06
Kasım

İnsan Çelişkiler Yumağı...

06 Kasım 2015 Yazar: Dilek Yurdakul Uyar | Köşe adı: BÜYÜKLERE MASALLAR
Tüm Yazılar

Yazmak; sancılı bir süreçmiş yazmaya başladığımda öğrendim. Bazen, bir zaman yolculuğu anılarda, bazen sancılı bir yüzleşme her satırının arasında gözyaşlarının aktığı...

Yazan: Dilek Yurdakul Uyar

Memur bir anne babanın çocuğuyum ben. Hani aybaşını getirmenin zorluklarının olduğu ve hayattan yegane beklentinin bir ev sahibi olup çocuklarının okuması olduğu. Annemin çalıştığı devlet dairesi Çanakkale'de, kordonun sonunda idi. Dairenin kapısından çıkıp denizin önündeki kayalıklarda oturarak kitap okumak ilkokuldan itibaren en büyük mutluluğumdu. Yaz okulları yoktu o zamanlar...  Saat kulesinin hemen oradaki kırtasiyeden sabah işe giderken, annemle o ciltlerine bayıldığım çocuk klasiklerinden alır, akşama kadar kayalıklarda oturarak kitabımı okurdum.  Annemin istediği gibi bir kız olamadım ben. O hep söylenirdi. "Alınan kitabı o gün bitirmek zorunda mısın kızım Vehbi Koç değilim ben" diye.  Ben ise hep bitirirdim aldığımda. Nasıl bitmesin ki… Kitaplar hep çok güzeldi. İlkokul yıllarının en güzel hatıraları hep orada geçti. O sanırım Altın Kitap serisinin cicili bicili, ciltli çocuk klasiklerindeki kahramanlar ile denizi seyrettik biz. Güneşin alnında oturmaktan tüm gün, karardık, çingeneler gibi. Deniz analarının dâhi mavi olanını, tuhaftır sevdik. Düşlerimizin coşkusu ile doldurup gemimizin yelkenini,  açıldık enginlere… Annem yaz tatillerinde kuran kursuna gitmemi istedi, ben istemedim.  Allahtan Politzer'in o kahverengi turuncu kapaklı kitabını hep başucunda tutan, Rodirigo'yu neden çok sevdiğini o dönem anlamadığım ve herkese inat ısrarla midem rahatsız dediği için oruç tutmayan babam girdi devreye de yırttım.

Ortaokul yılları her ilde olan o Cumhuriyet Meydanı'ndaki Anadolu Lisesinde geçti.  Okulun öğrenci kapısından çıkışında yolun karşısındaki ilk sokağın hemen sağ köşesinde ABC Kitabevi vardı bu sefer.  Sahibi Komünist Osman'dı. Artık oradan alıyordum kitapları. Sık olan alışverişler sohbet doğurmuştu, yıllar içinde büyüyüp dostluğa dönecek olan… Annemin istediği gibi bir kız olamadım ben. Komünist Osman sakıncalı idi. Ama severdim çok ben Osman Abiyi. O da beni. Üzerimde emeği de katkısı da büyüktür. "Al bunu 'oku' " diye verdiği, bittiğinde geri götürdüğüm çok kitap olmuştu. Cumalar kutsaldı o vakitler de, şiir günleriydi… Okul çıkışı damlardık dergaha. Ece Ayhan'ı çok severdi Osman Abi, Yücel'i, Uyar'ı da…  Ama Nazım başkaydı. Memleketinden İnsan Manzaraları hele bambaşka… Gülününün Solduğu Akşam'ı ilk ortokul zamanlarında okumuştum, onu da Osman Abi "oku" demişti.  Bir günde bitirmiştim onu, tuvalete bile elimde giderek, gözyaşları arasında hem de… Annemin istediği gibi bir kız olamadım ben. "Sakıncalı" kitaplar okumaya başlamıştım artık.  Bu kız şimdiden böyle ise üniversitede ne halt edeceklerdi. 

Kayalıklardaki kitap okumaları kordondaki banklara kaymıştı lise yıllarında.  Kordonda dolaşan bir delimiz vardı. Sokaklarda yaşayan, kendini bilmezce  ortalıkta sayıklarak ve tuhaf hareketler yaparak dolaşan. Bir gün merhaba demiştim ona. O günden sonra beni ne zaman görse yanıma çekinerek oturur, anlatırdı. Gayet akıllı hatta çoğu akıllıdan daha akıllı bir "insan" gibi…  Bisiklet hikayesini anlatışını hiç unutmam mesela ben hâlâ onun. Akılıların anlatamadığı ne çok şeyi anlattı bana o 'deli'…  Bir gün annem ona selam verdiğimi görünce delirdi, "akıllılar bitti sıra delilere mi geldi" diye. Önce komünisti şimdi delisi, arkadaşlık edecek insan mı yoktu. Annemln istediği gibi bir kız olamadım ben. O, az da eline bir tığ al da dantel ör dedi, öremedim ben. Öremedim de değilde sevemedim aslında.

Üniversite yıllarının en büyük korkusu olaylardı. Annem atmaca gibi her olayı önceden öğrenir, "arayacağım evde olacaksın hakkımı helal etmem" diye ağlardı. Bir gün okul çıkışı Kızılay'da biraz dolaşmıştık. Eve normale göre geç, bir öğrenciye göre epey erken saatte gittim. Teyzem aramıştı annem hastenedeydi. Cebeci kampüsünde olaylar olmuş benimki gibi paltolu uzun saçlı kızı yerde sürüklediklerini gören ve beni evde bulamayan annem fenalaşmıştı…  Annemin istediği gibi bir kız olamadım ben. Hep asi, hep dikkafalı, hep bildiğini okuyandım. İçimdeki hep dilimde idi, kırk düğüm olmayı beceremiyordum. Hep savaşıyordum. Sürekli savaş hali ne çok yorucudur bilir misiniz siz? Sanırım o günden sonra, yavaş yavaş pes etmeye başladım.                                                                                                 

Olaylara karışacağından korkulan kız için kaygılar azalmış olsa da bu sefer de sıra, bu deli nasıl bir deliyi evlenmek için karşımıza çıkaracağa gelmişti. Oysa pes etmiştim ben artık, farkında değillerdi. Öğrencilik yılları olaysız geçtiği gibi herkesin olur verdiği ideal erkek ile  de evlenmiştim. Annem artık mutlu idi. Kaygıları bitmişti. Saygın, "para" kazandığım bir işim, kocam, çocuklarım vardı… İstediği herşey olmuştu bana dair. Annemin istediği bir kız olmaya başlamıştım ben.   Ben olmaktan çıkmaya başlasam da… Ne yaman çelişki, annemin istediği gibi bir kız olmaya çalıştığımda ben mutsuzdum, ben, ben değildim. Aksi durumda da annem… Kim için var olmalıydım ben? Herkesi mutlu etmek mümkün müydü? Herkesi mutlu ettiğinde mutsuz olan bende miydi acaba esas sorun? Sevdiklerimiz için yapılacak fedakarlık bizi biz olmaktan çıkartıyor ise aslında belki de en çok sevdiklerimizden mi korumalıydık kendimizi? Doğru neydi? Neredeydi? İnsan çelişkiler yumağı.

Fatihayı okumayı unutmamışım anne. Suladım toprağını. Bolca konuştum seninle. Tuhaf, yoksun artık ama hiç bu kadar olmamıştın. Yokken bile var olunabiliyormuş demek anne. Ben kendimi sana en çok yokluğunda anlatabildim, ilk kez beni dinledin böylesine. Varlığını en çok yokluğunda hissediyorum ve keşke sadece mutlu olmamı isteseydin diyorum? Ben son yıllarda yine mutluyum anne, tekrar ben olmaya karar verdim, söylenme bana.

Ama aklımdan çıkmayan soru; Kızım benim istediğim gibi bir kız olabilecek mi?

 

Fotoğraf: Victorya Ilina

Fotoğraf: Xyza-Bacani

Fotoğraf: Amirhossain Hadadian

Fotoğraf: Elena Gromova

Fotoğraf/Illustration: Alastair Magnaldo

Fotoğraf: Oleg Oprisco

Fotoğraf: Bahareh Bisheh

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri