11
Kasım

Yalçın Küçük: Şu anda herkes Mustafa Kemal’i bir tür mesih olarak görüyor

11 Kasım 2016 Yazar: Serdar Nâzım Yüce | Köşe adı: CEZA SAHASI
Tüm Yazılar

 

Enver Aysever, RS FM’deki programında, hayatını kaybedişinin yıldönümünde Mustafa Kemal’i andı. Aysever’in ilk konuğu yazar-düşünür Yalçın Küçük’tü. Yalçın Küçük, Mustafa Kemal’le ilgili olarak, “Şu anda herkes Mustafa Kemal’i, bu sözcüğü kullanmak istemem ama, bir tür mesih sayıyor. Bir tür kurtarıcı olarak görüyor. Mustafa Kemal şu anda eskisinden daha fazla savunuluyor” dedi.

AYKIRI AKADEMİ – HABER: Serdar Nâzım YÜCE

Kendisine “Kemalizm bizim için son nokta değildir ama Kemalizm’den bir nokta geri gidemeyiz” sözünün hatırlatılmasıyla söze başlayan Yalçın Küçük “Bu çok söylediğim bir sözdür. Orada şunu söylüyoruz: Biz sosyalistiz, Türkiye’yi sosyalist yapmaya çalışıyoruz. O sırada, 1960’lı yıllarda, bizim köy kökenli çok değerli aydınlarımız Kemalizm ile sosyalizmi ve Marksizm’i birleştiriyorlardı. Kemalizm bizi sosyalizme götürmez ama biz Kemalizm’den de geri düşmeyiz. O bizim zaten geldiğimiz bir noktadır. Bu çok açıktır. Bu soruya Silivri’de verdiğim bir yanıt vardır, o da şudur: Şu anda Kemalizm ve cumhuriyet tehlikededir. Biz Kemalizm’in ve cumhuriyetin savunmasına dönüyoruz” diye konuştu.

‘BUNLARIN CUMHURİYET KİNİ VAR’

“İsim vermeyeceğim ama” diye söze giren Yalçın Küçük, “Bu liberaller dediğimiz, ki bunlar isim isim de aklımda ve bunların çoğuyla da mücadele ettim, onlara esas amaçlarının cumhuriyeti yıkmak olduğunu söyledim. Biz sosyalist olarak, ki bunların en güzel örneklerinden biri Doğan Avcıoğlu’dur, ama hem Atatürkçülüğü hem de cumhuriyeti en fazla savunan, hem de o liberallerle tatlı su solcusu diye dalga geçen bir adamdır. Bunu ayırmak lazım. Yani onların esas amacı, liberalizm falan derken cumhuriyeti yıkmaktır. Bunların içinde bir kısmının cumhuriyet kini vardır” dedi.

‘BEN GİDİYORUM, MUSUL’U AL İSMET’

Bugün cumhuriyetin ve Mustafa Kemal’in neye denk düştüğü sorusuna da yanıt veren Yalçın Küçük, şunları kaydetti:

“Birinci olarak şunu söyleyelim. 1916’da başka bir Ortadoğu kuruldu. Bu Ortadoğu’da ilk defa Araplar devlet oldular ve özellikle 1950’lerden sonra Türkiye de oradaki Arap devletlerinin bekçisi olarak görüldü. 1916’ya kadar Rusya’nın malum sözle ‘sıcak sulara inme’ projesi vardı. 1916’da bu kesildi. Bugün Putin değişik bir iş yaptı, yani Rusya’nın bir türlü yapamadığı bir işi. Onun için Putin Rusya’da çok prestijli bir lider. Sıcak denizlere indi Putin. Artık bambaşka bir an. Dünkü seçimlerde bir değişiklik olmazsa Amerika da buralara iniyordu, Musul’u alıyordu. Ben ‘Musul’u almazsanız Diyarbakır’ı verirsiniz’ dediğimde… Bunu da ben çıkarttım ortaya. Ben ortaya çıkartıncaya kadar Musul’un Misak-ı Milli’de olduğu Türk aydını tarafından ya bilinmiyordu ya da saklanıyordu. Mustafa Kemal Paşa bu dünyadan ayrılacağı zaman İsmet Paşa’ya “İsmet ben gidiyorum, Musul’u al”, İsmet Paşa da Bülent Ecevit’e “Bülent ben gidiyorum, Musul’u al” dedi. Benim bu keşfimi Ecevit de onayladı, “Yalçın doğru söylüyor” diye. Şu anda gayet açık olarak Rusya’nın Suriye’de büyük bir üssü vardır, oraya yerleşmiştir. Kötü anlamda söylemiyorum bunu ama Obama doktrini de Musul’u almaya yönelikti.”

AYDINLANMA BİR İNSAN DEĞİLDİR; EKİPTİR, SALONDUR

“Aydınlanma fikri demode mi oldu” sorusunu yanıtlayan Yalçın Küçük, “Bizim aydınlanmamızda Meşrutiyet ve Kemalizm beraberdir. Aydınlanma 17 ve 18. yüzyılda İngiltere’de ve Fransa’da başladı; biz 19. yüzyılda yaptık. Selanik ve sonra da İstanbul’da. Nedir aydınlanma, şudur: Aklın hâkimiyeti, akıl çağı, filozofi çağı. Aydınlanma bir ekol, bir insanın yaptığı bir şey değildir. Bir ekiptir, bir salondur. Her yerde salonlarla olmuştur bu. Ve Türkiye’de de bu böyle olmuştur. Marika Hanım’ın salonu İstanbul’da çok önemlidir, Nahit Hanım’ın salonu çok önemlidir, beni de çağırdı ama yetişemedim. Ne demektir bu. İnsanlar haftanın bir günü oraya gelirler ve konuşurlar, tartışırlar. Bugün böyle bir aydınlanmaya tekrardan ihtiyaç vardır. Silivri hapishanelerinin bir tek özelliği vardır: Silivri’nin bütün özü insanların birbiriyle konuşmasını suç saymaktır. Mustafa Balbay da öyleydi, ne söylerlerse ‘Hayır efendim, tanımıyorum’ derdi. Şu anda bu anlamda bir aydınlanma mümkün değil, trafik de yok ama Türkiye’de başka türlü bir aydınlanmaya, sözün aklın ve felsefi düşüncenin hâkim olduğu bir yere ihtiyaç var. Ne olabilir bu? Mehmet Ali Birand’ın programında, Birand beni sık sık çağırırdı, Erol Mütercimler ‘Ordu gelecek, ordu gelirse 25 yıl kalır’ dedi. Ben şunu söyledim, ‘Ordu gelirse ne kadar kalır onu bilemem ama şu anda yapılan, Türkiye’ye verilen zararları telafi etmek için 30 yıla ihtiyacımız var.’ Yenilenme 30 yıl alır. Ha böyle bir şeye mutlak ihtiyacımız var. Neyse ki benim gördüğümde o, o yöne doğru gidiyoruz.

‘HERKES MUSTAFA KEMAL’İ MESİH SAYIYOR’

Bütün bunlar çok iyi oldu. Şu anda herkes Mustafa Kemal’i, bu sözcüğü kullanmak istemem ama, bir tür mesih sayıyor. Bir tür kurtarıcı olarak görüyor. Mustafa Kemal şu anda eskisinden daha fazla savunuluyor ve insanlar Mustafa Kemal’e eskisinden daha fazla bağlı. Ben de Mustafa Kemal’i bir tür yeniden yazmak istiyorum, yazıyorum da. Mustafa Kemal büyük bir aydınlanmacıdır.

 

 

YARIN:

Prof. Dr. Korkut Boratav: "Mustafa Kemal Osmanlı düzeninin temeliyle kavgalı, ‘Milli Mücadele’ ise bir halk örgütlenmesidir"

ERTESİ GÜN:

Prof. Dr. Taner Timur: "Müslüman bir cemaat toplumunu modern ulus haline getiren bir devrimcidir Mustafa Kemal"

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri