24
Nisan

Sahi Neresidir Memleket?

24 Nisan 2015 Yazar: Dilek Yurdakul Uyar | Köşe adı: BÜYÜKLERE MASALLAR
Tüm Yazılar

"Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri

Bir gün benimle birlikte

  Yok olup gidecekler, öyle mi ?"

Dilek Yurdakul Uyar

Bir fotoğraf sebebiyle, kocamla tartıştık geçenlerde… Akşehir, benim memleketim dedim diye. Nereden memleketim oluyormuş… Doğup büyüdüğüm yer miymiş… Nüfus cüzdanımda ne yazıyormuş… Anamın, babamın Akşehir'le uzak yakın alakası var mıymış… Epey söylendi bana.

Sahi neresidir memleket? Doğup büyüdüğün yer mi? Anne, babanın memleketi mi? Yoksa hiç görmesen de, kafa kağıdında yazan kocanın memleketi mi? Annem Urfalıdır benim lakin hiç görmedim. Babam Kırşehirli ama handiyse Neşet Usta olmasa bu şehrin varlığından bile tamamen bihaberim. Doğma büyüme Çanakkaleliyimdir. Memleketim derdim oraya son yıllara kadar, şimdi kafa kağıdımda Tarsus yazsa ve hiç sevmesem de, artık Çanakkale'de geçirdiğim kadar bir ömrü halen yaşadığım bu gri şehirde geçirsem de…

Memleketimdi orası… Doğduğum, büyüdüğüm, büyürken her köşesine izler bıraktığım, yaşanmışlıkların anları ile dolu memleketim… Aynalı Çarşı'ya girip çıkmanın 5 dakika almayacağı  halde tanıdıklara selam ve ayak üstü sohbetler ile 45-50 dakikadan önce asla çıkılamadığı memleketim. Zaten memleket; ait olmak demekti. Aşina olmak demekti. Memleket demek; sokaklarında yürürken kokusu bildik o havayı içine çekmek demekti. O aidiyet ve aşinalıkta huzuru bulmak demekti. ‘Şu evin bahçesinde nasıl güzel saklanırdım bilir misin’i, anlatmaktı. Okuldan kaçışlardaki durak olan Şar ya da Petek Pastanesi'nin önünden her geçişte, ilk isyanları sen burada yaşadın'ın, yüreğine fısıldanması idi. Ancak lise 2. sınıfta açılan sinemanın önünden geçerken, korkudan dizlerimizi titreten Müdür Yardımcısı Murat Firidinoğlu'nun  "Dilek geri dön!" diye arkamdan bağırışını o anmışcasına duymak ama yine de filme girmenin korkuyla karışık hazzını, bak o zamanlar da böyleydim diyerek, hissetmekti.

Memleket demek; memlekete hep biraz hasret kalmaktı. Hasretin, kesif bir  koku gibi yabancı diyarlarda ansızın burnuna gelmesi, o an yüreğinin burnunda atması demekti. Memleket, gül bahçeleri ile dolu evlerin olduğu caddeden her gün sallana sallana okula gidip gelirken, o güllerdeki anılar ile geleceğini döllemektiMemleket, fırında iki pide almak için saatler süren kuyrukta sıra beklerken, hayallerinin de oracıkta mayalanması demekti.                                     

Oysa şimdilerde gittiğimde her şey, her yer yabancı… Yeniden imar yerle bir etmiş anıları, yaşanmışlıkları…Memleketim dediğim yer nerede gayrı, öldü mü? Yoksa artık bir fotoğraf karesi içinde mi yaşıyor, dozerlerin yıkmaya gücünün yetmeyeceği? Ne zamanki eski albümleri açsam, Çanakkale'nin memleketim olduğu zamanları görsem, gül kokusu siner ellerime, sesler çalınır kulağıma, fotoğraf eli olur anıların uzanıp dokunur ta içimde bir yerlere…     

Akşehir'e ise 3 senedir gidiyorum, foto maratonlar için. Arasta'da dolaşırken tüm simalar tanıdık. Merhabalar, hoş geldinler, çay kahve ikramları, gülüşmeler, eskileri anmalar, dedikodular… Avuç içi kadar yerden çıkmak saaatler alıyor. Dozerler geçmemiş anılarımın üstünden. Adım adım dolaştığım ezberlediğim sokakları aynı. Hala sokaklarında “devletin gıcır bilyelerini çalamadığı” dal gibi  çocuklar… Hala yürürken beni geçmişe götüren o tanıdık koku… Hala teknolojiye inat direnen kahraman bakkallar, kalaycılar, tekerlekçiler, manifaturacılar, terziler… Hala korku girmemiş yüreklere, kapılar hep açık evlerde, buyurlar yapmacıksız, içten… Hem sonra, sokaklarında yürürken Akşehir'in, birden bir ses geliyor kulağıma "Dilek geri dön ! " diye… Amanın Murat hoca diye dönüyorum birden arkama, ama usta bu sefer… Eyvah diyorum usta kızacak ama dönersem de fotoğraf kaçacak. Hem sanki usta, bilmez misin fotoğrafı görünce geri dönmem ben… Murat Hoca bilirdi. "Dönmeyeceğini bile bile seslendim arkandan" demişti o sinema ertesi sabah odasında fırçalarken beni… Yürümeye devam Akşehir'de… Kiraz bahçelerine gidiyoruz Arasta'dan.  Göz alabildiğine uzanan kiraz bahçeleri arasında dolaşırken, ağacın arkasına saklanıveriyorum. Gül gibi kokmuyor ama, kirazlar muhteşem. Emel Abla ve usta beni arıyorlar sobelemek için. Sahi ne zaman büyüdüler de isimleri değişti Hatice ile Davut'un...                                                                                                                                               

"Şiir gül bahçesidir", "Memleket gül bahçesi" demiş şair. Şiirimi ışıkla yazdığım yer işte Akşehir, benim gül bahçem…  

 

(Fotoğrafları daha büyük görüntülemek için üzerlerine tıklayınız)

 
             

Fotoğraflar

Top Oynayan Çocuklar: Bora Çınar

Diğer: Dilek Yurdakul Uyar            

 

 

                      

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri