak istediği şey, toplumu birey birey parçalamak, tam da umutsuzluğa düşürmek. O nedenle tek tek altından kalkamayız bunun. Bu sorunu bir bütün olarak ortadan kaldırmak istiyorsak örgütlü olmalıyız” dedi.

 

‘HALKIN BİR ARAYA GELDİĞİNDE ÇÖZEMEYECEĞİ SORUN YOKTUR’
“Aslında bu mümkün de“ diyen ve örgütlenmenin zemini olduğuna işaret eden Belek, “Toplumlar böyle durumlarda kendi güçlerinin farkına varamayabilirler. Aslında bu tür eylemlerle yapılmak istenen şey de bir yönüyle budur. Oysa halk bir araya geldiğinde büyük bir güçtür. Çözemeyeceği sorun, aşamayacağı engel yoktur. Biz bunu Haziran Ayaklanması’nda en azından hissetmiş olduk. İş yerinde, mahalleden başlayarak emekçi sınıfı bir araya getirmeye dönük bir siyaset izlemek lazım. Burada önemli olan kimlikler üzerinden yapılan siyasetin bir tarafa bırakılmasıdır. Doğrudan doğruya halkımızın gerçek kimliği olan emekçi kimliğinin ortaya çıkması gerekir” diye konuştu.

 

‘3 MİLYON YILLIK TARİHİ OLAN İNSANDAN UMUT KESİLMEZ’
Yaklaşan ekonomik krizle ilgili konuşan ve Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkililerinin de sıkça vurguladığı “tasarruf” sözcüğüne atıf yapan Belek, “2017 tasarruf yılı olacak demek, Türkiye’de emekçi-işçi sınıfının tasarrufu demektir, patronun değil” dedi. Buradan baktığmızda sınıf eksenli sorunlar artacak demektir. Biz buna odaklanmalıyız” diyen Doç. Dr. İlker Belek, “Kimlik siyaseti emekçi sınıflarını bölüyor. Bunlar emekçileri ilgilendiren ayrımlar değil. Sorun varsa, sorunu yaşayan insan varsa ve insan 3 milyon yıllık gelişimiyle insan olarak varsa insandan umut kesilmez” ifadelerini kullandı.

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri