08
Ekim

Cinsellik, arzuya kavuşmaktır.

08 Ekim 2016 Yazar: Aykırı Akademi

Dünyanın cinsel yaşamla olagelen ilişkisine baktığımızda çoğunlukla ‘edebe uygun’ davranışlar sergilenmek istenirken (en azından dış görüntümüzde, vitrinde) bedeni yok ederiz, arzularımızı hiçe sayarız. Bu sebepten dolayı Ghislaine Paris’in Cinselliğin Önemi kitabın alt başlığı en az kitabın ismi kadar ilgi çekici; Arzuya Kavuşmak.

Cinsellik, arzuya kavuşmaktır.

 

AYKIRI AKADEMİ – KİTAP: Ayşegül Atalay

Fransız seksolog Ghislaine Paris’in Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanan kitabı “Cinselliğin Önemi” kitabında Paris’in sorduğu ilk soru şu: Cinsellik nerede? Cinsellikle ilgili en başa, ta en başa gitme sebebim bu soru oldu. Ki cinsellik sadece yaşanan değil, üzerinde düşünülmesi gereken, sağlıklı şekilde yaşayabilmek adına kimliğini bulması gereken, bunun için de ta en başa gitmeniz gereken önemli bir mevzuu.

Tam da burada cinselliğin önemini daha iyi anlatmak adına toplumsal gerçekliğin babası yine Fransız bir yazar olan Michel Foucault’u anmadan geçemeyeceğim; çünkü yazmış olduğu “Cinselliğin Tarihi” kitabı bir başucu kitabıdır. Şöyle bir cümle kurar Foucault cinsellikle ilgili;

“Tutumların edebe uygunluğu bedeni yok eder, sözcüklerin ağır başlılığı söylemleri tertemiz yapar.”

Cinselliği üç ciltlik bir kitapta incelemiş olan Michel Foucault (Cinselliğin Tarihi; Ayrıntı Yayınları) bu cümlesiyle ‘cinselliğin önemini’ tek bir cümlede anlatıyor. Üç ciltlik kitapta diğer bütün cümlelerinde olduğu gibi bir tespitte bulunan Foucault’un bu cümlesini özel yapan şey sıradanlığı, öylesine söylenmiş gibi duruyor olması. Oysaki cinsellik; üç öğün yemek yememizden farksız olarak veya uyumamızdan farksız olarak  - en az bu günlük eylemlerimiz kadar -  gerekli, önemli. Foucault bu önemi anlatmak adına cinselliğin bastırılmayla değil itiraf mekanizmasıyla olabileceğini ve yaşam dinamiklerinin en önemlisi olduğunu vurgular.

Doğru, hem de çok. Fakat dünyanın cinsel yaşamla olagelen ilişkisine baktığımızda çoğunlukla ‘edebe uygun’ davranışlar sergilenmek istenirken (en azından dış görüntümüzde, vitrinde) bedeni yok ederiz, arzularımızı hiçe sayarız. Bu sebepten dolayı Ghislaine Paris’in Cinselliğin Önemi kitabın alt başlığı en az kitabın ismi kadar ilgi çekici; Arzuya Kavuşmak.

Cinsellik, arzuya kavuşmaktır.

Arzuya kavuşmak meselesi cinselliğin kendisi kadar kolay değildir çünkü. En basit haliyle şöyle bir tespitte bulunuyor Paris: ‘iki cinsiyetten biri olarak doğarız fakat arzuya kavuşmak başlı başına bir meseledir’. Cinsellik bu sebepten dolayıdır ki; diğer yapılan günlük işlerin yanında çok farklı bir yerde durur.

Paris kitabın henüz başında bir noktaya dikkat çekiyor yapılan araştırmalardan yola çıkarak ki konu her zamanki gibi cinsellik adına bildiklerimizi çürütecek nitelikte.

“Son zamanlarda yapılan bazı anketler hatırı sayılır sayıdaki erkek ve kadının şu gerçekle yaşadıklarını bildiriyor: “Cinsel Kıtlık” Yaşam biçimlerinin özgürleştiği ama aynı zamanda erotizmin aşırı sergilendiği bir çağda merak uyandıran bir fenomen bu! Cinsellik her yerde gibi görünüyor ve aynı zamanda hiçbir yerde!”

Tam da ‘arzuya kavuşulacakken’ Paris ters köşe yaparak  ‘Cinsel Kıtlık’ diye bir kavramdan bahsediyor. Çok da aşina olduğumuz bir tabir değil bu. Zira kiminle konuşursanız konuşun herkes cinsel hayatlarına gereken önemi veriyor, arzular almış başını gidiyor, herkesin cinsel kimliği dört dörtlük ve başarı grafiği yüksek. Durum böyleyken ‘Cinsel Kıtlık’tan bahsediyor olmayı şöyle açıklıyor Paris:

“Cinsellik tik atılarak doldurulacak bir kutucuk gibi; atılmaması durumunda ise cezası, diğerlerinin şüphe dolu bakışlarına maruz kalmak, kendini anormal ve başarısız hissetmek oluyor”

Mevzu cinsellik olduğunda oradaki başarı veya başarısızlık kimliğin bütünü gibi algılanıyor. Bu algıdan dolayı cinsellik insanların başarılı olmakta en çok zorlandıkları alan.  “cinsellik söz konusu olduğunda beklentiler gerçekdışı bir hal alıyor” diyor Paris ki; cinselliğin algılanışındaki en önemli tespit bu.

Cinsellikle ilgili beklentilerin yüksek oluşu çok da abartılı bir tespit değil çünkü Paris iki kişinin uyumlu bir hayat sürmeleri için cinsellik zorunlu bir eşiktir tespitinde bulunurken, aynı zamanda çiftlerin başarılı olmakta en çok zorlandıkları dolayısıyla da en kırılgan oldukları noktadır diyor.

Ve pornografiye geçiyor.

Yeni iletişim araçları sayesinde kolayca ulaşılabilir olan pornografi vücudun mekanik performansına odaklandığından cinselliğin kendisi kadar tatmin edici değildir aslında diyor ve devam ediyor;  “… biz de aralarında gerçek bir uçurum olan iki aşırı uçta, romantizm ve pornografinin arasında dengede durmaya razı olduk.”

Bu razı oluş toplumun her iki razı oluş arasında ikiyüzlü bir tavır takınmasını sağladı ve bir takım sonuç odaklı zorunluluklarla da karşı karşıya bıraktı: “Cinsel istek duyma, ilişkiye sık girme, mükemmel bir ereksiyon ve tekrar tekrar orgazm!” Paris cinselliğin önemi söz konusu olduğunda cinsellikle ilgili saydığı bütün bu yanlış öğrenmelerin çok büyük bir yanlış anlamayı da beraberinde getirdiği tespitini yapıyor ki son derece yerinde tespit.

Bu yazıyı sonlandırmadan kitapta yazılmış olan bir başlığı buraya yazmak isterim çünkü iki kişi arasında gerçekleştiğinde anlam kazanan cinselliğin ne olduğunu, ‘ne olmak olduğunu’ en iyi anlatan başlık.

Cinsellik Öteki Olmayı, Ötekini ve Ötekinin Farkını Kabul Etmektir

“Bireysel cinselliğimiz bir çıkış noktasıysa yetişkinlikteki varış noktası “ötekiyle karşılaşma” dır.”

İşte yetişkinliğimizde karşılaşacağımız bu “öteki” yle cinselliği de kapsayan uyumlu bir birliktelik yaşayıp yaşayamama durumu Paris tarafından çok güzel açıklanıyor. Tabii arzularımız tarafından yönetilen cinselliğin hayatımızı nasıl etkilediğinin kapsamı kitabı okudukça şaşırtacak seviyede.

11 bölümden oluşan Cinselliğin Önemi kitabı cinsellikle arzu etmeyi, seks ile sevişmeyi birbirinden ayırıyor. Fakat her iki kutbu yadsımaksızın yapıyor bunu. Çünkü cinsellik, seksten çok daha fazlasıdır! Ve şöyle devam ediyor Paris: “Cinsellik, hazzın ötesinde, her bireyin kendi kültürel grubunun içinde kimliğini inşa etmesini, belli bir olgunluğa varmasını, ötekinin farkının bilincine varmasını ve sınırlarını kabul etmesini sağlar”   

Cinsellik doğru kişiyle, doğru frekansta yaşandığında kişinin hayatını kalite getiren önemli bir unsur. Cinselliğe bakışımızı ‘zorunlu’ olarak değiştirdiğimizde ondan nasıl yüksek bir fayda sağlandığını Ghislaine Paris’ten okuyun bir de…

 


Kapak tasarımında kullanılan illustrasyonlar: Adam Nicklewicz, Owen Davey

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri