14
Mart

Söyleşi - Ofis Radyosu

14 Mart 2015 Yazar: Aykırı Akademi

 

Hakan ve Koray. Benim gözümde içine şeytan kaçmış iki keyifli adam. Neden? Çünkü akıllarına geleni yapan cesarete sahipler. Malum günümüzde etrafımız korkaklarla ve çıkarcılarla dolu. Onlar ise “atın ölümü arpadan olsun” diyenlerden. Sevdiğim bir atasözüdür. Onlar da hakkını veriyor.

Hakan Denker ve Koray Peközkay’la yolum Ofis Radyosu’nda kesişti. Ofis Radyosu internetten yayın yapan ve akıllı telefonlardan da dinlenebilen bir radyo. Bir süre izledim. Sosyal medyada onları takip ettim. Ve sonunda dedim ki: Aykırı Akademililer tanışmalı harika iki insanla…

Ofis Radyosu’nda neler var? Siyaset arayanlar için Gündem Toplantısı var. Spor meraklılarına Ofis’in Spor Delisi var. Erkek egemen bir radyo değil asla. Ofis Kızları bir harika. Bu kadar mı? Tabii ki hayır! Ofis Sahnesi, Ofistike Muhabbetler… Şiir Mahsülleri Ofisi’nin müptelaları olmuş durumda. Aslı Doğaner’in sesini duymanız şart.  

Ben hayatta samimiyete çok inanırım. Yazar samimi olmazsa okur onu anlar. Resim, müzik, heykel… Ve hatta işiniz için bile bu geçerli. Bence altın kural gibi samimiyet. Hakan ve Koray samimiler. O kadar  -mış gibi insanın içinde kendileri gibiler. Ben bu nedenle sevdim onları ve emeklerini. Çıktıkları yolu önemsiyorum. Siz de bu yolculukta bir ara denk gelin derim.

 

Selnur Aysever

 

Hakan Denker ve Koray Peközkay bir cümle ile kimdir?

Hakan Denker: Hiçbir şey yapmadan her şey olmak isteyen adam. Gazeteci eskisi, yönetmenlik yapmış, radyocu, çenesi düşük muhalif.

Koray Peközkay: İki cümlelik bir kapsama girmeyen, aklına geleni söylemek dışında çok da bir özelliği olmayan kişi.

Zaten memlekette ne geliyorsa başımıza bir şey yapmadan her şey olanlardan gelmiyor mu Hakan?  

Hakan Denker: Çok haklısın, ben faydalı ve sempatik bir tembelim ama… Koala gibi…

Ofis Radyosu nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Bir sabah gözünüzü açıp, hadi biz de sözümüzü radyomuzdan söyleyelim demediniz sanırım.

Koray Peközkay: Ofis içinde geyiklerimizin reytingleri yükselip, ofise sığamaz hale gelince, birkaç dostumuzun itelemesiyle, “hadi radyoculuk yapalım” kıvamında bir fikir gelişti. Bizim ofisin içinde gelişen fikirlerin hayata geçirilmesi, fizibilite çalışmaları gibi süreçler 3 ile 4 dakika kadar sürüyor. 4 dakika sonra, radyonun kurulumu için işlemlere girişmiştik bile.

Web üzerinden canlı yapan tv’ler artık varken neden radyo? Çocukluğumuzda arkası yarın’lar vardı, sizin de var mı böyle bir programınız?

Hakan Denker: TV fikri de bir ihtimal tabii ki. Ancak öyle bir iş için fiziki yeterliliğe sahip değiliz. Arkası yarın kuşaklarını çok iyi hatırlıyoruz ve hatta bir radyo tiyatrosu projemiz de var.

Sabırsızlıkla bekliyorum. Peki nasıl bir çalışmanın sonunda Ofis Radyosu ile tanıştık?

Hakan Denker: Önce mikser aldık ama sesi alacak aletin mikrofon olduğunu öğrendiğimizde şok yaşadık. Hemen Karaköy’den en afilli mikrofonları aldık başladık. Ardından ha bire yayın kesilince, durumdan vazife çıkarıp para harcadık. Şimdi teknik alt yapı gayet iyi.

Koray Peközkay: Müzikler nasıl seçiliyor sorusu sıklıkla karşılaştığımız bir soru, tek bir cevabı var, kendi sevdiğimiz müzikleri çalıyoruz. Özel bir listeleme yok, ooo piti piti karamela sepeti yöntemiyle şarkıları sıralıyoruz.

Beğenmeyen dinlemesin diyecek kadar müzik zevkinize güvendiğinizi düşünebiliriz bu durumda. Eleştiriye kapalı mısınız yoksa?

Hakan Denker: O tür bir “ya sev ya terk et” yaklaşımımız yok. Sadece şunu çok iyi biliyoruz ki, popüler radyolarda yayınlanan güncel şarkıların tamamı aynı. Ve biz sadece radyoların bize sunduğunu değil, canımızın istediğini dinlemek için bir seçim yaptık. Dolayısıyla, güncel ve her yerde duyulan şarkılardan bıkan insanlar için önemli bir alternatif olduğumuz ortada.

Gündem Toplantısı'nı takip ediyorum. Sesiniz çok çıkıyor. Ve hatta acımasızısınız. Ya sesinizi kısarlarsa?

Hakan Denker: Atın ölümü arpadan olsun, demirden korksak trene binmezdik ve ateşten gömlek bizi en fazla ısıtır…

Yoğun bir eleştiri görüyorum programınızda. Sivil toplum ve/ya siyasi parti içinde olmayı düşündünüz mü hiç?  

Koray Peközkay: Siyasi parti içinde yer alabiliriz belki, ama henüz o partiyi kurmadık. Mevcut olanlar bizi barındırabilecek kadar özgür değiller. Hem ayrıca çevremizde, yarın öbür gün istihdam sağlayabileceğimiz bir hısım akraba güruhuna da sahip değiliz. Bir nedenle oy potansiyelimiz çok zayıf. Bizi sanırım en çok çocuklar sever. Zira iktidar olursak, Beştepe’yi, Disneyland’ın Türkiye şubesi haline getirmeyi planlıyoruz, çünkü o boyutta bir yatırımı bu ülkede sadece ve sadece çocuklar hak ediyor…

Ofis Radyosu'nda spor da var şiir de, siyasette... Dinleyici geri dönüşleri nasıl? Gidişattan memnun musunuz? Konuş konuş nereye kadar? Reklam durumunuz nasıl?

Hakan Denker: İşler kesat. Bütün programcılar çay karşılığı çalışıyor. Dinleyici her geçen gün artıyor ama stajyer modundayız. Para? Para yok.

Ayşe Hatun'dan Cem Karaca'ya "geniş" bir yelpazeniz var. Ofis Radyosu'nda asla çalmaz dediğiniz bir müzik türü var mı?

Koray Peközkay: Serdar Ortaç… Onun dışında Kahtalı Mıçı bile çalıyoruz.

Sadece bu bile sizi dinleme sebebi  olabilir. Sizin sosyal medya dışında reklamınıza denk gelmedim. Nasıl duyacak insanoğlu sizi?

Hakan Denker: Vahiy yoluyla çeşitli tanıtım girişimlerimiz var. Tabi ki bütçesel engeller bizi bu konuda zorluyor. Ama fısıltı gazetesi yöntemi en kalıcı ve uzun vadeli tanıtımdır. Eh siz de bir el atınca yürü ya kulum olmasak da, kıpırdarız diye düşünüyoruz.

O halde bir önce ve sonra raporu bekliyorum sizden.  Dinleyicileri şaşırtacak neler yapacaksınız? Biraz projelerinizden söz edelim mi?

Koray Peközkay: Zaten radyomuz başlı başına şaşırtan bir projeydi. En azından bizi şaşırttı, bir sabah kapıyı açtığımızda içeride bir radyo masası olduğunu görmek hala daha ilginç bir görüntü bizim için. Düsturu gereği ve program içerikleri doğrultusunda zannımızca şaşırtıyoruz. Şaşırtmaya devam edeceğiz. Ama karın tokluğuna çalışacak programcı ne yazık ki az.

Hakan Denker: Hedefimiz, “Bir gün paramız olursa, ofise elektrikli süpürge alalım” aşamasında. Onu halledince yeni programlar mutlaka olacak…

Geçenlerde, program yüzünden gazete okumak zorunda kalıyorum, dedi Koray. Çoğumuz gibi. Muhalif basın hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hakan Denker: Muhalif basın diye tanımlanan tüm yayınlar, günümüz medyasının merkezini oluşturmaya başladı. Toplumun büyük bir kısmı kendini azınlıkta hissederken, aslında çoğunluk olduğunu hissetti Gezi döneminde. Bu noktada günlük gazetelerin tamamını okumak gerçekten çok sıkıcı ve yorucu oluyor bizim için. Ama yandaş diye anılan yayınların ciddiyetinde saklı olan aciz bir mizah var, bunları aradan ayıklarken de eğlendiğimizi söyleyebiliriz.

Eklemek istedikleriniz... (hadi sen de bizimle program yap derseniz gelirim)

Koray Peközkay: Hadi sen de bizimle program yap!

 

Bu adamlar deli demiştim değil mi? Çay karşılığında kendimi Ofis Radyosu ekibine dahil ettim:)

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri