29
Nisan

Bu ülke, bu halk, bu devlet laikliğe mecburdur...

29 Nisan 2016 Yazar: Orhan Gökdemir | Köşe adı: LE'BİDERYA
Tüm Yazılar

Yazan: Orhan Gökdemir

Çok basit aslında; devlet yönetiminde herhangi bir referans alınmayacak ve devlet dinler arasında taraf tutmayacak. Demek ki “din adamları” dışında kalan halk laik olacak. Yani, devletten kendisine “din adamı” gibi davranmasını veya “din adamı” gibi tanımasını istemeyecek. Bu, dinin dışında, dünyevi, seküler bir alan tanımlanabilmesi için önemli. Zira devlet dini referans aldığı anda, örneğin “islam ordusu” kurduğu ve kurulmuş olana dâhil olduğu anda, “bizim sünni mezhebimiz” dediği anda, “cem evleri ibadethane değildir” dediği anda artık o devlet laik bir devlet değildir. Dini, “bir yaşam biçimi” olarak ancak ve ancak din adamları kabul edebilir. Halkın da onlar gibi olmasını talep etmek, “halkı” din adamlarına” dönüştürmek ve dünyevi alanı ortadan kaldırmak demektir. Sakıncası şu; bu durum Büyük Fransız Devrimi ile başlayan “ulus devlet”i, onun dayanağı olan “ordu millet”i, bunlardan kaynaklanan laik milli eğitimi ortadan kaldırmayı gerektirir. Halk ümmete, ordu “peygamber ordusu”na, okul imam hatibe dönüşür.

Bugün karşı karşıya olduğumuz sorun budur. Fransız Devrimi ile kapanmış bir çağ, imam kılığında, hatip kılığında, onlara özenmiş badem bıyık-türban biçiminde eskiye dönüş talep etmektedir. Adım adım ulus devleti ümmet devletine, orduyu dini törenler eşliğinde peygamber ordusuna, milli eğitimi din adamı eğitimine dönüştürmeye çalışmaktadır. “Cumaları namaz tatili” girişimi budur. Ama buna karşın Perşembeleri cem tatili, Cumartesileri sebt günü tatili, Pazarları kilise ayini tatili girişimi olmamaktadır.

Ayrıca, “devlet başkanlığı” veya “hilafet” lakırdılarının da bütün bunlarla ilişkisi vardır. Dinselleştirilmiş bir toplum halife kimliğiyle bir devlet başkanını varsayar.

Ama bütün bunlar, toplum ile din arasında yeni gerilimler doğurmaktadır. Bir kere, devletin referans aldığı inançlar dışındaki herkes biat etmekle-isyan etmek seçeneği arasında bir tercihe zorlanmaktadır ki, bunun genellikle isyanla sonuçlandığını biliyoruz. Öte yandan “siyasallaşmış din” bugün büyük bir bataklığın içinde bir insanlık çukuruna dönüşmüştür. İçinde, Işid olan, Suudiler olan, kafa kesen, kadın pazarlayan, hırsızlığı inancın kuralı haline getiren bir çeteden söz ediyoruz.

Öyle ki inancın meşruiyetini aldığı her şey, ahlak dâhil yerle bir olmuştur.  Din kendisine siyasal islamcı diyen katil, hırsız ve tecavüz çetesinin eline geçtikten sonra kimse kimseyi dinin huzurlu kollarına davet edemez... Çünkü bunların temsil ettiği din artık insanlığa karşı işlenmiş örgütlü bir suçtur. Saygı umamaz, ayrıcalık isteyemez, varlığıyla kimseyi onurlandıramaz!

Laiklik, siyasallaşmaya meyilli bir inanca sahip toplumlar için bir hayat memat meselesidir. Yani ya laik olacağız, ya dağılacağız. Yani devleti her dinselleştirme adımı veya çağrısı aynı zamanda bir iç savaş adımı veya çağrısıdır.

Özeti şu: Bu ülke, bu halk, bu devlet laikliğe mecburdur. Ya laik kalacağız, ya yıkılacağız!

 

 


Not: Kapakta kullanılan (sağ taraftaki) fotoğraf: fotokritik/two_berg adresinden alınmıştır

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri