22
Şubat

Stefan Zweig Üzerine Kederli Fikirler

22 Şubat 2016 Yazar: Aykırı Akademi

“Anılarımı savaşın ortasında, yabancı bir yerde ve hafızamı canlandıracak en küçük bir yardım olmaksızın yazıyorum. Otel odamda elimin altına tek bir kitabım, tek bir notum ve dostlarımdan tek bir mektup yok. Hiçbir yerden bilgi alma imkanım yok; çünkü tüm dünyada ülkeler arasındaki posta iletişimi ya kesilmiş durumda ya da sansüre takılıyor. Hepimiz vapurun, trenin, uçağın ya da postanın icat edilmediği yüzyıllar öncesinde olduğu gibi, birbirimizden habersiz yaşıyoruz. Tüm geçmişim hakkında sahip olduğum tek şey, hafızamda kalanlar.”

Stefan Zweig

 

Yazan: Enver Aysever

Stefan Zweig Üzerine Kederli Fikirler / Faşizm Adımlarını Sıklaştırdığında...(*)

Bir yazarın kendini nasıl hissettiği, dilinin özgür olmasıyla kavranabilir. İki anlamda; hem sözünü baskılardan uzak söyleyebileceği bir ortama gereksinimi vardır, hem de dilini kullanacağı bir dünyaya! Zweig intihar etti. Bu iki özgürlüğü elinden alındığı için. Almanca yazan bir Yahudi yazar faşizmin bayrak olup dalgalandığı Avrupa’da soluk alma imkânını yitirmişti. Neredeyse tüm dünya dillerine çevrilen, büyük hayranlık uyandıran Zweig Hitler’le birlikte dilsiz kaldı. Yahudilere duyulan nefret öyle bir hal almıştı ki, Almanca bile yazsalar yasaklıydılar. Zweig önce dilini yitirdi, ardından göçmen oldu.

Ünlü yazarın göçmenliği başlarda keyifli sayılabilir. Gittiği her ülkede sevgiyle karşılanıyor, tüm dillere çevrilmenin konforu ve sevinciyle yeni dostluklar kuruyordu. Ne zaman Avusturya vatandaşlığından çıktı, o an dünyanın orta yerinde yapayalnız, çırılçıplak kaldı. Artık bir göçmen, sürgün değildi. Vatansızdı. Kendi dilinde yasaklanan kitapları, pek çok başka dilde de engelleniyor, faşizm kin kusuyor, giderek saldırganlaşıyordu. Milyonlarca okura ulaşan Zweig, dilsiz ve vatansız olarak geçirdi ömrünün son yıllarını. Yaşamını bir kurgu gibi sürdürdü diyebilir miyiz, bilmiyorum ama bir romancı biçiminde sonlandırdı. Artık bulunduğu dünyaya ses veremiyor, içinde büyüyen yabancılık onu çaresizliğe itiyordu. Almanya delirmiş, İtalya çıldırmış, ardından İngiltere uymuştu onlara. Büyük uygarlık göz göre göre çöküyor ve kendini insanlığa adamış, o değerler için yazan Zweig soluk alamıyordu.

“Eskiden insan denen varlık bedenden ve ruhtan oluşuyordu. Bugün ise bir pasaportunun olması gerekiyor, aksi halde insandan sayılmıyor,” diye yazdı Dünün Dünyası adlı yaşam öyküsünde Zweig.  Sürgündeki bir Rus’tan almıştı bu cümleyi ve “artık anlıyorum” diye eklemişti. Sınırların olmadığı insanca ve özgürce yaşama düşü yarım kalmış, hatta gülünç bir hal almıştı. Sınırlar keskinleşiyor, en ilkel dürtüler açığa çıkıyordu. Hele ki milliyetçi, militarist şiirler, romanlar yazan aydınların/yazarların giderek artması, koskoca bir çöplükte koktuğu duygusu veriyordu yazara.

...

Faşizmin kucağına bıraktığı yaşlı, güçsüz ve belleğini yitirmiş annesi içini sızlatıyordu. Uyku ilaçlarına gereksinim duyması bundandı. Bencil miydi? Tek başına kaçmıştı. Korkak mıydı? Kahraman olmak istemiyordu ki! İnsan denen varlığın bütün ikircikliklerini taşıyordu içinde. Tekinsiz geceler bundandı. Bazen ruhunun sürgünlüğüne sanki uzaktan bakar gibiydi... Bir yazarın yapayalnızlığıydı yaşadığı. Alkışlar, övgüler, sevinçler arasında kalan. ..bir anda tüm bunları yitiren ve kaçan...

“Her sanatçı anlaşılmaz bir çelişki barındırır içinde: Hayat ona hırçın ve acımasız davrandığında huzuru özler, huzur verdiğinde ise gerginliği. İşte bu nedenle ellinci doğum günümde derinlerde bir yerde hiç olmadık bir şeyi arzu ediyordum: Beni bu güvenli, huzurlu, rahat dünyadan çekip alacak, bu dümdüz yaşamımdan kopararak yeni başlangıçlara zorlayacak bir şeyler olmalıydı. Yaşlanmak, yorgun düşmek, ağırlaşmak korkusu muydu bu? Yoksa daha başka, daha çetin bir hayata olan özlem, yaşayacaklarımın bir önsezisi miydi, bilmiyorum” diye yazdı.

Faşizmin ayak seslerini ilk işitenlerdendi aslında...

 

(*) Enver Aysever’in Edebiyat Ölmelidir kitabındaki “Stefan Zweig Üzerine Kederli Fikirler & Faşizm Adımlarını Sıklaştırdığında” isimli denemelerinden bir alıntıdır. (Sayfa 93 - 100)

 

"Yolcu", Stefan Zweig Newyork'da, 1941 fotoğraf: Kurt Severin

Stefan Zweig,Newyork, 1941

Stefan Zweig kitabevinde, 1936, Brezilya, Ganabara

Stefan Zweig'in intihar Mektubu, 1942

Lotte & Stefan Zweig, 24 Şubat 1942 tarihli gazete haberi

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri