15
Ocak

Yaşamak yalnızca nefes almaksa…

15 Ocak 2015 Yazar: Aykırı Akademi

 

“Kelimeleri herkes biliyor… Yalnız bu masum kelimeler bir araya gelince, içinden çıkılmaz ağlar örüyorlar”

Oğuz ATAY, Tutunamayanlar

 

Aybike Serttaş

Bir distopyanın içinde yaşadığını düşünen insanın yaşamı gridir. Yemeği tatsız, havası pis, göğü bulutlu. Distopya kâbusu anlatır. Okyanusya toplumu, kendisini mengene gibi sıkıştıran bir mekanizma içerisinde, bir distopyayı yaşamaktadır. Neyse ki bizden fersah fersah uzakta; George Orwell’in 1984 romanında.

Okyanusya’da, entelektüel sohbetlerimizde dilimizden düşürmediğimiz o Büyük Birader her yerdedir. Uyurken ya da uyanırken, çalışırken ya da yemek yerken, içeride ya da dışarıdayken,  banyoda ya da yataktayken, fark etmez, ondan kaçılamaz. Büyük Birader’in göremediği tek yer kafanızın içidir fakat zihninize her türlü propaganda ve beyin yıkama yöntemi ile hakim olmaya çalışır. Neyse ki fikirler insan ruhunun en korunaklı yerindedir. Öyle güzel gizlenir, öyle güçlü kökler salıp filizlenir ki bir fikir, kimse sökemez onu yerinden, şaşarsınız. Tanrı insana umudu bu yüzden vermiştir, türlü türlü duygunun yanında. Düşündükçe siz, sorguladıkça, akıl yürüttükçe ve “uy” diyene uymadıkça vardır çünkü umut. Güzel günleri umdukça direnir fikir.

Okyanusya’da “yenidüşün” adında bir dil oluşturulmuştur. Özgürlük, isyan gibi kelimelere yer yoktur. Önce lügatten, sonra akıldan silmek için. Dil, boyun eğdirmenin en güçlü silahıdır çünkü. Tıpkı sözcüklerin direnmenin en keskin kılıcı olduğu gibi. Dil ile insan, ufkun fersah fersah ötesini görür. Bu yüzden şiirsiz, romansız, yazınsız direnemez, ayıramaz direnme edimini satırlardan.

Okyanusya’da karşıtlık içeren sözcükler birleştirilmiş, “çiftedüşün” yöntemi ile zıt anlamlı kelimeler eşleştirilmiştir. Her şey iktidarın bekası içindir. Barış, düşünme, adalet, dürüstlük, sevgi lafta kalmıştır; hem de gerçek anlamda. Önce söz değişir çünkü, sonra davranış. Barışı bilmeyen insancıl davranamaz, sevgiyi tanımlayamayan aşkı anlatamaz.

Okyanusya’da zevk yasak kelimedir. Cinsellik kötüdür, aile yoktur, sadece çocuk yapmak cinselliği meşrulaştırır. (George Orwell, üç çocuk detayına girmemiştir.) Felsefe, edebiyat ve sanat yok edilmiştir. Eğlenmek gereksiz, isyan asla affedilemeyecek bir suçtur. Bireyin varlığı topluma adanmıştır.

1984, kameralarla örülmüş bir uzamı anlatır. Gözetlenen bir baskı toplumunu. Korkumuzu “bu bir kurgu” diyerek yenmeye çalışıp başımızı biraz kaldırsak, kendi distopyamızla burun buruna geliriz. “Big Brother” yalnızca bir hayal ürünü mü peki? Sadece son aylarda açılıp kapanan sosyal medya mecraları, kökü kazınmak istenen “twitter mwitter” bile bir gösterge sanki, gözetleyene ve kısıtlayana dair…

1984’te bilmeyenler mutlu, sormayanlar yaşamından memnundu. Yaşamak yalnızca nefes almaksa… Esareti boğulmak olarak görenlerle; karın doyurmayı tek amaç edinenlerin bir olduğu coğrafya Okyanusya; belki bir distopya, belki de yanı başımızda…

 

 


(Sayfa tasarımında kullanılan illustrasyon Lesley Barnes'a aittir.)

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri