27
Ekim

Ali Örnek: "Musul’da IŞİD şaşırtabilir, Türkiye kim vurduya gidebilir"

27 Ekim 2016 Yazar: Sebla Kutsal | Köşe adı: NÖBETÇİ MEDYA
Tüm Yazılar

 

Sol Gazetesi’nin yayımlandığı süre boyunca dış haberler editörlüğünü yapan Ali Örnek, Musul Operasyonu’nu Aykırı Akademi için yorumladı. ABD’nin IŞİD’i Musul’dan Suriye’ye püskürterek Halep’te zafere yaklaşan Putin ve Esad’ın başına bela etmek istediğini düşünen Örnek’e göre Suriye’de ABD IŞİD’i bir şok birliği olarak kullanıyor. Operasyon sırasında Türkiye’nin Musul’daki gücünün kim vurduya gitmesinden endişe ettiğini de dile getiren gazeteci, IŞİD’in ilerleyen günlerde Musul konusunda şaşırtıcı hamleler yapabileceğine inanıyor.

 

AYKIRI AKADEMİ- SÖYLEŞİ: Sebla KUTSAL

Musul iki yılı aşkın süredir IŞİD'in elinde. Bu şehri kurtarmaya yönelik planlar 2015'ten beri yapılıyor, ama ağırdan alınıyordu. Ne gibi bir değişiklik oldu da, 17 Ekim'de operasyon başladı?

Musul operasyonu konusunda, bölgesel aktörler farklı ve birbiriyle çelişen yaklaşımlara sahipti. Bu da operasyonun gecikmesine neden oldu. Aktörlerden Türkiye, Irak’ın resmi olarak olmasa bile fiilen bölünmesini hedefliyor ve bu hedefin odak noktasında Musul yer alıyor. Nedir bu fiili bölünme? Irak’ın Kürtler, Şii ve Sünni Araplar arasında üçe bölünmesi. Musul olmadan olası bir “Sünni bölgesi” yaşayamaz. Bunun farkında olmak, Türkiye’nin “Şiiler Musul’a girmemeli” yaklaşımının temel nedeni. Çünkü Şii milislerin Musul’a girmesi demek, Musul’un yeniden Bağdat’ın himayesi altına girmesi anlamına geliyor.

Bu nedenle Türkiye’nin Bağdat’a meydan okuyan tavrının en büyük destekçisi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi… Hatırlayacak olursanız, Türkiye IKBY’nin Bağdat’a olan bağımlılığını ortadan kaldıran doğrudan petrol satışının da aracısı. Normalde dünya pazarına Bağdat’ın onayı olmadan petrol satamayacak olan IKBY, Türkiye aracılığıyla özellikle İsrail’e petrol sattı ve parasını Bağdat’ın kasasına yollamaktan kurtuldu.

Türkiye’nin bu konuda destekçileri var. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bağdat yönetimi ile krizi tetikleyen, “Musul’a Şii milisler girmemeli. Orası Sünni Arapların, Türkmenlerin ve Sünni Kürtlerin” demeden hemen önce şunu söylüyordu: “Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Batılı koalisyon bir mezhebin hâkimiyetine izin vermeyecek.”

Musul’un IŞİD’in eline geçtiği 10 Haziran 2014’ten sadece 2 gün sonra, Musul’un eski valisi ve kenti IŞİD’e teslim etmekle suçlanan Asil Nuceyfi –ki Türkiye Başika üssünde onun milis gücü olan Haşd el-Vatani’yi eğitiyor- Musul’un Kürtler ve Sünni Araplar arasında pay edilmesini öneriyordu. Nuceyfi’nin planında bu adımı, Musul’u içine alan özerk bir Sünni Ninova bölgesinin kurulması izliyordu.

ABD ise IŞİD’le mücadele konusunda bir yandan Bağdat, Ankara ve Erbil arasında dengeyi bulmaya çalışıyor bir yandan da IŞİD’in yok edilmesinden çok, Suriye’ye süpürülmesine odaklanıyor. Ramadi ve Felluce’nin bu yıl IŞİD’den alınmasından sonra yüzlerce IŞİD militanı Suriye’ye girdi ve bunlar Suriye’nin doğusundaki Deyr ez-Zor kentinde ve Palmira’da Suriye ve Rusya’nın bir hayli başını ağrıttı.

Musul’da kaç IŞİD militanı olduğu muamma, bin 500 diyen de var, 5 bin diyen de… Hatırlayacak olursanız, IKBY yetkilileri operasyondan önce IŞİD’in Musul’dan Suriye’ye kaçması için bir hat oluşturulduğunu söylüyordu. Ve Rusya da bunu engellemek için askeri adımlar atacağını… Son olarak Bağdat’ın, Musul’a sadece Irak ordusu ve polisinin gireceğini söylemesinden sonra İran destekli Haşdi Şabi güçleri de Musul’un Suriye ile bağlantısını koparan bir operasyona başladı.

Irak askeri IŞID'ın hasar verdiği bir kilisenin terasından Irak bayrağını sallıyor. 21 Ekim 2016, Reuters/Goran Tomasevic

 

Irak Başbakanı Haydar el-İbadi'nin Türkiye'yi Musul’a müdahale etmemesi yönünde uyarması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Irak Başbakanı'na, "Senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız" demişti. Sence Türkiye gerçekten de bildiğini okuyabilir mi?

Kesinlikle hayır. Suriye söz konusu olduğunda Türkiye’nin güçlü kartları var çünkü burada Türkiye’nin desteklediği silahlı gruplar güçlü… Ancak Irak’ta böyle bir durum yok. Peşmerge Arap bölgelerinde savaş yürütemez. Türkiye’nin milis gücü olarak eğittiği Haşdi Vatani ise bin kişi ya var ya yok. Bunlar Haşdi Şabi adlı İran destekli gruptan misliyle güçsüz. Ayrıca Türkiye’nin uluslararası desteği yok. ABD, “Irak hükümetinden izin alınmalı” diyerek nazik bir dille Türkiye’yi desteklemediğini defalarca kez beyan etti. Ve Türkiye’nin “Musul eskiden bizimdi” ile müdahalesini meşrulaştırma çabasının uluslararası hukuk açısından hiçbir geçerliliği yok.

Türkiye, operasyonda illa ben de olacağım derse yaşanabilecek muhtemel sonuçlar ne olur?

Irak’taki aktörler açısından Türkiye askeri olarak caydırıcı bir ülke. Ancak bu durum Türkiye’nin Irak’ta bulundurduğu veya bulundurmayı planladığı askeri gücünü korumaya yetmez. Irak, çok farklı aktörlerin, onlarca silahlı grubun bulunduğu bir ülke. Türkiye’nin buradaki gücü, “kim vurduya” gidebilir. Haşdi Şabi liderlerinden sıklıkla “Musul’dan sonra sıra Türkiye’nin bulundurduğu güce” gelecek sözlerini not etmeli.

Türkiye’nin güçlerinin saldırıya uğramasıyla birlikte bir karşılık verebileceğini düşünebiliriz. Ancak bunun uluslararası arenada Türkiye’yi zor durumda bırakacağını kestirmek güç değil. Üstelik Türkiye bu durumda faturayı Bağdat’a kesse bile, ABD’nin Bağdat’ı İran’a kaptırmama çabaları nedeniyle böyle bir durumda Türkiye’ye açık destek vermesini beklememek gerekiyor.

Irak hükümeti neye dayanarak Türkiye'yi mezhepçilikle suçluyor? Sence haklılar mı?

Irak’ta Türkiye’nin sünni bir bölge oluşturma çabası içinde olduğu eskiden beri sıklıkla dile getirildi. 2012 yılında bile Iraklı yetkililerin böylesi çıkışları vardı. IŞİD’in Musul’u işgalinin ardından gündeme getirilen senaryolar, özellikle de “Şii milisler Musul’a giremez” açıklamaları Türkiye’nin mezhepçilikle suçlanmasını daha da artırdı. Unutmayalım ki, Irak’taki Arapların büyük çoğunluğu Şii, bu insanların hatırı sayılır bir kısmı, bir dönem Bağdat’a kadar gelen IŞİD’in korkusuyla evlerinden oldu ve bu dönemde harekete geçen Haşdi Şabi tarafından tehlikeden kurtuldular. Dolayısıyla bu güçlere yönelik mezhep temelli bir eleştirinin Irak’ta karşılık bulması çok güç ve reaksiyon üretmesi de kaçınılmaz. Üstelik Türkiye’nin “Şiilerin nüfus değişikliği oyunları” söylemini gündeme getirirken, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından Arap ve Süryani köylerini boşaltarak buraları Kürtleştirmekle suçlanan Erbil yönetimiyle aynı pozisyonda olması eleştirileri artırıyor. Özellikle de, Kerkük’e yarım milyon Kürt yerleştirildiği ve buranın Kürtleştirildiği gibi iddialar varken. 

Ayrıca Türkiye’nin Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’ye sığınma hakkı tanıdığını da burada hatırlatmak gerekiyor. Haşimi Irak’ta “Sünni ölüm tugayları” kurarak, Iraklı şii yetkililere ve hatta sivil şii nüfusa yönelik saldırıları organize etmekle suçlanıyordu. Dahası Haşimi, Musul IŞİD’in eline geçtiğinde, “Ezilen, haksızlığa uğrayan ve marjinalleştirilen insanların devrimini kutluyorum” diyerek IŞİD’i kutlamıştı. 

Son olarak bir noktayı hatırlatmama izin verin. Irak’taki Şii liderlerden Mukteda es-Sadr, İran’a mesafeli bir isim ve bugün Haşdi Şabi’yi oluşturan grupların bazılarıyla kavgalı. Türkiye’nin Başika’dan çıkması için eylemler yapan Sadr yanlıları, Erdoğan Mart 2011’de Bağdat’ı ziyaret ettiğinde “Erdoğan hoş geldin, Sadr çizgisi seni kucaklıyor” sloganları atıyordu.

Doğu Musul'da kilisenin bulunduğu binada IŞID'ın çizdiği resmin önünde Irak Özel Kuvvet Askerleri fotoğraf çekiyor, 21 Ekim 2016 Reuters/Goran Tomasevic

 

Operasyon ile yapılacak olan, kimilerince dillendirildiği gibi "IŞİD’i Musul’dan Suriye’ye püskürtmek" mi? IŞİD'in Suriye'nin başına bela olması kimlerin işine gelecek?

Ben ABD’nin isteğinin bu olduğunu düşünüyorum. Elbette ki bunu açıkça dile getiremiyorlar. Gerçi Economist gibi dergiler “En makul plan bu” diyerek PR çalışmalarına başladılar bile.

Hazır, Putin ve Esad Halep’te zafer ilan etmeye hazırlanırken, IŞİD’in başlarına daha fazla bela olması neden işlerine gelmesin?

Musul operasyonundan aylar önce Suriye yönetimine yakın Al Masdar News, Iraklı Haşdi Şabi güçlerinin ve Suriye ordusunun ilerleyen dönemde sahadaki operasyonlarını birleştireceğini belirtiyordu. Haşdi Şabi’nin Musul sonrası bir Deyr ez-Zor operasyonu başlatması da bekleniyor.

Deyr ez-Zor Suriye’nin doğusunda, Musul’un karşısında yer alıyor. ABD geçtiğimiz eylül ayında bu IŞİD kuşatması altındaki kentte şaibeli bir biçimde Suriye ordusunu bombalamıştı. 

Şu bir gerçek, IŞİD ABD tarafından kontrol edilmiyor ancak Suriye’de ABD IŞİD’i bir şok birliği olarak kullanıyor. Bu şok birliğinin işgal ettiği bölgeleri kendi “ılımlı” güçlerine aldırarak Esad’ın kontrol alanını daraltmayı hedefliyorlar. Irak gibi Suriye’nin de üçe bölünmesi planları var. Bu planlarda Suriye ordusunun kontrolündeki Deyr ez-Zor, bir kıymık gibi duruyor.

Güney Musul, Irak Özel Kuvvet Askeri ISID tarafından kullanılan bir tünelin önünde,27 Ekim 2016, Reuters/Zohra Bensemra

 

Dünyanın en güçlü ordularının Musul'u IŞİD'den temizlemesi gerçekten zor mu?

Bölgesel aktörler arasındaki planların farklı olduğunu bunun da Musul’a yansıdığını söyledik. Bütün bunlar IŞİD’in Musul’daki ömrünü uzattı. Ancak şunu da eklemek gerekiyor, IŞİD gerçek bir güç. Ordusu, polisi, yargı ağı ve hatta belediyeciliği ile karmaşık ve büyük bir yapılanma. Üstelik IŞİD’in Musul’da toplumsal desteği de bulunuyor. Nuceyfi’nin valiliği döneminde IŞİD’in kentte örgütlenmesine göz yumması da bunda önemli bir rol oynadı. Ve biz 1.5 milyonluk bir kentten bahsediyoruz… ABD uçaklarının yoğun bombardımanı ve YPG’nin yoğun saldırılarına rağmen IŞİD Suriye’nin Menbiç kasabasını –ki Musul’un çeyreği bile değil- tam 74 gün elinde tuttu. Kent dümdüz edildiği halde… IŞİD, 2 yıldır açıkça konuşulan Musul operasyonuna hatırı sayılır bir önlem almıştır. Kentteki militanların tünel ağlarına, yer altı cephaneliklerine ve hatta sahra hastanelerine sahip olması ortaya çıksa kimseyi şaşırtmayacaktır herhalde. Bana kalırsa Kerkük’e yaptıkları sürpriz saldırı bile, Musul önlemlerinin parçası olarak yıllar önce planlandı. Uyuyan hücreler önceden Kerkük’e yerleştirildi ve bu hücreler silah ve mühimmat stokladı, kenti kontrol eden askeri gücün büyüklüğüne ve zayıf noktalarına haiz oldu. 

IŞİD ilerleyen günlerde de Musul konusunda şaşırtacaktır. Kenti bırakıp çıkacaklarına yönelik söylentileri açıkçası çok gerçekçi bulmuyorum. Bu yüzden ilerleyen günlerde Haşdi Şabi’nin kent merkezindeki operasyona katılması konusu da yeniden gündeme gelecektir.

Musul'un güneyinde Federal Polis Güçleri operasyonda... 26 Ekim 2016, Reuters/Stringer

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri