02
Kasım

Nobel ödülleri dünya kamuoyunda her yıl tartışmalara sebep olur

02 Kasım 2016 Yazar: Selnur Aysever | Köşe adı: abcde
Tüm Yazılar

 

Bu yılki edebiyat ödülünün Bob Dylan’a verilmiş olması tartışmalara sebep olurken, kendisine uzun süre ulaşılamamış olması beraberinde akıllara ödülü reddedenleri de getirdi. Dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Nobel’i kimler, niye reddetti?

 

AYKIRI AKADEMİ – Selnur AYSEVER

Nobel ödülleri dünya kamuoyunda her yıl tartışmalara sebep olur. Bu seneki geleneksel tartışmalar, Bob Dylan’a edebiyat ödülü verilmesiyle başladı. “Nasıl olur da edebiyat ödülü Bob Dylan’a verilir?” tartışmaları sürerken, jürinin kendisine ulaşamıyor olması da işin tuzu biberi oldu.

Alfred Nobel’in vasiyeti üzerine 1901 yılından bu yana ödüller verilmekte. Pek çok kategoride verilen ödüllerin Barış ve Edebiyat ödül kategorileri en tartışılanlar arasında yer alır.  Nobel Barış Ödülü’nün 1906 yılında Roosevelt’e ve 2009’da Obama’ya verilmesi bile ödüle şaibeli bakmak için yeter sebeptir.

Barış ödüllerinden söz ederken, 2017 yılı için İstanbul Aydın Üniversitesi’nin girişiminden bahsetmezsek olmaz. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı sokağa çağırmasından sonra tankların önüne geçen halkın bu ödüle layık olduğunu düşünmüş üniversite. Aday olabilmek için de girişim başlatmış. Açıklamada şöyle deniyor:

"Nobel Barış ödülüne hak kazanmış birçok saygın şahsiyetin giriştikleri ve uluslararası kamuoyunun takdirine şayan bulunan bireysel mücadeleleri, Türk Halkı, bizzat kendi içinden çıkan isimsiz kahramanlar yoluyla yekvücut olarak gerçekleştirdi. Bu nedenle bu destansı hareketin kahraman halkı, İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından 2017 yılı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilecektir"[1]

Bu yılki edebiyat ödülünün Bob Dylan’a verilmiş olması tartışmalara sebep olurken, kendisine uzun süre ulaşılamamış olması beraberinde akıllara ödülü reddedenleri de getirdi. Dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Nobel’i kimler, niye reddetti?

Her ne kadar ilk reddeden yazar Boris Pasternak bile olsa, hafızalara kazınan açıklamasıyla Jean Paul Sartre akla gelen ilk kişidir. Yaşamı boyunca tüm ödülleri reddetmiş olan Jean Paul Sartre, 1964 yılında kendisine verilen Nobel Edebiyat ödülünü de reddetmiştir.

“Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. Bir Nobel Ödülü buna bir şey katmaz, tam aksine beni aşağıya çeker. Nobel ödülü, tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. Yaptığım her şeyi severek yaptım. En büyük ödül zaten buydu. Başka da bir ödül istemiyorum. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz.” [2]

Fransız yazar ve düşünür Sartre’ın bu ödülü reddetmesinin elbette siyasi görüşüyle ilgisi vardı. Cezayir’in Fransa’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşına, dönemin entelektüellerinin imzaladığı “121’ler Manifestosu” ile destek vermişti. Vietnam Savaşı’ndaki katliamları sorgulayan Russell Mahkemesi’nde de başkanlık yapmıştı. Bir aydının, dinamiti bulan birinin mirası olarak verilmeye başlanan ödüllerden birini almayı reddetmesine şaşmamalı.

2006 yılında verilen Nobel Edebiyat Ödülü bu defa ülkemizin sıcak gündemindeydi. Çünkü ödül Orhan Pamuk’a verilmişti. Yurtdışında Türkiye üzerine yaptığı açıklamaların bu ödülü almasında etkili olduğuna inanıldı. Orhan Pamuk, bir yazar olarak İsveç Kralı  XVI.Carl Gustaf'ın  elinden aldı ödülünü. Ödül konuşmasında, babasının kendisine bir gün Nobel alacağını söylediğini anlattı. Hatta bunu ifade ederken “bir gün paşa olacaksın” dediği için babasını, “Türk babası” olarak hicvetti. Lakin, kral elinden alınan bu ödülle “Nobel alan ilk Türk” unvanının da sahibi olma çelişkisinin de sahibiydi artık.   

1912 senesinde de Nicola Tesla reddetmişti Nobel’i. “Paranın başkaları için taşıdığı anlam, benim için hiçbir şey ifade etmiyor.” diyen Tesla’dan hareketle bilim dünyasında bu yıl verilen Nobel ile ilgili astrofizikçi Dr. Selçuk Topal’a görüşlerini sorduk.

 

“Nobel ödülleri genelde bilimsel başarının hemen ardından verilmez. Aradan biraz zaman geçer ki, bu bulgu tüm dünya tarafından test edilir. Belki aynı bulgu başka çalışmalarla da desteklenir. Yani bilimsel bulgunun gerçekte ne anlam ifade ettiği, eğer mümkünse hangi uygulamalarda kullanılabileceği, zamanla ortaya çıkar. Yani bir olgunlaşma süreci gerektirir.

Dr. Selçuk Topal

 

Bu sene Nobel Fizik Ödülü’nü “topolojik evre değişimlerin ve maddenin topolojik evrelerinin kuramsal keşfine" yaptıkları katkılar nedeniyle Thouless, Haldane ve Kosterlitz  aldı.

Aslında bu seneki Nobel Fizik Ödülü’nün uzay-zaman dalgalanması keşfini yapan ekibe verilmesini bekliyordum. Ancak minik de olsa içimde başka bir çalışma da ödülü alabilir diye bir his vardı. Çünkü Nobel ödülleri genelde bilimsel başarının hemen ardından verilmez. Aradan biraz zaman geçer ki, bu bulgu tüm dünya tarafından test edilir. Belki aynı bulgu başka çalışmalarla da desteklenir. Yani bilimsel bulgunun gerçekte ne anlam ifade ettiği, eğer mümkünse hangi uygulamalarda kullanılabileceği, zamanla ortaya çıkar. Yani bir olgunlaşma süreci gerektirir.” diyor Dr. Selçuk Topal. Ve bu sene neden bu ödülün verildiğini şöyle açıklıyor:

”Bu seneki fizik Nobel’i yukarıda bahsettiğim olgunlaşma sürecini geçirmiş bir çalışmaya verildi. Bu seneki ödülün sahipleri cisimlerin geometrik özelliklerini araştıran matematiğin bir kolu topolojiyi yoğun madde fiziğinde kullandılar. Örneğin süper-iletkenlerin garip doğasını anlamayı amaçlıyorlardı. Süper-iletken bir teli örnek olarak ele alırsak aşırı düşük sıcaklıklarda üzerinden geçen elektriğe bir direnç göstermez. Ancak eğer tekrar normal sıcaklığa gelirse bu özelliğini yitirir. Eğer tel yerine başka bir geometrik şekle sahip süper-iletken olursa iletkenin davranışı da farklı olacaktır. Yani geometri değiştiğinde süper-iletkenin doğası da değişecektir. İşte bu garip evre geçişini anlamak için topolojiyi kullandılar.”

Dr. Selçuk Topal da Nobel’in Edebiyat ve Barış ödüllerine mesafeli. “Edebiyat ve Barış dalında verilen Nobel ödüllerinin diğerleri gibi adil olduğunu pek düşünmüyorum. Çoğu zaman yanlı ve daha çok siyasi nedenlerle veriliyor sanki.” diyor. Türkiye’den kim ödül alsın dediğimde, “Oktay Sinanoğlu gibi inanılmaz işlere imza atmış değerli bir hocamızın kimya dalında Nobel alamaması beni çok üzer örneğin. Ancak Aziz Sancar hocamız kimya dalında bu ödüle layık görülünce de çok sevindim elbette.” diye açıklıyor.

Türkiye’ye ikinci Nobel’i, Prof. Dr. Aziz Sancar getirdi. 2015 yılında, hücrelerin, hasar gören DNA'ları  nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde, 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü  kazandı profesör. Ancak biz profesörün söyledikleri ve yapıp ettikleriyle epey uğraştık. Önce “Atatürk sayesinde bu ödülü aldım” dedi. Ardından HDP’li Mithat Sancar’la uzaktan akraba oldukları çıktı ortaya. Bu çok önemli bilgiden sonra Türkiye’ye geldi. Cumhurbaşkanını ve Genelkurmay Başkanı’nı ziyaret etti. Ve Ülkü Ocakları’nı…

115 yıldır verilen Nobel Ödülleri’nin, var olduğu müddetçe bilim ve edebiyat dünyasında daha çok tartışılacağı aşikâr. Ve bir de tarihin kimleri yazacağı, kuşaklar boyu kimlerin hatırlanacağı…

 


[1] http://www.yenisafak.com/hayat/turk-halki-nobele-aday-gosteriliyor-2500828

[2] http://www.milliyet.com.tr/olumunun-30-yilinda-jean-paul-sartre-kitap-1226159/

 

Kapak tasarımında kullanılan illustrasyon: Jehan Awrtani/ Cartoon Movement

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri