26
Kasım

“Esas yargı terazisi hayatın elindedir, haklıyı haksızı o seçer, gerisi gelir geçer!”

26 Kasım 2016 Yazar: Cansu Fırıncı | Köşe adı: ŞARLO'NUN ŞAPKASI
Tüm Yazılar

Komünist şair ve soL portal yazarı Nihat Behram, Doğu Perinçek tarafından kendisine açılan hakaret davasında 5 ay 25 gün hapis cezası aldı. Şair Behram’ın ceza almasına sebep neydi?

11 Eylül 2015 tarihinde Sanatçılar Girişimi, Meclis’ten geçen tezkere oylaması üzerine “Baş Sorumlu Sorumsuz Cumhurbaşkanıdır” başlıklı bir bildiri yayınladı. Bu bildiriyi ve bildiriye imza atan sanatçıları, Aydınlık gazetesindeki köşesinde Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek eleştiren bir yazı yazdı. Bu yazı üzerine, “O bildirinin altında Genco Erkal’dan Tarık Akan’a, Ataol Behramoğlu’ndan Orhan Aydın’a dek ülkemizin değerli seçkin aydın ve sanatçılarının imzası vardı.” diyerek Nihat Behram sert bir şekilde eleştirdi. Perinçek, soL portal’daki köşesinde, “Doğu Perinçek’in Vatan Anlayışı” başlıklı yazısı sonrasında şair Nihat Behram’a hakaret davası açtı. Bu davada Komünist Parti’yi de hedef olarak gösterdi. Şair Nihat Behram, ikinci duruşmada 5 ay 25 günlük hapis cezası aldı.

Yazısı ve hapis cezası sebebiyle Aykırı Akademi yazarı ve oyuncu Cansu Fırıncı Nihat Behram’la görüştü.

 

AYKIRI AKADEMİ – HABER&SÖYLEŞİ

Cansu Fırıncı: soL’da yayınladığın “Doğu Perinçek’in vatan anlayışı” başlıklı yazın nedenile D. Perinçek  savcılığa şikayet etmişti ve ilk duruşman 8 Eylül’de görülmüştü. Daha 2. duruşmada mahkumiyet kararı verildi. Perinçek’in ‘ihbar’ nitelikli şikayeti şaşırtıcı olmasa da, mahkemenin hızına ne demeli?

Nihat Behram: Sözünü ettiğin yazıyı, ‘Sanatçılar Girişimi’nin savaş tezkeresi ve katliamlara karşı yayınladığı bildiri sonrasında Doğu’nun o bildiriyi imzalayan sanatçı ve aydınlara ‘vatan hainliği’ anlamı taşıyan ifadelerle saldırması nedeniyle yazmıştım. O bildirinin altında Genco Erkal’dan Tarık Akan’a, Ataol Behramoğlu’ndan Orhan Aydın’a dek ülkemizin değerli seçkin aydın ve sanatçılarının imzası vardı. Doğu bu insanlara futursuzca saldırdı. Ben de hak ettiği dilden yanıt verdim. O karşı yazı yolunu değil, alel acele savcılık yolunu seçti. Savcılık da alel acele mahkeme yolunu seçti. Mahkeme de söylediğin gibi 2. celsede mahkumiyet verdi! Bilirkişiye bile gerek görmedi. Ülkemizde her şey düşe kalka uzadıkça uzamıyor, bazen böyle ‘tıkırında’ işliyor!

C.F. Sen onun ‘vatan hainliği’ gibi çok ağır ifadeler taşıyan yazısına yazıyla yanıt veriyorsun, o mahkeme yolunu seçiyor, bu bile Doğu’nun ‘aydın’ kıratını göstermiyor mu? 

N.B. Karşındaki şahıs, bir aydının taşıması gereken özelliklerden minimum nasibini almış biri olsa, kalemiyle savunurdu kendini, söyleyeceğini söylerdi, savcılık yolunu tutmazdı. Bunu mahkemedeki savunmamda da söyledim. “İki yazar arasındaki tartışmanın ‘hırsız, pezevenk vb  küfürler ve ithamlar olmadıkça mahkemeye taşınması üzüntü vericidir. Mahkum olmak değil, beni bu üzmüştür.” dedim. Burda bile zıtlık açık. Yani senin üzüldüğün şeye o seviniyor. ‘Aydın’ kıratı sahi değil!

C.F. Perinçek’in Savcılığa başvuru dilekçesinin üstünde de durulmalı, ‘hakarete uğrama’ başvurusundan çok, ihbar kokulu bir şikayet!

N.B. Evet, tam da öyle. Savcılığa başvuru dilekçesinde “soL Haber sitesi’nin künyesinde sitenin sahibi İleri Yayımcılık Tanıtım ve Ticaret Ltd. Şti. denilmekte ancak domain araştırması yapıldığında internet sitesinin alan adı sahibinin Türkiye Komünist Partisi olduğu görülmektedir. Her ne kadar internet sitesinde bir şirket tarafından yayın yapılmakta ise de, arka planda bir siyasi partinin yönlendirmesinin mevcut olduğu, bu anlamıyla bir siyasi parti liderine bir siyasi partinin yönlendirmesi ile saldırıda bulunulduğu açıktır. Bu durum saldırı kastının yoğunluğunu ortaya koymaktadır.”  diyor! Fakat Savcılığa başvuran Doğu olunca şaşırtıcı değil. Demek ki, huylu huyundan vazgeçmiyor!

C.F. Mahkumiyet kararı sonrasında soL’da yazdığın yazıda,  çok ilginç bir açıklama var, ilk duruşmaya girerken sana ‘pişmanlık teklifi” getirdiklerini söylüyorsun!

N.B. Evet, avukatım Özgür Murat Büyük ile mahkeme sıramızı beklerken, Doğu’nun avukatı yanımıza gelip, “O yazıyı yazdığım için pişmanım, üzgünüm türü bir şey söylerseniz biz de şikayetimizi geri çekeriz, bakın zaten hakkınızda daha önce de mahkumiyet kararlarıyla sabıkanız var, ceza yerseniz ertelenmez” dedi. Yani sadece “pişmanlık” talebi değil, “tehdit” de var! Gelip duvara tosladı işte. 

C.F. Daha sonra ‘pişmanım deyin demedim özür dileyin dedim’ türünden bir açıklama yaptı! Yani hem ‘dedim’ hem ‘demedim’ türü, kendi içinde çuvallayan, seni doğrulayan bir açıklama!

N.B. Tam da düzeyine uygun (daha doğrusu düzeysiz) bir açıklama. Aklınca pişmanlığı ‘özür’le sulandıracak! Duruşma günü mahkeme kapısını bulamayacak denli ‘akşamdan kalma’ydı. ‘Kokusu’ iki adım öncesinden gidiyordu! Duruşmada da “Ülkemiz vatan savunması veriyor!” türü sözler etti. Adama ‘yatmış sistemin altına, kustukça kusuyor!’derler....o misal....

C.F. Ben ilk yazıyı çok dikkatli okudum. Yazıda geçen tasması ve doyumluk kemiği, kapısında hırladığı ‘kasap’a ayarlı”  derken ‘köpek’ göndermesi yaptığın kişi Doğu değil, aynı yazı nedeniyle ve kendisine “ köpek” dendiği iddiasıyla  seni mahkemeye veren Doğu’nun bir yandaşı. Fakat Doğu’nun şikayet başvurusunda da “kendisine köpek dendiği” iddiası var!

N.B. Demek ki Doğu da üstüne alınmış! Avukatlarının şikayet dilekçesinde sıralanan şikayet nedenlerinden biri de oydu! Demek ki onlar da uygun görmüşler! Daha da ilginci, Savcı  yazıyı dikkatli okumadan iddianamesini hazırlamış olmalı ki, mahkeme iddianamesinde de bu ibare var. Demek ki o da uygun görmüş! Daha daha ilginci, mahkemede de bu çelişki görmezden gelindi. Yargıcın kararında etkili oldu mu, yoksa, yazıdaki başka sözler nedeniyle mi bu kararı verdi bilmiyorum. Aynı yazıdan hakkımda 2. şahsın kendisine “köpek” dediğim iddiasıyla açtığı 2. davanın duruşması Mart ayında.

C.F. Yazılarından ötürü hakkında açılan davalardan birbiri ardına cezalar geldi! Melih Gökçek’e “yolsuzluk şampiyonu” demekten hem Ankara’da, hem İstanbul’da açılan iki ayrı davanın ikisinden de mahkumiyet çıktı. Polis Müdürü’ne “işkenceci” demekten açılan davadan bir mahkumiyet daha aldın! “Tamam mı devam mı?”

N.B. “Tamam’ı ömrüm söyler. Yani, ömrümün bittiği an dünyadaki varlığımın vaktini ‘tamam’ladığı an olur. İnsana yakışan, soluk aldığı sürece zulme karşı, haksızlığa karşı, yozluğa yobazlığa karşı kavgaya ‘devam’dır! Esas yargı terazisi hayatın elindedir, haklıyı haksızı o seçer, gerisi gelir geçer.

 

 

Nihat Behram'ın mahkeme sonrası www.haber.sol.org.tr'de yayınlanan yazısının linki ektedir.

 http://haber.sol.org.tr/yazarlar/nihat-behram/bu-dava-ile-dogu-perincekin-ihbarciligi-resmiyet-kazanmistir-176843     

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri