12
Aralık

Sürüyor o dava ve sürecek; ölüm madencinin fıtratı olmayana dek...

12 Aralık 2016 Yazar: Aykırı Akademi

Asgari ücret kazanmak için 7 gün çalışan, yerin yedi kat altına giren, yemek molaları bile olmayan, birilerinin cebi daha çok dolsun diye hep daha çok çalışmaya zorlanan 301 işçi. 301 aile o gün babasız, evlatsız kaldı. Soma maden ocağı, Soma mezarlığına dönüştü.

Dava ise 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde hala devam ediyor...

 

AYKIRI AKADEMİ – Özgen Aydos

13 Mayıs 2014’de bu ülkede yaşayanlar, Türkiye’nin en büyük maden faciasına tanıklık ettiler. Aslında daha önce de kazalar olmuştu ama bu ülkede sayı ne kadar çok olursa haberin manşette yer alması daha kolay olur. Çünkü bizlerin hafızaları katliamlarla doludur.

O gün Soma Kömür İşletmeleri A.Ş tarafından yönetilen maden ocağında 787 işçi vardı. Vardiya değişimi sırasında yangın çıktı. Kömür madeninin girişe yakın kısmındaki işçiler çıktı ama yüzlerce işçi yerin altında kaldı. Yangının etkisiyle maden ocağı zehirli gazla doldu.

Sonrasını hep beraber televizyonlardan izledik.

Şirketin yetkilileri tam olarak yerin altındaki işçi sayısını bile bilmiyorlardı. Zaten açıklamayı da iki gün sonra yaptılar: "Ne yazık ki işletmemizde mühendislik ve teknik olarak bugüne kadar görülmeyen ve açıklanamayan yangın vuku bulmuştur. Her türlü emniyet tedbirinin alınmasına rağmen normal şartlardan daha hızlı bir şekilde yayılan yangının nedeni, detaylı incelemeden sonra anlaşılabilecektir."

Her türlü tedbir alınmıştı ve 300’den fazla insan yerin altında can çekişiyordu, öyle mi? İnsanın aklıyla alay eden bu açıklamanın üstünde o an fazla durulamadı. Çünkü kurtarılması gerekenler vardı; ölü ya da diri. Madencilerin aileleri toprağın üstünde bir mucize bekliyordu.

48 saat hiç uyumadan bütün ajanslardaki görüntüleri izledim, röportajları dinledim. Her bir karenin aklımda kalmasını istiyordum. Unutmamak istiyordum. İçimdeki öfkenin bir anda dinmesini istemiyordum, ilmek ilmek örmeli ve her zaman hatırlamalıydım.

‘’Ayakkabımı çıkarayım sedye kirlenmesin’’

Bir madenci, ‘‘Siz her gün ailenizi öperek, helalleşerek, bir daha dönmeyeceğinizi düşünerek işe gidiyor musunuz?’’ diye soruyordu kendisine mikrofon uzatmış muhabire.

Bir çocuk maden ocağının önünde, ‘’Babam gibi kokuyor burası’’ diye haykırıyordu. Başka bir çocuk, ‘’Babama Galatasaray’ın maçı var derseniz çıkar gelir’’ diyordu.

Kurtarılmış ve sedyeye yatırılmış işçi, ‘’Ayakkabılarımı çıkarayım sedye kirlenmesin’’ diye ezilip büzülüyordu. Biliyorum bu görüntüyü gören çoğu insanın gözünden yaş süzülüyordu.

Faciadan sağ kurtarılan bir başka işçi, ‘’Abi Mahmut çıkmadı. Mahmut çıkamadı. Beni bırakın onu alın abi. Onun karısı hamile’’ diye yalvarıyordu.

Maden işçisi Nihat Çelik açık açık anlatıyordu olanı biteni: ‘Madencilikte her şey prim. aşağıda bizi sıkıştırıyorlar, baskıyla çalıştırıyorlar bizi. Kömür fazla çıktığında amirlere prim yazılıyor" dedi. "Sıcak kömür olduğuna dair itirazımız dikkate alınsaydı zaiyat bu kadar çok olmayabilirdi.’’

Peki denetleme var mıydı? Onun da cevabını veriyordu Çelik, ‘’Şimdi müfettiş gönderseniz ne olur? Denetlemeye gelen müfettişlerin denetlenmesi gerekiyordu.’’

O sırada hükümet yetkilileri de açıklama yapıyordu elbet. Biri, ‘3 gündür aynı gömleği giydiğinden’ şikayet ediyor, bir diğeri ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ diyordu.

Ama Soma halkı sokağa inmişti yaşanan bu faciayı protesto ediyordu. Ve içlerinden biri dönemin Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’in tekmesine maruz kalıyordu.


İhmaller ortaya çıktı

Faciayla ilgili TBMM’de komisyon kuruldu ve şirketin kendinde bulamadığı ihmalleri ise bilirkişi raporunda ortaya çıktı.

Onlardan bazıları şunlardı:

- Sensörlerden gelen bilgiler, ocakta meydana gelen kazanın olacağını önceden bildirmesine rağmen bilgilerin dikkate alınmadı ve çalışma durdurulmadı.

- Havalandırma şekli ve yöntemi yangın tehlikesi olan yeraltı ocağı için uygun değildi.

- Olay esnasında kaçışı sağlayacak yol, iş güvenliği göz ardı edilerek, sadece kömür rezervi düşünülerek iptal edilmişti.

- Üretim 2 katından fazlasına çıkarılmış, çalışan sayısı artırılmış olmasına rağmen havalandırma sistemi aynen korunmuştu.

- Yangına meyilli olan böyle bir işletmede yangın riskine karşı altyapı oluşturulmamıştı.

- Gaz maskelerinin kontrolleri yapılmamış, kontrol kayıtları denetlenmemişti.

- Üretim zorlaması yapılmıştı.

- Vantilatör ve aspiratörler gerektiğinde hava akımını ters yöne çevirebilecek tipte düzenlenmemişti.

- Tahliye amaçlı planlama yoktu. Çalışanların işyerini terk edecek kısa ve alternatif yollar yapılmamıştı. Alarm ve haberleşme sistemi yoktu.

 

Dünyada maden kazaları

Hani madencinin fıtratında ölmek vardı ya dünyadaki verilere baktığımda hiç de öyle olmadığını gördüm. En çok kömür çıkaran Almanya’da 38 yılda 3 kişi ölmüştü.

Rusya’da 24 yılda 10 maden işçisi hayatını kaybetmişti.

Amerika’da 36 yılda 22 işçi can vermişti.

Ama Türkiye’de sadece bir günde 301 işçi öldü.

Asgari ücret kazanmak için 7 gün çalışan, yerin yedi kat altına giren, yemek molaları bile olmayan, birilerinin cebi daha çok dolsun diye hep daha çok çalışmaya zorlanan 301 işçi. 301 aile o gün babasız, evlatsız kaldı. Soma maden ocağı, Soma mezarlığına dönüştü.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde Soma davası devam ediyor. Mahkemeye gidebilecek yol parasını bulan aileler şanslı; katillerin gözlerinin içine içine bakıyorlar, hepimizin yerine.

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri