29
Ekim

Cumhuriyet Senin İçin (2.Bölüm)...

29 Ekim 2016 Yazar: Orhan Gökdemir | Köşe adı: LE'BİDERYA
Tüm Yazılar

AYKIRI AKADEMİ - Orhan GÖKDEMİR

 

Cumhuriyet Laikliğin Getirisidir.

Nedir Fransız Devriminin sonuçları?

Egemenliğin halka ait olduğu kabul edildi.

Milliyetçilik ilkesi siyasi bir karakter kazandı, imparatorlukların parçalanmasında etkili oldu.

Eşitlik, özgürlük ve adalet fikri yayıldı, genel kabul gördü.

Kişisel güçlerin, zekânın ve girişim yeteneğinin önü açıldı.

Dağınık halde bulunan milletler, milliyetçilik fikri sayesinde siyasi birliklerini kurma imkanı buldu.

İnsan Hakları Bildirisi dünya çapında bir çalkantıya yol açtı.

Laik fikriyat kendine gerçekleşme alanı buldu.

Ve elbette bütün bunlar halkın üzerindeki din etkisini sıfırlama işidir. Devrimlerin giriştiği reformların nihai amacı da budur.

Takvim örneğine bakalım. Fransız Devrimi bir cumhuriyetçi takvim icat etti. Bu takvim 30 günlük 12 aydan oluşuyordu. Hafta 10 gündü. 30 günlük 12 aydan artan 5 gün cumhuriyet bayramlarını kutlamak için kullanılıyordu. Bu takvim adını doğadan alıyordu. Brumaire sis ayıydı, Frimaire don ayı, Germinal yeşilin sürgün verme ayı, Floréal çiçek ayı, Thermidor sıcak ayıydı. Takvimi hazırlayan komisyonda gök bilimciler, matematikçiler ve hatta bitki bilimciler beraber çalışmışlardı.

Neden cumhuriyetçi bir takvim ihtiyacı duydu devrim? Çünkü hâlihazırda mevcut takvim dinsel bir şeydi. Günlük hayatın dine göre düzenlendiğinin en somut yansımasıydı. Takvimi değiştirmek dinin günlük hayat üzerindeki kontrolünü kırmak anlamına geliyordu. Böylece azizlere adanan günler gitti, kırsal üretim dönemine adanan günler, mevsimler geldi.

Ekim Devrimi takvimi değiştirmiştir. Türk Devriminden sonra da takvim, mesafe ve ağırlık ölçüleri, alfabe gibi alanlarda değişiklik oldu. Amaç bir ve aynıdır.

Fransız Devrimciler daha cüretkârdı. Katolik dinin kaldırıp yerine, akıl kültü veya mutlak varlık kültü koymaya kalkıştı. Tanrıyı kaldırıp kiliseleri akıl tapınaklarına dönüştürmek isteyenler de vardı. Yeni bir akıl ve dolayısıyla yeni bir halk yaratma girişimidir.

Fransız Devrimi artık yeni soruları olan ve bu soruların cevabının dinde olmadığını düşünen insanların işiydi. Farklı soruları olanlara “yurttaş” diyoruz. Hiçbir sorusu olmayan, bütün soruların sorulmuş ve bütün cevapların verilmiş olduğunu düşünen, bunu bir kutsal kitapta arayana demek ki yurttaş diyemiyoruz. Yeni sorular ise “Aydınlanma” işidir. Aydınlanma seküler sorular sormak ve seküler yanıtlar aramak demektir. Laiklik ise, seküler soru sorma ve cevap aramayı imkânsız kılacak dinsel geri dönüşü engelleme işidir. “Devlet işinden dine el çektirmeden seküler bir alan yaratamazsınız demektir” bu.

Ekim Devrimi elbette farklıdır. İlk olarak bir ölçek ve kalite farklılığı vardır. Rus İmparatorluğunda otokratik bir rejim büyük bir coğrafyaya hükmetmektedir. Pek çok farklı halk ağır baskılarla karşı karşıyadır. Ülke bir uluslar hapishanesi görünümündedir. 1905 Rus-Japon savaşında alınan darbe 1905 devrimi ile sonuçlandı. Çarlık rejimi büyük savaşa bu kırılgan ekonomiyle girdi. Askerlerde, halkta yıkıcı etkiler yaptı. Gerici reformlar dönemi bu gidişi engellemekten çok uzaktı. Ülke hızla 1917’ye doğru akıyordu.

Şubat 1917’de çarın devrilmesinin ardından iktidara gelen geçici hükümet Ekim Devrimi’yle düştü ve iktidar Bolşevikler ile Sol Sosyalist Devrimciler’in çoğunlukta olduğu Sovyetlere geçti. Bu gelişmeler monarşi taraftarı Beyaz Ordu ile bir iç savaşa dönüştü. 1922 yılında iç savaştan galip çıkan Bolşevikler, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni kurdu. Ekim Devrimi'nin amacı otokratik sistemi yıkmak, Rusya'yı emperyalist savaştan kurtarmak, işçi ve köylüleri temsil eden iktidarı kurmak, toprak aristokrasisine karşı halkın büyük çoğunluğunu oluşturan yoksul köylü kitleleri lehine toprakları kolektif mülkiyete devretmek, burjuvaziye karşı emekçi sınıfının çıkarlarını savunmaktı.

Yapılanları biliyoruz:

Tüm bankalar kamulaştırıldı.

Tüm fabrikaların denetimi Sovyetlere geçti.

Kiliselerin mal varlıkları hazineye aktarıldı.

Günlük çalışma süresi 8 saate indirildi.

Çarlık hükümetinin bütün dış borçları reddedildi.

Ülkenin tüm doğal kaynakları millileştirildi.

Kilisenin devlet üzerindeki otoritesi kaldırılarak laik bir sistem getirildi.

Din ve inanç özgürlüğü getirildi, ancak dini propaganda yasaklandı.

Kadınlara seçme-seçilme hakkı verildi.

Soyluluk unvanlarını kaldırıldı ve herkes yasalar önünde eşit kabul edildi.

Eğitim ücretsiz ve mecburi hale getirildi.

Laik bir eğitim sistemi getirilerek kilise-eğitim ilişkisi yasaklandı.

Toplamı cumhuriyettir.

Türk Devriminde de benzer şeyler oldu. Harf devrimi, takvim ve ölçülerdeki değişikliklerin amacı dinin günlük hayat üzerindeki etkisini kırmaktı. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasındaki amaç da budur. Yeni bir halk olacaksa yeni bir dil olmalıdır. Yeni bir dil yaratma işi ise mutlak bir biçimde mevcut tapınakların yerine “akıl tapınakları” kurma işidir.

 

Karşı Devrim

Cumhuriyet devrimi, cemaatlerden yeni bir halk yaratma işi ise, karşı devrim de halkı yeniden cemaate dönüştürme işidir. Bir cumhuriyet bayramında karşı karşıya olduğumuz şey tam da budur.

Bu gerici kalkışma, bizi yeniden üç devrimin eşiğine getirip bırakmaktadır. Devrim cumhuriyettir ve devrim mücadelesi bir cumhuriyet mücadelesidir.

200 yıl sonra yeniden “eşitlik, özgürlük, kardeşliğin” kapısındayız. Kardeşlik ön şartıdır cumhuriyetin. Kamusal alanda, respublic, eski giysilerimizden arınarak, kul olmayı reddederek eşit yurttaşlar olarak toplanmak ve kardeşleşmek cumhuriyetin ilk şartıdır. Arkasından gelen ise devrimin niteliğini ele verir.

Fransız Devrimi bir özgürlük hareketidir, vurgusu özgürlüğedir. Ancak piyasa tarafından teslim alınmış ve karşıtına dönüştürülmüştür.

Ekim Devrimi bir eşitlik hareketidir, vurgusu eşitliğedir. Ancak kapitalizm korkusu tarafından teslim alınmış ve karşıtına dönüştürülmüştür.

Şimdi bir yeni özgürlük ve eşitlik hareketi yaratma mecburiyeti ile karşı karşıyayız. Bu yeni bir cumhuriyet için mücadele demektir. Yenisini kurabiliriz ve kardeşliğin üzerine, özgür ve eşit bir dünya yaratabiliriz.

Cumhuriyet senin için… Yaşasın cumhuriyet!

 

 

 

 

CUMHURİYET SENİN İÇİN 1.BÖLÜM

Cumhuriyet, hükûmet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimi. Egemenlik hakkının belli bir kişiye- aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının tersi.

Demek ki usul şu: Yönetimi herhangi bir âdeme vermeyecekseniz. Hiç kimse orada sonsuza kadar kalmayacak. Kendisini ülkenin sahibi sanmayacak…

Yazının Tamamını okumak için tıklayınız.

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri