15
Ekim

Siz yine de derin nefes alın, nihayetinde OHAL günleri…

15 Ekim 2016 Yazar: Aykırı Akademi

 

AYKIRI AKADEMİ - YENİ TÜRKİYE HALLERİ

OHAL’de başınıza bir şey gelmemiş ya da işe gitmek için kullandığınız toplu taşıma araçlarından herhangi birinin şoförü keklik niyetine şemsiye ile dürtülmemişse yine beraberiz, yeni Türkiye’den haberler var.

Dikkat! Fazla Güven İçerir

 E biliyorsunuz bu hafta çok konuştuk ABD'li oyuncu Lindsay Lohan’ı. Kendisi sığınmacıların kaldığı konteyner kenti ziyarete geldi, araya saat reklamı çekimlerini de almış! hem ziyaret hem ticaret!  E koskoca oyuncu gelmiş,  ziyaret pasta, limonata kıvamında geçecek değil ya, görkemli bir yıkama yağlama töreni ile kendine yaraşır bir şovla görüşme tamamlandı, büyük insanlık mesajları verildi.

Belli ki uzun süredir iktidara nasıl davranmalı, övgüler hangi sırayla hangi giyim tarzıyla yapılmalı gibi yetenek gerektiren süreci ustalıkla incelemiş. Der ki ‘Türkiye çok güvenli bir yer’. Dur fazla kahkaha atma. Emek vermiş, didinmiş, kim bilir ne kadar zaman kameraların karşısına geçip teorikte öğrendiği yaranma çabalarını pratikle buluşturmak için bekledi. Acımasız olmayın!

Sevgili Lohan; yaban domuzunu bildin mi? Hani şu vahşi insan evladı tarafından betonlar dökülmüş, yaşam alanları sarılmış, yavru yaban domuzlarını.

Hani köşeye sıkıştırılıp taşlanan, linç edilen yaban domuzlarını… Hafızanda bir canlandı sanki Samsun’da ki manzara. İşte burası, Türkiye.

Nadir görülen kızıl ibikli kız kuşunu saçmayla yaralayan ardından buna spor diyen ileri zekâlılar ülkesi!

Ya da sorabilirdin açılış şovunda hemen sağ tarafında bulunan Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Hanım’a, sadece onun döneminde kaç kadın çantasında doğum kontrol hapı taşıdığı için öldürüldü, kaç kadın tecavüze, tacize uğradı diye…

Sorabildin mi?  Bir cevabı varsa kendisinin,  bize de anlatın, aydınlanalım!

Neyse ben niye şimdi senin türban şovunu kendime mesele ettim anlamadım. Keşke bende de cumhurumun üslup zenginliği olsaydı da kollarımı açıp,  Eyy Lohan sen benim kalitemde, kıratımda, seviyemde değilsin,  seninle dertlenemem diyebilseydim!

Diplomayı Düşünürüm Gözlerim Kapalı

Ekranların aranan yüzü, yeni Türkiye’nin kanaat önderlerinden ‘ Cübbeli Ahmet Hoca’ yine çok değerli, engin bilgileriyle ufkumuzu açtı.

‘Hoca’ der ki “İyi ki okumamışım; şu okullar nasip olmamış, şu diplomalar nasip olmamış. Allah saptırmadı bugüne kadar, bundan sonra saptırmasın.” Acı bir tebessüm nasıl oluru, kendisini dinledikten sonra çokça tecrübe ediyorum.  Bu sözleri duyduktan sonra da uzun süre ekran başında kaldım, bir diplomaya baktım bir ekrana. Çok şükür, siz hangi eğitimden nasiplendiyseniz,  biz ondan nasiplenmedik!

Bak şimdi aklıma da neyi düşürdü, sahi bir şey vardı, aranıyordu, neydi o? Diploma nerede diploma?

Bunlar hep ‘Cübbeli Hoca’ vesvesesi…

Okul Müdürlerinin Yükselen Vizyonu

Hazır söz okullara gelmişken Rize’de bir okul bahçesinde revize edilen bir çeşme törenle açılmış, yetmemiş tören sonrası okullar tatil edilmiş... Bunu niye anlatıyorsun deme, sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı ilkokul kitaplarında 48’in okunuşu altmış dört yazılmış diye sinirleniyorsun.

Çeşmeden daha önemli değil ya iki rakamın arasındaki anlam farkı!

Nihayetinde okul müdürlerinin yeni görev tanımlarında duvar bekçiliği var. Duvara yazı yazan 6 yaşındaki çocukları kim polise şikâyet edecek, okul müdürleri ne güne duruyor? Uğraştırmayın insanları pedagojik formasyonla falan…

Biliyorsunuz artık ihbar en kutsal görev, ihbarcılık en değerli meslek, hem geleceği de var!

Bu hafta da yine derin fikirleri karşısında patates soyacağıma olan sevgimi anımsadığım kişiler olmadı değil. Kabataş Erkek Lisesi Müdür Yardımcısı, ismi lazım değil, bütün okullarımızın imam hatip lisesi gibi olması zamanı geldi” diye buyurmuş. Önce yav he he dedim ama ardından biraz düşündüm, sonra imam hatipli Merve’nin üstün yetenekli ellerde hazırlanmış kısa filminde verdiği mesajlar geldi. O incelik, o zarafet… Müdür yardımcısı,  Merve gibileri yetiştirip, topluma kazandırması varken, seni isteyecek değil ya. Eşyanın tabiatına aykırı!

OHAL’ de Torunlarımız

İtiraflar, ihbarlar, hacılar, hocalar, müdürler derken,  her şeyin yolunda gittiği, mutluluktan kanatlandığımız, birlik ve beraberliğe bile ihtiyaç duymayacak kadar sorunsuz zamanlar geçirdiğimiz şu günlerde, sevgili Başbakanımızın torunu darbe girişiminden etkilenmiş. Son zamanlarda Binali beyin ağzından çıkan tek anlamlı sözdü, kendisini pür dikkat ve heyecanla izledim. Dedim ne büyük insan, kendisine her konuda çok önyargılıyım,  bak arada bir ne de güzel tespitler yapıyor,  herhalde şimdi Milli Eğitim Bakanlığına fırçayı çekecek; okulun ilk günü daha okumayı sökmemiş bebelere darbe tatbikatı nasıl yaptırdınız, siz hiç mi çocuk psikolojisi okumadınız, ne ölçüsüz,  ne iş bilmezsiniz, o koltuklara nasıl oturdunuz diyecek!   Yok, yalnızca torunu incinmiş!

Siz yine de derin nefes alın, nihayetinde OHAL günleri… Şimdi aklınıza geldiyse, e bu çocuklarında psikolojisi bozulmamıştır canım diye! Sizinki de laf,  niye bozulsun yahu,  başbakan torunu değil ya hiçbiri, nerede öyle lüks, vatandaşın evladı öyle her şeyden nem kapmaz, meraklanmayın!

Bir üniversitede rektör olup, tüm fakültelere de dekan olamadım ki yazmaya devam edeyim, daha yapacak çok iş var o yüzden hadi ben kaçtım, ne demiştik:

 Siz siz olun huniyi başınızdan eksik etmeyin!

 

 

 


Kapak tasarımında kullanılan karikatür: Latif Demirci

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri