11
Mayıs

Düştür insanın günahı; ya da böyle bilirsin...

11 Mayıs 2016 Yazar: Jehan Barbur | Köşe adı: KUR-DEŞEN
Tüm Yazılar

V harfinde durur fihrist, tanımadığın bir kadın gibidir Vicdan! Yer bitirir seni. Hangi organının ifrazıdır vicdan, duyumsayamazsın çünkü göremezsin bedeninin toplu bir ifrazı olduğunu.

 

Yazan: Jehan Barbur

En zoru kendinle konuşmak inan. Kendi sesine ulaşmak... Yüzlerce insanın nidası, ünlemi, ihtarı, sana kızması, öğretisi, öğretememesi arasında bir fısıltı çırpınır içinde bir ananın memesini emmeye çalışır gibi. Canı acır o meme ucunun; sömürülmeye dair bir can acısı. Haklı! Kas diziliminin, organlarının, kalp denen o ne menem kırmızılığın sana söylemeye çalıştığı bir şeyler var illa; bir duysan! İsteklerin ve istemediklerin yarılır ikiye, iş yapan bir elin başparmağına serili mavi damarı gibi.

Burgazada’nın güzelliklerini görmeye gelmiş iki sevgilinin oturduğu faytona canhıraş koşulan ve acı çeken iki atın zorunluluğu var artık bu yaşında. Gözlerin bakır kapakçıklarla kapalı... Yön duygun yitik; her daim yolu andıran bir ilerililik, aslen gericiliği temsil eden… İstemek bir ilim kitabının son sayfası; yanlış anlamlanmış tercümelere kurban ve anlatılmak istenen korkudandır ki her daim dolaylı. Âdemoğlusun da başka babaya tutuklusun ve böğrüne iliştirildiğin bir kadın ananın evladı, veletliğini unutmuş... Ters dönmüş terlikleri düzlemeye çabalarsın hâlâ batıl sayılan doğucul bir inançla… Yeter ki kimse ölmesin. Kimse ölmesin! Çamaşır kaynattıkları kazanlarda sopayla çamaşırları sağdan sola çevirmeye çalışan ufacık ellerinle hatırlarsın yıllar evvelini ve burnuna gelir sabun tozu kokusuyla ıslanmış tahtanın sabra selam ediş şekilsizliği. Zeytin ağacından apartılmış sac diye hamuru serdikleri orta sehpa… Sen, sana söylenen üzere onu yağlarsın; kurur da tekrar yağlar, işe yarar olmanın miâdını sorgularken bulursun kendini daha sekiz yaşında. İçinden üç kez besmele çeker, üç kez de döşüne istavroz çalarsın. Ne gâvursundur, ne de Müslüman; dokuzdur daha yaşın… Sine denen yerin et et kokusu, evdeki bakıcıdır senin için ve göğüslerini izler, baldırlarına dalarsın tasa su doldurup kendini her yıkayışında; ses etmezsin.

Sana biçilen kıyafetin kolası ne serttir ve hiç anlamazsın bu gaddarlığın sebebini, görüntüde ip gibi olabilmenin hatasızlığını… ki ilkokulda ağzını dayadığın çeşme, etraflıca su akıtır da beslemez seni. Yine de bilenmez, kanmaya yakın içersin sudan; ağzında toprağa dökülü pas tadı… Sırtında bir karyola yarığı durur ve hatırlatır sana uyuyamadığın gecelerin gerçeküstü düşlerini. Baban sarmalar gece yarısına beş kala; battaniyeyi boydan boya, yani en iyi bildiği gibi… Gece yarılır sabaha, gözlerini kaparsın. Sabahın beşi, ellerinde bir ocağın siyahı; ancak ısınırsın. Ödün ağzında, eve sığınırsın. Bir kol kapar seni dirseğinden ve hemen dışarı. Dışarıdır hayat, içeride verilenlerle örülü bir dışarı; beğenmezsin. Ütü yapılsa evde keşke her gün ve ılığına sığınsan; budur senin anladığın ‘çocukluk’tan. 

Büyür de bir eve tepiştirirsin kendini ve koynuna birinin, ya erkek ya dişi. Hatırladığın gibi yaşamaktan, fırsatını kaçırırsın öğrenmenin. Çünkü öğrenmek hissetmekse, yoktur ayracı bir kitabın ilminde. V harfinde durur fihrist, tanımadığın bir kadın gibidir Vicdan! Yer bitirir seni. Hangi organının ifrazıdır vicdan, duyumsayamazsın çünkü göremezsin bedeninin toplu bir ifrazı olduğunu. Ancak canın acır ve ters döner bileklerin. Aklına sığınır, elindeki ocağın ısısına yakarırsın. Dirseklerini anımsarsın ananın ve bir saksıyı boyayışındaki umursamazlığı. Güvende olmak bir anıdır senin için ve yaşamanın yoludur göz açıp kapayıncaya kadar döşüne oturttuğun istavrozu anımsamak üç beslemeyle ve yürüyebilmek baba ocağının avlusunda tırabzanlarına değmeden.

Uzandığın ve içinde uyuyamadığın yatağında perdeyi aralar, karşı evin düzenine küfredersin. Ütü yapan kadınları sergiler duru aklın ve ılımaz burun deliklerin. Çünkü istemeye yazılı bir dil yoktur senin için. Düştür insanın günahı; ya da böyle bilirsin.  

“Hiçbir günahı yoktu rahmetlinin” diye bağırdı ahali… Ben de “İşte bundan” dedim. “Düşlemedi!”. Bir elma mısın ağaçta, olgunlaşıp yere kavuşmayı bekleyen? Elma olmayı düşlemek varken… Ne anladınız yaşamaktan, yaşayamamaya yazılıyken?

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri