04
Haziran

13.Basamak

04 Haziran 2016 Yazar: Aykırı Akademi

 

"Bir kırık dizeye benzer, boşluğa benzer ne koysan dolmaz, tıka basa neyi uygun bulsan fazla, fazlalığa benzer insan.."
 

AYKIRI AKADEMİ -ÖYKÜ - Yazan: Serpil Köşker

 

Bir sarman kedi kendinden biraz küçük sarman kediyi kovalıyordu. Gözümün önünde kovalamaca sahnesi. Sahneden çıkıyorlar, sahneye giriyorlar. Milyonlarca yıllık kovalamaca, "yakalama" arzusu, içgüdüsel. Daha küçük sarman kedi kaçıyordu daha büyük sarman kediden milyonlarca yılın hâlâ çevik alışkanlığı ile.

Ölçülebilir, alçalabilir bir yükseklikten sigara içerek onları izliyordum. Milyonlarca yılın kovalamasını, milyonlarca yılın kaçışını, ansızın yakalanabilirliği.

Bir şey benzeyebilirdi kendinden başka çok şeye:
Sevişmek alışkanlığa, sevişmek alçalmaya, azalmaya, sevişmek hainliğe, sevişmek vahşi açan orkidelere, sevişmek "lotus lotus açmaya", "dolunayın tam gününe" benzeyebilirdi sevişmek, sevişmekten çok her şeye.

Öpmek kuş öpüşüne, menekşe öpüşüne, sevindim öpüşüne, ilkler belki de hep şiirdir öpüşüne, kalbi pürüzsüz yağmur öpüşüne,  "kutlarım güzelliğini" öpüşüne.. 
Bir öpüş benzeyebilirdi öpüşten daha güzel ve daha çirkin her şeye.

Bir söz sarılmaya, bir söz dağıtmaya sinsi bulutları, kuşları uçurmaya, atları koşturmaya tek tek, ayaklandırmaya yüreği:

“Lan kardaş 
Bu nasıl yara
Kanar her yerimden
Döğülmüşüm
Söğülmüşüm
Koğulmuş
Siktir çekilmişim yani
Kendi öz yurdumda 
Bir meri keklik gibi
Çeker giderim”

Atları sürmeye önce tek tek, sonra daha çok ve hep ve hep ileri.. 
Bir söz benzeyebilir isyana güce ateşe.

Eski bir yarayı kanatmaya.
Dümeni umuda kırmaya.
En beklenmedik anda gönlü aşka düşürmeye, kendinden çok başka, çok hakiki her şeye.

Üç oda bir salon eve, pahalı koltuk takımına, siyah arabaya 1500 beygir, bir tomar hak edilmemiş paraya, ağız dolusu tükürüğe ve kanlı.. ve benzer elma bahçesinde gül gölgesine..

Der ki: "işte bu şiirdir. Dünya ile aramızdaki basınç farkı. Nasıl sıçramasın zihin? Nasıl atmasın bu yürek gümbedegüm aşkla?"

Bir kırık dizeye benzer, boşluğa benzer ne koysan dolmaz, tıka basa neyi uygun bulsan fazla, fazlalığa benzer insan..
Bir lokma ekmek, bir yudum su, bir çiy tanesi uykusuz göze görünen.

"Suskunluk. Göz için siyah neyse, kulak için odur suskunluk. Yokluğun bir bölümü yani. Oradayım ben," diyordu Elsa Triolet, Gün Doğarken Bülbül Susar'da.

İşte ben tam "oradayken" gördüm sarman kedileri kaçar ve kovalarken, yakalayamazken, yakalanamazken. Gülümsedim.

Yaşanmamışın, yoksunluğun siyah tarafında. 
Ayrı tenlerde çiçeklenmiş, aynı tende yapayalnızlıkta.

Kediler sahneden çıktılar ben genişçe idrak ederken geniş, dolgun kırgınlığı, her şeyi..

Sigaramı söndürdüm. Giyindim ve çıktım.

Mutlu edilemez, anısı olamaz yollar. 
Kaldırımın bile ölse yeri. Ağaç intihar edebilir. Mutsuz semt.
Kimse yıldıza tutulmayı tasavvur etmez burada, kimse büyülenmez. 
Herkes ve her şey yavanlıktan müteşekkil. O yollarda yürüdüm. 
Yavan otobüsün yavan yolcuları: 1, 2 3, 4... 204'te 5. , 216'da 3.. istastistik insanları, rakamdan insanlar..

Gelmiştim işte. Oradaydım ve o oradaydı. Bir yol bir refüj bir kaldırım bir kapı bir bahçe üç kat sonrasında. 
O yolu geçecek, kaldırımda yürüyecek, bahçeden geçecek, çalacaktım kapıyı. Açılacaktı kapı. Kapılar hep açılır. Hep kapanır. Budur görevleri.

1. Basamak: kedileri kediler istediği zaman sevmelisin. Fakat sevmelisin. Hüsrana uğramamalı kedi kalbi.
2. Basamak: sen Erika'yı Rus içkisi zannedersin zannederim.
3. Basamak: o kederli sevincin, daha kederli, daha sevinçli anını, o kırılma; kırılarak ışıldama anını benimle beklemezsin. 
4. Basamak: başarısızlığa uğramış her güzel duygunun saklanarak yok olduğu o güzel ağız. 
5. Basamak: kulağım, ellerim, sevgim, geçmişim için mavi, siyah, hayır. 
6. Basamak: sana anlatmamalı gün doğarken bülbül'ün neden sustuğunu. 
7. Basamak: aramızda anlam farkı var.
8. Basamak: "siz aşktan n'anlarsınız bayım?" diyordu Didem Madak.
9. Basamak: sen hep alçalan, alçalmak laneti olan o önlenemez siyah.
10. Basamak: sen hep pas, sen hep küf, sen hep çürük, hep tatsız hep yavan yiten vakit..
11. Basamak: sen artık seni nefretimden koruyamadığım büyük emekli çirkinlik. 
12. Basamak: sen onurla çelişen..
13. Basamak: ölüm haberini alınca kederlenmeyeceğim.

Kapı çalındı. Kapı açıldı. Kapı çalınır kapı açılır. Olağandır bu. 
13'ten fazla basamağın eti, kemiği, sevgisiz, göze benzemeyen gözleri, huysuz elleri, insana benzemeyen her halinin kanı damarı.. 
O an ölüme benzer bir şey, o an cehennem çukuru, o an kara ağzı ile dipsiz kuyu -hakikatle kapanan-, o an çekeceğin var ellerimden!

İçeri girmedim. Onu duymadım. Hiç bir şey söylemedim. Kıpırdamadım. "Sükût ikrardansa, bu tokat da hakikatten " demedim. Aldırmadım elimin acısına.

O şaşkınlığını atamayadursun, yürüdüm. Bunun için vardır yollar, kaldırımlar. Eve döndüm. Bahçede o sarman kedi kendinden daha küçük sarman kediyi kovalıyordu hâlâ, önümden geçtiler.

Kediydiler ve kendilerinden başka hiç bir şeye benzemiyorlardı.

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri