13
Mayıs

Pülümür mapushanesi kaçkını Hasan İzzettin Dinamo!

13 Mayıs 2015 Yazar: Orhan Gökdemir | Köşe adı: LE'BİDERYA
Tüm Yazılar

 

Kaçmış kaçmasına mapushaneden, bakmış bütün Türkiye koca bir mapushane… Bıraksalar dönüp Pülümür’e gardiyanı olacak kendi kendinin.

 

Orhan Gökdemir

İkbal kahvesinde oturuyoruz; dostsuz, örgütsüz, parasızız. Yani, yığınla insan içinde yapayalnızız. İçeride kesif bir sigara dumanı, dışarıda sinsi bir güz yağmuru. Faşist ordular kasıp kavuruyor her yanı,  tarifsiz bir sıkıntı kemirmekte içimi...

Dehşet haberler yayılıyor ülkenin her yanından. Faşizm sevdalıları türüyor pıtrak gibi. E haliyle iyi saatlerde olsunlar tezgâh başında, şeytan azapta gerek!

Aydın’dan Muğla’ya yürütüldüğü gün eğlence olsun diye işkenceye aldılar şairi. Çine’de kapatıldığı hücrede vurdular tabanlarına kalın sopalarla, sonra bir jandarmayı bindirip sırtına dolaştırdılar beton koridorlarda. Ah alçakların işgali altındaki ülkem, ne desem, ne söylesem sana?

Diyorlar ki “sana mı kaldı kurtarmak vatanı? Mısralarla mı yapacaksın bunu?” Okkalı bir küfür sallıyor şair dudaklarının arasından, zalimin zulmüne, gelmişine, geçmişine.

Ayakları lime lime, aç, yorgun. Daha bir zulası bile yok mısralarını zulalayacağı.  Birazdan tuz basacak yaralarına, yarın uzun yürüyüş var.  Kim bu azaba düşmüş şair? Kim olacak? Pülümür mapushanesi kaçkını Hasan İzzettin Dinamo!

Kaçmış kaçmasına mapushaneden, bakmış bütün Türkiye koca bir mapushane… Bıraksalar dönüp Pülümür’e gardiyanı olacak kendi kendinin. Not ediyor defterine;

 

Ölen Şaire Mezar Gerekmez

İkbal kahvesinde oturuyoruz; dostsuz, örgütsüz, parasızız. Yani, yığınla insan içinde yapayalnızız. Yine işsiziz, yine takipteyiz, yine örgütsüz, yine umarsız. Dışarıdaki sinsi güz yağmuru yorgun düşer birazdan ama sığınacak başka yerimiz mi var? Garson, çay getir!

Çalışmayı özler mi insan? Hasan İzzettin özledi. Mapusluğu özler mi insan? Hasan İzzettin özledi. Ah alçakların işgali altındaki ülkem, ne desem, ne söylesem sana? Not düşüyor defterine;

 

"Göğsümüzün altında çarptıkça yüreğimiz

Savunacağız biz

Güneşi, havayı, suyu ve insanı,

Savunacağız biz,

Kalbin öğrettiği

En güzel şeyi;

Vatanı!”

 

Kızılırmak kıyısında oturup, kederli bir mapushane türküsü söyleyerek mutlu bir Anadolu düşlemekti suçu. Sabaha çıkmamak için direnen gecelerde bir Eyüp sabrıyla bekledi. Gül dalları yerine demir çubuklar vardı münzevi pencerelerde. Say ki dedelerin bir masal yaşadı, say ki acılar masaldı…

Bilirim, ölen bir şaire mezar gerekmez, bir avunuş sayılmaz romantik ağlayışlar. Ama yine de her gece oturup gizlice sayarım yıldızları, çaresizliğime ağlarım.

Bilirim bir gün ansızın gelir bahar. Münzevi parmaklıklardan kurtulurum ve yine özgür olurum. Bir bahar sabahı gibi güzel çocukluğumun kırık beşiğine başımı koyar, uyanamadan günlerce uyurum.

Uyanır bakarım, çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; Ey unutuş! Kapat artık pencereni.

 

 

Yazarımızın diğer yazılarını okumak için; LE'BİDERYA

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri