21
Nisan

“İnsanlık Bombalardan Güçlüdür”

21 Nisan 2016 Yazar: Aykırı Akademi

 

Bu hafta sonu, Türkiye sinemasında örneğine az rastlanır bir film gösterime giriyor. Yolculuk, dinci gericiliğin esir aldığı bir gencin hikayesini anlatıyor. Tam da gericilik ülkenin her yerini kirletmişken, ülkemizi çocuk tecavüzleriyle anılır hale getirmişken, bombalar insanlarımızı sindirmeye çalışırken bu film insanlığın kaybetmediğini hatırlatıyor.

Filmin basın gösterimi sonrasında yönetmeni Mustafa Kenan Aybastı ve oyuncusu Cezmi Baskın ile Aykırı Akademi için bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Söyleşi - Bertan Eren

Yolculuk filmi konusunu muhafazakar bir ailenin çocuğu olan Mehmet’in hayatındaki sorgulamadan alıyor. Peki ama Yolculuk filmi bize ne anlatıyor, neyi göstermeyi amaçlıyor?

Mustafa Kenan Aybastı: Yolculuk bence özetle, insana güvenmemiz ve karanlıkla dövüşmemiz gerektiğini söyleyen bir film.  Kendi hayatımıza dair kararları şeyhlere, başbakanlara, abilere ve bilumum gericilere bıraktığımızda bizi nerelere sürükleyebileceklerini anlatan bir film. Aynı zamanda “insanlık” dediğimiz şeyin. Yani bizi güzel yapan şeylerin ölmediğini, öldüremeyeceklerini, karanlığa karşı direncin tükenmediğini aksine ülkemizi tepeden tırnağa sarmaya niyetlenmiş bu yobaz sürüsü ve onların efendilerinin yaptığı her kötülüğün bumerang gibi dönüp onları vuracağını dile getirmeye çalışan bir film. Aslında şöyle de özetleyebiliriz. “İnsanlık ölmedi kardeşim! Öldüremeyeceksiniz!”

Cezmi Baskın: Yolculuk, Türkiye’de son günlerde örneklerini çokça gördüğümüz radikal sağcılığın, radikal dinciliğin politik dinciliğin bir sunumu.  Ve bunu belgesel tadında gösteren bir film. Bu film, toplumun belli bir kesiminin bilinmedik taraflarının gösterildiği, dinsel sömürü perspektifinden bakarak gençlerin bazı radikal dinci gruplar tarafından nasıl ele geçirildiğinin anlatıldığı bir film. Bence önemli tarafı da bu. Çünkü gerçekler her zaman etkileyici ve çarpıcıdır. Gerçekçilik hayata bakarken mümkün olduğunca objektif olmamızı sağladığı için filmin gerçekçi bir belgesel tadında olması çok doğru bi tercih. Yani her ne kadar kurgusal bir şey de olsa bir takım olguları gerçekçi bir şekilde aksettirmek,  insanların kafasında ve düşüncelerinde bir takım görüşleri düşünmesini ve o konularda yargılarda bulunmasını sağlayacağı için çok iyi bir yoldur. Gerçekçilik her zaman en devrimci yoldur. Yolculuk marjinal dinciliğin ya da marjinalliğin detaylarına girmiş bir film.

Nereden çıktı böyle bir film? Nasıl oluştu hikaye?

Mustafa Kenan Aybastı: İmam Hatip ve içinde büyüdüğüm çevreden edindiğim bir sürü tecrübe ve hikaye vardı. Bir gün orada genç bir adam için hayat nasıldır anlatmayı hep düşünüyordum. Suriye'ye karşı bu kanlı operasyonlar yürütülmeye başladığında, Türkiye'den gençlerin cennet, şehadet, şeriat, para vaatleri ile Suriye'ye Allah için öldürmeye, ölmeye götürüldüklerini gördüğümde hikaye şeklini bulmaya başladı. Bu film ne söylüyor demiştiniz az önce ona katkı yapayım. Bu film o gençlere GİTMEYİN! diyor.  Emperyalistlerin ucuz ve insanlık dışı planlarına hayatınız pahasına birer figüran olmayın. Düşmanınız Suriye'nin güzel insanları değil. Size o silahları gönderen, sizi ölüm tarlalarına süren siyasi iktidarlar, prensler, krallar, şeyhlerdir, diyen bir film.

Siz filmi tasarlarken, ülkede gericilik zaten alıp başını gidiyordu ancak “bomba” tartışması ise biraz daha yeni gündemimize girdi. Senaryoyu en baştan böyle mi tasarlamıştınız, sonra mı değiştirdiniz? Aslında özetle, filmin güncellikle ilişkisini, hem bu anlamda, hem de politik olarak biraz açabilir misiniz? Güncellik ne kadar gerekli ve önemlidir sinema için?

Mustafa Kenan Aybastı: Günceli yakalama refleksi ilgi ve gişe başarısı için olduğunda çirkin bir hal alır. Bizim ki öyle bir refleksten gelmiyor. Biz sadece sinemacı değiliz biz komünist sinemacılarız. Bizim ülkede yaşananlara dair söz söyleme, müdahil olma, müdahale etme, sınıfımızın çıkarlarını sinema alanında kollama, koruma mecburiyetimiz var. Bunu her zaman bugünü anlatan bir filmle yapmak durumunda değiliz elbette.  Aman bugün bu kadar can yakıcı bir başlıkta böyle bir sözü söyleme fırsatı varken, bunu geri tepmek istemedik.  Güncelliğin sinema için önemli olduğunu düşünmüyorum. Önemli olan şey: sinemacı denen kişinin aklı ve yüreği kendi içine kaçmış olmasın. Kendi sınıfı, kendi insanı ile atsın. O zaman zaten söyleyeceği sözler güncele gider vurur.

Cezmi Bey, siz filmde muhafazakar bir karakteri canlandırdınız. Bu karakteri biraz anlatabilir misiniz?

Cezmi Baskın: Aslında sıradan otoriter bir baba figürü benim oynadığım. Bu insanların din anlayışları, olaylara bakışları ve disiplin anlayışları çok değişik. Benim babam da böyle bir adamdı. Çoğunluğu Müslüman bir toplumda yaşıyoruz. Bu adam da bu çoğunluktan birisi, aşırılıklara karşı ama dindar bir adam diye düşündüm hep. Türkiye’deki insanların cehaletlerinin getirdiği ya da az bilginin getirdiği çeşitliliğin bir simgesi olarak gördüm.

Sizin için nasıl bir deneyimdi?

Cezmi Baskın: Benim için çok büyük bir deneyim olmadı çünkü ben zaten olaylara objektif bakmayı seven bir oyuncuyum. Ben rolün üçüncü boyutunu çok önemsedim. Çünkü bunu sadece karton, iki boyutlu bir karakter olarak algılamak benim tarzım değil. Yani bu adamın üçüncü boyutunu, derinliğini aksettirebildiysem eğer, benim için çok başarılı bir çalışma olmuş anlamına gelir.

Bu filmin Türkiye’de nasıl bir karşılık bulmasını bekliyorsunuz?

Cezmi Baskın: Vallahi Türkiye çok düşünce sentezi olan bir ülke. Bu filmin seyirci bulacağına inanıyorum. En azından insanların bilmedikleri dehlizlerde dolaşmasını sağlayacak. Film, Türkiye’de Müslümanlığın, insanların samimi inançlarının ötesinde siyasete alet edildiğinin, politik islamcılığın kol gezdiğinin bir belirtisi ve bunun nasıl yol aldığını bize gösteriyor. O yüzden öğretici eğitici bir tarafı da var. İlgi çekici de bir yanı var. Dinin, bazı kişiler tarafından yorumlanan bu biçimini eleştiren bir film olduğu için insanları düşündürtecektir.

Hafta sonu fırsatını bulup filmi izlemek lazım diyorsunuz...

Cezmi Baskın: Evet gidip görmek gerekir. Sadece geniş bir çizgide görmemek lazım siyasi İslamı. Siyasi İslamın çeşitli varvasyonları var. Nasıl solun çeşitli varvasyonları varsa, siyasi İslamın da çeşitli varyasyonları var. Doğrusu nedir bu işin? İnsanlara bir perspektif sunan bir yapısı var filmin.

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri