07
Kasım

Darülfünuna dönüş

07 Kasım 2016 Yazar: Vaziyet-i Umumi* | Köşe adı: Vaziyet-i Umumi*
Tüm Yazılar

Birçok kurumun önce içi boşaltılıyor, sonra liyakatsiz insanlarla dolduruluyor. Bu şekilde çöken kurumu kaldırıp çöpe atmak ise sadece bir zaman meselesinden ibaret oluyor.

 

AYKIRI AKADEMİ - VAZİYET-İ UMUMİ (*)

Fethullah Gülen’in yarım darbesinden sonra tuhaf bilgiler saçıldı ortalığa. Emekli vaizin bir dönem yakını Prof. Dr. Ahmet Keleş, bir kanala çıktı ve şunları anlattı: "Birisi, kahvaltıda Gülen'in ağzını sildiği peçeteyi aldı ve bir kısmını yırtıp yedi, bizzat şahidim. Bu cinnet noktasına gelenler sonra aklınıza gelmeyen her şeyi icra edebiliyor. Gülen'in ağzını sildiği peçeteyle gömülmek isteyenler dahi var." Tabii, karşısındaki sunucu “Peki, siz ne arıyordunuz orada?” diye soramadı.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Bölümü'nde öğretmen E. Ç., kişisel Twitter hesabında, "Utanmasalar deprem kendiliğinden oluştu diyecekler" yazdı. Dünya çapında bir buluş yapmış, depremi yapanı bulmuştu ama söyleyemiyordu. E.Ç.’nin Twitter'daki biyografi bölümünde #ErdoğanGönüllüsü olduğu belirtiliyordu.

Nisan ayı. Gazetelere yansıyan bir “akademik” haber daha. İzzet Baysal Üniversitesi'nde görevli Yrd. Doç. F. K.'ın bir dersinde, "Kadın öğrenciler ayağa kalksın" dediği ve ayağa kalkan öğrencilere, "Siz ne zaman kadın oldunuz. Ahlaksızlar" diyerek hakaret ettiği iddia edildi. F.K.’nın verdiği derslerde kadın ve erkek öğrencilerin birlikte oturmalarının yasak olduğu, öğrencilerine sürekli hakaretler yağdırdığı ve özellikle cinsiyetçi söylemlere yer verdiği iddia edildi. F.K, “Hukukun temel ilkeleri” dersi veriyordu ama hukuksuzdu.

Her şey yolundaydı aslında. Üniversiteler böyle tuhaf kadın ve erkek öğretim üyeleriyle dolup taşıyordu. Gerçi bilgi bakımdan biraz kıt, görgü bakımından eksikliydiler ama hepsi Yeni Türkiye’nin ihtiyaçlarına karşılık veren akademisyenlerdi. “Eksikleri gedikleri varsa Rabbim affetsin” faslındayken geldi darbe girişimi. Peçete yiyenler, peçete yemeyip mabatta kıl olmayı tercih edenleri devirmeye karar vermişti.

Kirli peçetecilerin darbesi başarısız oldu. O gün bugündür üniversitelerdeki öğretim üyesi kıyımı kesintisiz sürüyor. Arada muhalif-solcu kadroları bertaraf etmeye çalışıyorlar gerçi ama çoğunluk her halükarda peçetecilerde.

Tuhaf olaylar da oldu arada. Örneğin temmuz sonunda “demokrasi nöbeti”nde bir konuşma yapan Antalya Valisi, gözaltına alınan 20 Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi ile ilgili kelimesi kelimesine şunları söyledi. “Kesin sayı vermek doğru değil. Hem emniyet, hem savcılıktaki arkadaşlar o listeyi inceliyorlar. Gerçekten bu hengâmede zaman zaman ilgisiz insanlarla, bazen isim benzerliği, bazen bir hesap, bir telefon gibi farklı uygulamalarla ilgisiz arkadaşları aldığımız oluyor. Onlardan her şeyden önce özür diliyoruz, haklarını helal etsinler. Bir kastımız yok. Ne polisin, ne de bizim bir kastımız var. Bunların farkına varır varmaz düzeltiyoruz zaten. Düzeltmeye de devam edeceğiz. Ama şu ana kadar 20’ye yakın hocamızı bırakmış olduk. Antalya’da gözaltına alınan, tutuklanan, açığa alınan son sayı toplam 1750 civarında diyebiliriz.”

“YÖK’ü kaldıracağız, üniversiteleri özerkleştireceğiz” diyerek iktidar olan AKP, YÖK’ü bütünüyle ceberut bir kuruma dönüştürdü. Geçtiğimiz günlerde de KHK ile üniversitelerde dekan ve rektör seçimlerini bütünüyle rafa kaldırdı. Hepsi saraydan atanacak artık. Dolayısıyla bu hayhuy arasında bir de sarayın tak emrettiğini şak bilimsel tez kabul eden âdemler türedi. Mesela RTE’nin Lozan çıkışının ardından bir kanala çıkan Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, yıllardır okullarda ‘zafer’ diye yutturulan Lozan Antlaşması’nı hezimet olarak yorumladı. Sofuoğlu, “Sevr anlaşmasına kıyasla, Lozan’ı zafer kabul ediyorlar. Biz Sevr’i de kabul etmedik ki; Lozan’ı zafer olarak değerlendirelim” dedi. Tabii sunucu “siz kimsiniz” diye de soramadı. Bir tarih tezi böylece heba oldu.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından demokrasi bayramı kesintisiz sürerken birçok üniversitede akademisyenlerin ihracı da bayrama paralel. “Fetöcü” bir sihirli sözcük adeta. Bu sözü duyan iktidar kırmızı görmüş boğa gibi saldırıyor.  Soruşturmalar, ihraçlar devam ederken bu soruşturmaların, ihraçların neye göre, hangi kanıtlar göz önünde bulundurularak yapıldığını RedHack’in bir eylemi ortaya çıkardı. RedHack’in Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde görev yapan bir grup akademisyenin e-posta hesaplarını hackleyerek elde ettiği belgelerde birçok öğretim üyesinin, başka bir grup öğretim görevlilerince fişlendiği ortaya çıktı.

Birçok kurum işte böyle bitiriliyor. Önce içi boşaltılıyor, sonra liyakatsiz insanlarla dolduruluyor. Bu şekilde çöken kurumu kaldırıp çöpe atmak ise sadece bir zaman meselesinden ibaret oluyor.

Hukuk bitti, sanat tasfiye edildi, üniversiteler sizlere ömür. Koca ülke şiddetli bir depremle çalkalanıp duruyor. O akademisyenin dediği gibi, utanmasalar bütün bunlar kendi kendine oluyor diyecekler!

 

 

 

 

(*) Can Yücel'in aynı başlıklı şiirine ithafen

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri