24
Ekim

Müjdemi isterim!

24 Ekim 2016 Yazar: Aykırı Akademi

 

AYKIRI AKADEMİ - Yeni Türkiye Manzaraları

Müjdemi isterim! Sevgili vekillerimizin çok şükür bekledikleri zam geldi. Hani bir ay sabahın kör saatinde evinden çıkan emekçinin bozdur bozdur harcadığı 1300 lirası var ya, hani açlık sınırının 1.386, yoksulluk sınırının 4.515 TL iken ev geçindiren işçinin maaşı, heh işte, tam da o kadarcık bir zam aldı vekilim, 25 bin 620 liracık oldu kazancı. Hamdolsun yetiyordur inşallaaah! Aman başı öne eğilmesin, yoksulluk görmesin, çok çalıştılar bu aralar.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ne İş Yapar?

Hazır zam kapıdayken bakanlar boş durur mu, ha gayret bir omuz da siz atın!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olmak öyle kolay şey değil; Cumhurunun başının söylemlerini sıkı takip edeceksin, hemen özümseyip, cümle içinde kuracak, pekiştireceksin. Bir de insan olmak için çok kolay olan bazı ölçütleri itinayla yerine getirmemek için direneceksin!

Ülkede el kadar bebekler tecavüz edilerek öldürülürken, bir kadın ‘düzgün yürü’ diyerek ahlak bekçiliği yapan bir maganda tarafından dövülürken, her gün yüzlerce kadın tacize uğrarken, okul çağında kız çocuklarına gelinlik giydirilirken, “Türk kadını adam gibi ölmesini de bilir” diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı koltuğunda oturan Fatma Hanıma birkaç sorum olacak.

ÖZGECAN Yasasında son durum nedir? Bir çalışmanız var mıdır konuyla ilgili?

Göreve geldiğinizden bu güne 100’den fazla kadın öldürüldü, ( bu sayı ben bu yazıyı yazarken bile artmış olabilir) konuyla ilgili herhangi bir davanın takipçisi oldunuz mu?

Kadınları ‘fıtratı’ gereği eşit görmeyen zihniyete karşı, eşitliği esas alan bir siyasete ve dile ihtiyaç olduğuyla ilgili ne düşünürsünüz?

Bu ülkede kadınlar boşanmak istediği için öldürülüyor, siz hiç sorumluluk hisseder misiniz?

Artan nefret cinayetlerine yaklaşımınız nedir?

Sadece Ekim ayında 18 dava var; cinsel saldırıya uğrayan, şiddet gören öldürülen kadın ve çocukların davaları, kadın platformlarıyla bu davalara sahip çıkmayı düşünmez misiniz?

9 aylık bebeğe uzanmış cinsel istismarda, bir bakan olarak, konuyla ilgili daha önce bir şey yapmamış olduğunuz için kendinizi suçlu hissetmez misiz?

Son sorum şu ve çok basit; bir kadının; nasıl, ne gibi öleceğini tarif etmek dışında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ne iş yapar?

 

OHAL’de Başkanlık Günlüğü

İşte böyledir yüksek zamlara giden yolda ki emek mücadelesi…

Malumunuz başkanlık konusunu yine konuşuyoruz, üzerine düşen görevi yerine getirmeyi dört gözle bekleyen siyasilerimiz ne çok! Bak Devlet Bahçeli nasıl da son kuruşuna kadar hak ediyor maaşını. Cumhurunun başını kim başkan yaptırmayacakmış, şaşarım! Başkanlık sistemini referanduma taşımayı önererek esaslı bir çözüm bulmuş kendileri.

Yalnız onu eleştirenlere de biraz öfkelenmiş. Şimdiden hazırlıklı olun; hesap makinelerinizi el altında tutun, yeni bir sayı hesabı kapıda… Sayın Bahçeli partisini anlamayanlar için kara tahtanın başına geçip tek tek anlatacakmış. Rica ediyorum, anlayanlar, anlamayanlara anlatsın efendim!

Bir diğer çalışkan siyasetçimiz ise Deniz Baykal. Biz tam aa nerede kaldı diyorduk ki beklenen çıkışı yaptı, Bahçeli’nin referandum pasını karşıladı ve destek verdi. Başkanlık sistemine mi ihtiyacınız oldu, OHAL’ de Baykal ne güne duruyor? Yok mu arttıran!

 

Yeni Türkiye’de Eğitim Manzaraları

Yeni Türkiye’de siyasilerin vaziyeti böyle de eğitimde her şey yolunda mı? Yolunda yolunda, 64 ülke arasında matematikte 45’nci, okuduğunu anlama da 37’nci ve fen bilgisinde 41’nciyiz. Sırayı da kimseye vermemekte kararlıyız çünkü akıl ve bilimi esas alan üniversitelerimiz, okullarımız dünyaya örnek olacak akademisyenleri, öğretmenleriyle tam kadro görev başında. Öyle ki melek avına çıkmış kendileri, yok yok yanlış duymadınız bir ‘eğitimci’ derse türbanlı girmeyen öğrencisine “Sizin yüzünüzden okula melek girmez oldu.” demiş!

Bir başka bilimi referans alan okulumuz da bone ve türban dağıtmış öğrencilere. Bitti mi, bitmedi… Bir ortaokulda insan vücudunu anlatmak üzere kullanılan maket, kağıt parçalarıyla sansürlenmiş. Aman totosu görünmesin maazallah. Sansür bizim işimiz, biliyorsunuz daha önce de NTV ilerici yayın anlayışı çerçevesinde bir belgesel esnasında Vitruvius Adamı sansürlemişti… Ne akılcı ama!

 Hey gidi Leonardo da Vinci,  antik çağdan kendi çağına taşıdığı Vitruvius Adamı da sansürleyeceklerini bilse, not bırakmaz mıydı eserlerimi gericilerden koruyunuz diye!

Böylesine estetik böylesine muasır medeniyetler seviyesine taşınan yeni Türkiye’nin eğitim sisteminde, bir öğretmen de çıkmış, öğrencilerine evreni en iyi anlatan ‘Cosmos’ belgeselini izletmiş. Hadi canım sende… Şikayet edilmiş tabii... Akıl küpü okul müdürlerinden ise üstün yeterlilik isteyen bir soru gelmiş: “Tarih öğretmeni olduğunuz halde Darwin’le neden ilgileniyorsunuz?” Ben de kendisine bir şey sormak isterim, siz bir eğitim kurumuna müdür olduğunuz halde, belgeselin içeriğine ilişkin hiçbir fikriniz olmadan soru sorma cesaretine sahip olmayı nasıl beceriyorsunuz ve yine hatırlatmak isterim ki, biyoloji derslerinde Darwin teoremi hala o dersin bir parçasıdır, bilmemek ayıp değil Sevgili Müdür, öğrenmemek ayıp!

Ne söylediğinizi duyar gibiyim, tercüman oldunuz hislerime teşekkür ederim ama ben yazamayacağım, malum OHAL…

 

Rektörlerin Yeni Görev Tanımı

Yahu üniversitelerde, okullarda bunca şey olurken, bu rektörler, okul müdürleri ne iş yapar, yok mudur bu gidişi denetleyen birileri derseniiiiz orada durum biraz karışık… Okul müdürlerinin yeni görev tanımlarını geçen haftanın yazısında anlatmıştım, tekrara düşmeyelim ama rektörlerin başı yoğun. Cumhurbaşkanı ‘rektör seçimleri sorundur’ diye buyurunca bir alkışlama heyeti gerekli tabii. İşte rektörlerin yeni görev tanımları da toplantı toplantı dolaşıp şak şak ekibinde bulunmak.

“Demokratik gibi görünüyor seçimler ama değil.”

 Şak şak şak…

“Bu sistem değişmeli.”

 Şak şak şak…

Anlayacağınız demokrasi arayışı var, hem rektörlerde hem Cumhurbaşkanı’nda, aa bir de beş öğrenci var, Adana’da demokratik üniversite pankartı açan ama onlar tutuklandı. Demokrasi istenecekse onu bizim yerimize de düşünürler, öyle element uydurmayın kendi kendinize…

Demokrasi demişken aklıma geldi, Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiği ilk aylarda, İstanbul Üniversitesi’ndeki seçimlerde en yüksek oyu almasına rağmen Prof. Dr. Raşit Tükel yerine Prof. Dr. Mahmut Ak’ı atamıştı.

“Demokrasi öyle bir şeydir ki tadından yenmez!”

 

Patates Soyacağım ve Diğerleri

Biliyorsunuz her hafta patates soyacağımla beraber sevgi sözcüklerimi ilettiğim kişiler oluyor. Çok şükür Yeni Türkiye’de de o kısım hiç bitmiyor. Bir kanalın kadın fotoğrafçısı meteoroloji uzmanlarını kıskandıracak açıklamalarda bulunmuş. Ülkemize üç yıldır doğru düzgün yağmur yağmıyormuş, kuraklık varmış! Hiç üzerine düşündünüz, araştırma yaptınız mı neden diye? Konuyla ilgili uzay mekiği kullanmanıza gerek yok! Hanımefendi kıvrak zekâsıyla suçluyu bulmuş; Kemalistler!

Senden de hiçbir şey saklanmıyor he!

Yazı bitmeli çünkü dilin kemiği yok… Haftaya yine huniler başta görüşelim.

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri