30
Kasım

Kaderde patates kadar olamamak varmış!

30 Kasım 2016 Yazar: Sebla Kutsal | Köşe adı: NÖBETÇİ MEDYA
Tüm Yazılar

İnsana insan muamelesi yapmayan bir devletin, sebep olduğu ölümleri saymakla bitiremeyeceğimiz bir kültürün onlara atfettiği değer bu kadar az olduğu müddetçe, yetkililer her katliamın içinden "kader" diyerek kolayca sıyrılabilecek. 

 

AYKIRI AKADEMİ – Sebla Kutsal

Bilmem hatırlar mısınız...

Konya'nın Taşkent İlçesi'nde 2008 yılında, üç katlı kız Kuran kursu binası, gaz sıkışmasından kaynaklanan patlamada yıkılarak, 17 yatılı öğrenci ile 1 eğitmene mezar olmuştu. Ruhsatsız binadaki "kazada" 29 kişi de yaralanmıştı.

Bu cinayetin davası sekiz yıldır sürüyor. Haziran ayındaki 25'inci duruşmada öldürülen çocukların avukatı Hakkı Ünalmış, "Olay nedeniyle toprağa gömülü olanlar patates değil!" diye isyan etti. Ve yıllardır süren davanın bir an önce sonuçlandırılmasını ve sanıkların cezalandırılmasını istedi. 25 Ekim günü 26'ncı celsesi gerçekleştirilen dava, gerekli dosyaların Ankara’da olması sebebiyle 14 Şubat'a ertelendi.

2008'deki facianın ardından sorumlulara ne olduğunu da hatırlayalım: Yurt Müdürü Hüseyin Çömlek, dernek ve yurt temsilcileri Mehmet Semerci ve Mehmet Göktaş, Hadim İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gözaltına alınmıştı. Mehmet Göktaş, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış, Hüseyin Çömlek ve Mehmet Semerci de kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olmuştu.

Kıssadan hisse; 29 Kasım akşamı Adana'daki kız öğrenci yurdunda çıkan yangında, yangın merdiveni kilitli olduğu için kaçamayarak diri diri yanarak can veren çocukların, yaralanan 22 öğrencinin hesabı da sorulmayacak.

Bu kız çocukları ülkenin geleceğini yönlendiren erkin zihniyetine göre, hayatta olsalar bile "yaşamaması" gereken insanlardı zaten. Sadece kaldıkları binanın yangın merdivenine değil, gönüllerinin istediğini yapma, çocuk olma, genç olma haklarına da kilit vurulmuştu.

Ölmeyip hayatta kalsa; çocuk doğurmadığı takdirde "yarım" kalacak, sevgilisinin elini tutsa katli vacip olacak, evlenmeyip kariyerine devam etse ahlaksızlıkla suçlanacak olan müstakbel kadınlardı onlar. Sözüm ona dindar nesillere gebe kalıp hayat boyu "annelik" ve "kulluk" -kime kul oldukları meçhul- vasıflarından fazlasını edinmeleri engellenecekti, ayıpla, günahla susturulacaklardı.

İnsana insan muamelesi yapmayan bir devletin, sebep olduğu ölümleri saymakla bitiremeyeceğimiz bir kültürün onlara atfettiği değer bu kadar az olduğu müddetçe, yetkililer her katliamın içinden "kader" diyerek kolayca sıyrılabilecek.

İşçiler ölecek, kadınlar katledilecek, madenciler, erler ölecek; toplu ya da teker teker devam edecek bu kıyım.

Avukat Ünalmış, "Olay nedeniyle toprağa gömülü olanlar patates değil!" diye isyan etmiş lâkin bu toprakların altında yatan binlerce "kadersizin" aslında şimdiye dek patates kadar bile değeri olmadı, olmayacak.

Zihniyet değişmedikçe, kaderimiz de değişmeyecek.

Zihniyetin değişmemesi için ise bu zindan vâri yurtlar, Kuran kursları, İmam Hatipler çoğalmaya devam edecek.

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri