12
Kasım

Korkut Boratav: Mustafa Kemal Osmanlı düzeninin temeliyle kavgalı, ‘Milli Mücadele’ ise bir halk örgütlenmesidir

12 Kasım 2016 Yazar: Serdar Nâzım Yüce | Köşe adı: CEZA SAHASI
Tüm Yazılar

 

RS FM’de yayınlanan “Oyuna Devam” programında Enver Aysever’in konuklarından biri de Marksist iktisatın Türkiye’de önde gelen ismi Korkut Boratav’dı.

RS FM’de 10 Kasım yayınına bağlanan Prof. Dr. Korkut Boratav, ‘Milli Mücadele’ yıllarının örgütleniş şeklinden Mustafa Kemal Türkiyesi’nin iktisadi yapısına, Türkiye’deki aydınlanma mücadelesinden Mustafa Kemal’in Osmanlı’dan bir ulus devlet yaratma çabasına kadar birçok konuda Mustafa Kemal’i anlattı. ‘Milli Mücadele’nin bir halk örgütlenmesi olduğuna dikkat çeken Boratav, bu kısmın liberaller tarafından görmezden gelinerek mücadelenin anti-emperyalist karakterinin zayıflatıldığına vurgu yaptı.

 

AYKIRI AKADEMİ – HABER: Serdar Nâzım YÜCE

Marksist iktisatçı Korkut Boratav telefonla bağlandığı programdaki sözlerine Mustafa Kemal’in ‘Milli Mücadele’yi yarattığı halk örgütlenmesi sayesinde verdiğini söyleyerek başladı. “Milli Mücadele, sadece askeri bir operasyon değil bu olağanüstü tarihsel bir zaferdir aynı zamanda, maalesef liberal çevrelerin ihmal ettiği bir hususu vurgulayayım; bir halk örgütlenmesidir Milli Mücadele” diyen Korkut Boratav, “Mustafa Kemal şûralar, kongreler yoluyla örgütlenmişti, Millet Meclisi’ni kurarak örgütlenmişti. Milli Mücadele sivil bir direniş hareketidir. Askeri direnme hareketi ikincil ve birincisinin tamamlayıcısıdır. Bunun bir kere altını çizelim” dedi.

 

‘MUSTAFA KEMAL KONGRELERLE HALK DİRENMESİ ÖRGÜTLEDİ’

Boratav “Diyelim ki mağlup orduları toparlayıp Yunan istilasına ve diğer işbirlikçilere karşı, şeriatçı ayaklanmalara karşı orduyu harekete geçirmek değil; onun daha öncesinde, kent kent, adım adım, bütün devlet aygıtını da yanına alarak, daha da önemlisi Amasya’dan itibaren kongrelerle bir halk direnmesi örgütlenmiştir. Mesele budur” ifadelerini kullandı.

 

KILIÇLA FÜTUHAT YAPANLAR-SABANLA FÜTUHAT YAPANLAR

“Ben Mustafa Kemal’in en çarpıcı özelliğinin ‘Milli Mücadele’nin tamamlanıp Lozan müzakereleri daha sürerken yaptığı bir konuşmaya referans vermek isterim” diyen Korkut Boratav, Mustafa Kemal’in topladığı İzmir İktisat Kongresi’ndeki açılış konuşmasından alıntı yaptı. “Bu konuşma İzmir’de yapılıyor. Yani Yunanlıların denize döküldüğü, Yunan ordusunun Türkiye’yi terk ettiği 9 Eylül’den aşağı yukarı 5 ay sonra İzmir’de İktisat Kongresi toplanıyor. Mustafa Kemal’in girişimiyle toplanıyor. İktisat Kongresi’nin kendisinin yaptığı açılış konuşmasında kimliğini ve düşünce tarzını, erken bir tarihtedir dikkat edin, eski düzene nasıl baktığını anlatan ifadeler var” diyen Boratav, Mustafa Kemal’in söz konusu konuşmasından şu kısmı okudu:

“Osmanlı tarihinde bütün gayretler milletin gerçek ihtiyaçlarını değil, kudretli ve azametli padişahların dış siyasetlerine ait ihtiraslarını karşılamak için harcanmıştır. Mesela Fatih İstanbul’u zapt ettikten, yani Selçuklu saltanatı ile Şark-i Roma İmparatorluğu’nu miras aldıktan sonra Batı Roma İmparatorluğu’na da konmak istedi. Bütün milleti bu hedefe doğru sevk etti. Mesela Yavuz Selim, Asya imparatorluğunu birleştirerek bütün bir İslam ittihadı meydana getirmek istedi. Kanuni Süleyman bunu bütün Akdeniz’i bir Osmanlı havzası haline getirmek, Hindistan üzerinde nüfus tesisi gibi şahane bir siyaset takip etmek istedi. Tabii bunun için de unsuri asli milleti (halk sınıflarını) kullandı. Millet kendi yurdunda hayatını sürdürmek için uğraşmaktan engellenerek diyar diyar dolaştırılıyorken fatihler kılıçla fütuhat yaparken zapt edilen ülkenin ahalisi kazandıkları imtiyazlarla sabanlarına yapışıyorlar ve toprak üzerinde çalışıyorlardı. Fakat efendiler, kılıçla fütuhat yapanlar, sabanla fütuhat yapanları terk-i mevki etmeye mahkûmdu. Bu hakikat tarihin her devrinde aynen vakidir.”

 

‘MUSTAFA KEMAL OSMANLI DÜZENİNİN TEMELİYLE KAVGALI’

Bu alıntıdan sonra “Mustafa Kemal ne diyor burada?” sorusunu yanıtlayan Boratav, “Fetih eğer üretime dönüşmezse, fethedilen ülkeleri, kendi toplumunu, kendi kaynaklarını üretime dönüştürerek geliştirmezsen bu fetih hiçbir anlam ifade etmez” dedi. Alıntı yaptığı kısmın son cümlelerinde Mustafa Kemal’in “Osmanlı fatihleri, hakanları halk ile beraber sabanın önünde mağlup olup ricada başladıktan sonra felaketlerin büyüğü başladı. Ekonomiye yenik düştünüz” dediğine dikkat çeken Boratav “Yani saban kılıcı yenecektir. Buradaki vurgulama şu, saban ve kılıç ikilemi önemli ama daha da önemlisi saltanatı zirve noktasında, yani en başarılı noktasıyla eleştiriyor. Kendisinden önce gelen Jön Türkler ve İttihatçıların yaptığı gibi Osmanlı’nın çöküş dönemini eleştirmekle yetinmiyor. Doğrudan doğruya düzen zirve noktasındayken bulunan ortamı eleştiriyor. Yani aslında düzenin temeliyle kavgalı, Osmanlı düzenini külliyen reddediyor. Bu eleştiriyi yapmışsanız önünüz açıktır. Eğer yapmazsanız bütün programınız eskiye dönüş programı olacaktır. O zaman da devrimci olmayan Osmanlı reformcularının yaptığı gibi ‘Nerede hata yaptık’ diyeceksiniz. Mustafa Kemal’se Ortaçağ düzenini tümüyle reddediyor. İşte bu aydınlanmadır” ifadelerini kullandı.

 

‘MUSTAFA KEMAL İŞTE BU YÜZDEN DEVRİMCİ’

Kemalizm’in cumhuriyetin değerlerini üstlenmek, özümsemek olduğunu söyleyen Korkut Boratav, “Aydınlanmanın önde gelen düşünürü Kant’tır” diyerek Immanuel Kant’ın ‘Hiçbir şey eleştirinin dışında kalamaz, ne kutsallığı dolayısıyla din ve ne de yüceliği dolayısıyla devlet. Aydınlanmanın özünün insanların devlete, özellikle de dine karşı vesayetten çıkmalarında görüyorum. Çünkü dini vesayet tüm vesayetlerin hem en zararlısı hem de en onur kırıcısıdır’ ifadelerini paylaştı. “Burada dini vesayet derken kiliseyi, örgütlü dini ve ideolojik ögeleriyle dini ele alıyor Kant” diyen Boratav, şöyle devam etti:

“Dini vesayete karşı çıkmak demek özgür düşünceyi benimsemek demek, işte budur. Özgür düşünceyse felsefenin hâkimiyeti ve bilimin hâkimiyeti demektir. İkincisi, devlete karşı çıkıyor. Buradaki devlet Ortaçağ devleti. Mustafa Kemal bunu yıkıyor. Aşağı yukarı aydınlanma düşüncesinin bu temel unsurlarını, Kant’ı okuduğunu zannetmem; fakat el yordamıyla kurguluyor ve aynı çizgiye geliyor. Osmanlı aydınlarının aydınlanma kültürüyle iletişim halinde olduklarını biliyoruz. Burada insan dışı bir mucize söz konusu değildir, bu iletişim vardır. Vardır ama Mustafa Kemal’de zirveye çıkmıştır. Az önce aktardığım, 1923’te söylediği sözler Mustafa Kemal’in bütün mücadele arkadaşlarından iki-üç adım önde olduğunu gösteriyor. İşte bu yüzden devrimcidir Mustafa Kemal. Cumhuriyet değerleri de bugüne kadar değerini yitirmemiştir o yüzden, bilakis bugünün koşullarında önemini daha da arttırmıştır.”

 

CUMHURİYETİN EN BÜYÜK ŞANSI

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında en büyük şansının dünyanın 10 yıllık savaş döneminden çıkmış ve ekonominin canlanmış olması olduğunu söyleyen Korkut Boratav, “Bir kere 1920’li yıllar aynı zamanda dünyada da uzun bir savaş döneminin bitimini simgeler. Yani dünya ekonomisinin tekrar canlandığı bir dönem Cumhuriyetin kuruluş yıllarına da denk gelmiştir. Onun için 1929’a kadar olan dönem bu ortamın getirdiği açık bir nimettir. Dış dünyada düzelen ortam Türkiye ekonomisine de yansıyor” dedi.

 

‘BÜYÜK BUHRAN’ YILLARINDA TÜRKİYE

Başlangıç döneminde Türkiye’nin klasik bir hammadde ihracatçısı olduğunun altını çizen Boratav, “Yani uluslararası iş bölümünün sanayici-hammaddeci ikileminin hammaddeci kanadında olan ülkedir. Bu durum, dış dünyanın canlı olmasına muhtaçtır. Dikkat edin ‘Milli Mücadele’nin bittiği yıl olan 1922, on yıllık kesintisiz savaşlar döneminin de sonudur, halk bitaptır ve köyüne işine dönme fırsatı aramaktadır” diye konuştu:

“Dış dünya canlı olduğu için bu on yıl devrimlerin halk tarafından da ekonomik zorluklar olmadan benimsenmesine imkân verdi. Ama daha kritik olanı şu, ‘Büyük Buhran’ geliyor 1929’da ve bu buhran, henüz yeni yeni kendine gelmekte olan klasik hammaddeci ülkeyi çökertme olanaklarını taşıyor. Yani yıkımın tüm koşulları 1929 ‘Büyük Buhranı’nda yeni Türkiye’nin karşısına çıkıyor. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının en büyük kazanımı, o koşullarda korumacılığı, yani gümrük duvarlarını oluşturarak sanayileşmeyi el yordamıyla keşfetmeleridir.”

 

 

YARIN

Taner Timur: Müslüman bir cemaat toplumunu modern ulus haline getiren bir devrimcidir Mustafa Kemal

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri