09
Mayıs

“Geleceğin tarihi, bugün bize ne yüklüyorsa onu yerine getirmeliyiz.”

09 Mayıs 2016 Yazar: Selnur Aysever | Köşe adı: abcde
Tüm Yazılar

Cumhuriyet Gazetesi’nin Türkiye için temsil ettiği değerler tartışılmaz.  Çünkü Cumhuriyet Gazetesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinden bağımsız olarak düşünülemez. Bunun içindir ki; Cumhuriyet Gazetesi’ndeki ufacık bir kıpırdama, kendisinden daha büyük bir etki yaratmakta.

1 Nisan’da okuruyla buluşan “Herkese Bilim ve Teknoloji” pek çok kişiyi sevindirdi. Popüler, sığ ve bayağı bu kadar çok dergi varken, bilim dergisi yayınlamak için köyün delisi olmak mı gerekirdi?  Sorulacak çok soru vardı, biz de sorduk Orhan Bursalı’ya…

“Herkese Bilim ve Teknoloji” portalını ve dergisini, Cumhuriyet Gazetesi’nde olup bitenleri, bilim ve aydınlanmanın akademik boyutunu, dergi yayıncılığını konuştuk. Soluksuz okunacak bir röportaj oldu.

Sonda söylenmesi gerekeni başta söylemek isterim: Devrimciler umutsuz olmaz.       

 

AYKIRI AKADEMİ - SÖYLEŞİ: Selnur Aysever

Türkiye’de aydınlanma üzerinden yakıcı tartışmalar sürmekte. Bu süreçte aydınlanmanın en önemli kalesi olarak görebileceğimiz Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim Teknoloji ekinin yayınının durdurulması pek çok kişiyi derinden yaraladı. Ne diyorsunuz?

Zor bir soru. Gazete’nin Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji dergisini tüm okurlarına ek olarak vermekten vazgeçmesi kararını alırken mali kaynak yetersizliğini ileri sürmesi, çok dar bir bakış. İstenseydi çeşitli formülleri bulunurdu. Şu kadarını söyleyeyim, kapatma kararı 10 saniyelik bir telefon konuşmasıyla bildirildi bana. Bu da “konuşacak bir şey yok” anlamına geliyordu.

Gazetenin İlhan Selçuk yönetiminde olduğu dönemlerde yine mali dibe vurmalarda derginin kapatılması bir kaç kez gündeme geldi. Tartıştık, çözümler önerdim, mesela 8 sayfaya bile düştük. Ama varlığımızı sürdürdük.

İlhan Selçuk, bilim konusunda yoksun Türkiye’de bu yanının önemini biliyordu. Bilim, bilimsel düşünme, üretim, Cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluş ayaklarından biriydi. Atatürk dünyada 1931 yılında bugün İstanbul Üniversitesi olan Darülfünun’u ziyaretinde şu soruyu sorabilen bir liderdi: Bizim bilim insanlarımızın araştırma makalelerine dünyada kaç tane atıf veriliyor?! Biliyorsunuz üniversitelerde araştırma yapmak çok önemli, bunları bilim dergilerinde yayınlamak da. Daha da önemlisi bu makalelerin bilim dünyasında önemli bulunup okunması ve üstelik başka araştırmalarda referans olarak kullanılması.  Atatürk tam da bunu soruyor “kaç atıf yapıldı” derken. Dünyada bunu soran bir devlet adamını o dönemde düşünemiyorum.

Biliyorsunuz sonra raporlar hazırlattı, Almanlar geldi. İstanbul Üniversitesi kuruldu. Bilim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ayaklarından biridir.

Osmanlı yıkıntısından en önemli kopuş budur!

Ben İlhan Selçuk’tan sonra bu bilincin zayıfladığını düşünüyorum.

 

“Laiklik de sonunda bilimsel düşünceyle var olabilir.”

Tam umut yere düşmüşken, siz cesur bir hamleyle, aydınlanma ve bilim adına yeni bir yayın çıkarmaya başladınız. Bunu nasıl okumamız gerekiyor?

Cumhuriyet’in yayını derin kök saldı Türkiye’de. 30 yılın birikimi.. Aslında ben gazete yazılarımın yanı sıra kitap yazmaya programlamıştım kendimi. Nitekim Aziz Sancar’ın Nobel Öyküsü çıkıyor şimdi. Ama gençler, derginin tutkunları, çevremizden bilim insanları, okurlar, yazarlarımız bastırdı. İş dünyasından da destek geldi, dergiyi destekleyen bazı vakıf üniversitelerimiz arkamızda durdu. Hepsi sağ olsunlar, çok teşekkür ederiz, bu durumda bize düşen görev meşaleyi yeniden yakmaktı!

Önce bir portal kurarak günlük elektronik bilim ve teknoloji haberciliğini başlatalım dedik. Herkesebilimteknoloji.com doğdu. Orada zamanla büyük bir bilgi birikimi olacak. Bir ay sonra da Herkese Bilim Teknoloji dergisi, 1 Nisan sürpriziyle yayın hayatına girdi. İnsanlarımız ısrarla basılı dergi istiyorlar. Türkiye çapında dağıtılıyor ama dergisiyle buluşamayan insanlarımız çok henüz. Onlar için abonelik başlattık. Bir de portaldan dijital dergiye abone olunabiliyor. Bizi mutlu eden bir gelişme. Tabii dergi ile portal içeriği farklı.

Herkese Bilim Teknoloji’nin ayakta kalması önemli. Bunu başaracak olan okurlarımız, onlar aydınlanma kavramının en önemli ayağının bilim ve bilimsel düşünce olduğunu biliyorlar! Laiklik de sonunda bilimsel düşünceyle var olabilir.

Sadece bu değil artık. Bilimsel üretkenlik ve bu temelde bir ekonomik üretim, aynı zamanda ülkemizin- ülkelerin de bağımsızlığının ve refahının anahtarı durumuna geldi dünyada. 

Biz aydınlanmacıyız, laikiz, bilimsel düşünmenin insanlık ve gelecek için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz ve şüphesiz ki, kendi ayaklarımızın üzerinde durmamız anlamında da tam bağımsızlıkçıyız!

Tüm bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinde vardı, bu hamurla yoğrulduk. Başka bir şey yapamayız! Bize düşen okura en iyisini iletebilmek..

Aydın düşmanlığı öteden beri Türkiye’de yıkıcı bir alışkanlık haline geldi. Bu artık somut biçimde üniversiteyi yani bilimi de etkilemekte. Bilim çevrelerinin dünya ölçeğinde düşünsel seviyesini nasıl buluyorsunuz?

Bilimin, bilimsel düşüncenin ve üretimin egemen olamadığı ülkelerde bu durum çeşitli düzeylerde yaşanıyor. Tabii bize özgü olan yanı, Siyasal İslamcılığın bu ülkede başından beri cumhuriyetin kurucu hamurunu bulandırmak, ilkelerini yok etmek çabasında olmasıdır. İslam dünyası, kendi aydınlanmasını yaşamadı. Bunun için sürünüp gidecek, Batı’nın piyasa ve siyasal oyuncağı olacaktır. Batı üretecek, İslam ülkeleri satın alacak, alamadığı zaman da isyan çıkartacak!

Türkiye de 1950’den sonra kendini Batı’ya ve NATO’ya teslim edip, yaratıcı ekonomik kalkınmasını yine Batı’ya peşkeş çektiğinden beri, ülkede safsatacıyı, İslamcı politika ön plana çıktı. Her koşulda sol budandı, İslamcılık körüklendi, öyle ki bugün devleti teslim aldı, siyaseti teslim aldı. Geldiğimiz nokta Türkiye’nin bugünkü halidir, artık dindar anayasa adı altında şeriat devleti konuşuluyor. Böyle koşulların ortaya çıkmasında, yaratıcı, üretici aydının bağımsız bir güç olarak var olamamasının da büyük etkisi var.

Siyasal İslam’ın iktidar koşulları, üniversitelerde de özgür düşünceyi, araştırmayı vb. baskılamakta şüphesiz. Burada da üniversitelerin evrensel değerde bir konuma ulaşamamalarının etkisi büyük. 200 üniversite kuruldu, bunların büyük çoğunluğuna, özellikle yeni kurulanlara üniversite demek için çok ekmek yemeleri gerek. Türkiye’yi aşma çabasında olan üniversitelerimiz ise, sopalanarak iktidar ideolojisi, inancı doğrultusunda terbiye edilmeye çalışılıyor.

Şöyle diyeyim; üniversite sistemimizin yönetimine egemen olan, TÜBA, YÖK, TÜBİTAK, bağlı oldukları ve atandıkları siyasal erklerle benzer düşünceleri paylaşıyorlar. Bu kurumların bazı yöneticileri “gerçekten Darwin’in tam doğru olduğuna inanıyor musunuz?” benzeri sorular bile sorabiliyor.

Sorarsanız, ülkemizde iyi bilim üreten odaklar var, ama toplamda kalite olarak çok geriyiz. Bu iktidarın eğitime en büyük “katkısı” imam hatipleştirme, İslamileştirme, dindar ve kindar nesil yetiştirme, üniversiteleri de melezleştirme şeklinde oldu!

“Ama gelecek ‘140 karakterin üzerinde’ kurulmayacak.”

Dünya yayıncılıkta yeni bir aşamaya gelmiş durumda. Bilişimin bunca etkin olduğu bir dönemde bir yanıyla matbu yayınları sürdürmek riskli. Siz iki yönde de ilerliyorsunuz. Bu güç bir karar olsa gerek. Bilim penceresinden de bakarak geleceğin yayıncılığını nasıl öngörüyorsunuz?

Bilim portalını yayına soktuğumuzda, “Elimize basılı dergiyi almak istiyoruz?” çok sık rastladığımız bir talepti. Bu talep dergi konusunda kararlılığımızı arttırdı. Türkiye burası! Dijital gençlik, henüz bilim dergisini ayakta tutacak bir kitle değil. Elektronik, kağıdı ortadan kaldırmadı. Ama elektronik gazetecilik, habercilik, haberlerin özünü anında tüketen bir toplum yarattı. 140 karakter veya önemlisi bunun iki üç katı yetiyor. Fazlası değil.

Oysa hayat, gerçeklik, esaslı bilgi, yorum, düşünce, araştırma 140 ve üstü karakterin ötesinde seyrediyor. Biz 140 karakterle herkesi ana metinlerle uğraşmaya teşvik etmeye çalışıyoruz. Gelecek elektronikleşecek, şüphesiz, bunun önüne geçmek mümkün değil. Ama gelecek 140 karakterin üzerinde kurulmayacak. Ben şöyle düşünüyorum, 140 karakter tamam bilgi sahibi olmak, ve üretileni anında tüketmek için, ama üretmek için deryaya dalmak zorundasınız. Şüphesiz bu derya da elektronik ölçekte olacak.

Nobel’in Öyküsü kitabını yazarken, 140 ve üstü karakterle bildiğim konuların ana metinlerine ulaşmak zorundaydım anlamak ve anlatabilmek için. Baktım tüm bilgiler tuşlarımın, parmağımın ucunda! Her şey bilgisayarımda başladı ve bitti!

Liberal saldırı altındaki memleketimiz neredeyse demokrasi adına gericiliği savunan kanaat önderleriyle doldu. Siz bu konuda her zaman teraziyi önemsediniz. Sizce ülkenin en önemli sorunlarından biri, bu ölçüt sorunu değil mi?

Bu tür kanaat önderlerini güncel siyaset yaratıyor. İhtiyacı var onlara, besliyor, olanaklar veriyor, onları kullanacağı sürece ünlü kılıyor, parlatıyor ve köşe başlarına oturtuyor. Aslında kanaat önderleri özellikle iktidarlardan bağımsız, vicdanlı, toplumun önüne durmadan hakikati koyan, yarına bakan, kamu yararına halk yararına ülke yararına insanlığın geleceği için çözüm üreten ve toplumun önüne koyan tartıştıran bir güç olmalı. Bugünkü kötü durumu nasıl aşacağız bilemiyorum.

 

"Hepimizi kendimiz yok ettik."

Siz aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi yazarısınız. Gazetenin okuruna rağmen, zorla liberal bir yapıya kavuşturulması sizin gibi köklü Cumhuriyetçiler için sorun değil mi? İçerideki ayrışma bir yanıyla AKP’nin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmiyor mu?

Bu oldukça tartışmalı bir durum. Gazetenin yayın politikasında bir değişiklik olduğu kesin. Benim için “liberal”, gerçeğin her zaman eğilip bükülür karakterde ve çok yönlü olduğunu ileri süren liberal görüş, şüphesiz ki geçerli değil. Bilimsel gerçekliğin bile belirli koşullarla bağımlı – geçerli olduğu bir dünya bakışında, “toplumsal gerçeklik”te daha çok gri tonlar vardır. Sosyal bilim açısından baktığımızda, siyasal yamultmalarla konulara yaklaştığınızda liberal olursunuz. Sosyal bilimlerde sınıflar, kamu yararı, toplumsallık, dayanışma, hakça üretim ve bölüşüm ve her şeyden önce en alt sınıflara da insanca yaşam kriterlerini gözden kaçırdığınızda, farklı bir şey olursunuz, yani mesela bir propaganda aracı.

Cumhuriyet ile bunun ne bağlantısı var diyorsunuz biliyorum. Bunu çok kez ifade ettim: Ortalık liberal, çok yönlü gerçeklik iddiası taşıyan yayınlarla ve kişilerle dolu. Cumhuriyet çıkış ideallerine bağlı, kendi özel tarihsel varlığına ve kurumsal kimliğine sadık, önceki paragrafta saydığım idealleri ekleyerek, kendi ayakları üzerinden geleceği bakmalıdır. Cumhuriyet Gazetesi, liberalleşmemeli; gazetenin varlığını eğip bükerek, oradan başka şeyler yaratma çabasının her zaman yanlı olduğunu söyleyen bir insanım. Bu ancak “işte onu da yok ettik” noktasına varır. Bu şu demektir: Hepimizi kendimiz yok ettik. Yeni yönetim umarım bunun farkındadır. Şu sıralarda Cumhuriyet ve değerlerine yönelik çabalarını olumlu buluyorum.

 

"Geleceğin tarihi, bugün bize ne yüklüyorsa onu yerine getirmeliyiz."

Memleketin giderek umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde herkes birbirine “Ne yapmalı?”   diye sorarken bir yandan yakın tarihe bakarak benzerlikler olduğunu düşünebiliriz. Ancak ilk kez karşıdevrim süreci bu kadar büyük başarı kazandı. Sizce yeniden, eşit yurttaşlık üzerinden laik bir cumhuriyet kurma olasılığı var mı?    

Geleceği karartmamalıyız; su, yolunda akacaktır. Toplumların yöneldiği orta ve uzun vadeli ileriye evrilmelerle, bugün önlerine konan çıkmaz yollar farklıdır. Karşıdevrim iktidardadır, şüphesiz. Ve onlar kendi toplum tasarımlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Ama bu mühendislik arkaiktir, geleceğin hiç bir izini taşımaz.

Biz zamanı ve toplumları değerlendirirken, kendi ömrümüzü ölçü olarak alamayız, almamalıyız. Öznellik içinde boğulup gideriz. Umudu hiç kaybetmemek gerekir. Kaybederseniz, yaşamı da ıskalarsınız!

Geleceğin tarihi, bugün bize ne yüklüyorsa onu yerine getirmeliyiz.

Bu sorumluluk ve görevde, herkesin çok severek yapacağı o kadar çok şey var ki!

Biz de yazarak çizerek ve Herkese Bilim Teknoloji dergisini ve portalını yayınlayarak üzerimize düşeni en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. En iyi bildiğimiz ve geleceğe en büyük katkıyı sağlayacak işin bu olduğuna inandığımız için… Okurların bu çabamıza katılımını bekliyoruz. Büyüyeceğiz, her alanda, her dalda, her birimde..

Çok teşekkürler…

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri