28
Eylül

"O Kız Bu Kitabı Okuyacak"

28 Eylül 2014 Yazar: Aykırı Akademi

 

Enver Aysever Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı’da, Bal Gözlü Kız’la Kahverengi Pardösülü Adam’ın imkânsıza rağmen Cemal Süreya’ya sığınarak, “dört nala sevişmeleri”ni anlatıyor.

 

İpek Özbey, Radikal Kitap

Fotoğraf: Fethi Karaduman

Öfkeli fikirlerin sahibi genç adam, o kızı ilk kez sigarasının dumanını iştahla içine çekerken fark etti. Bal Gözlü Kız Eda, sokak arasında, aile ortamında, bakışlara inat sert tavırlarla sigara içiyordu. Bir diğer gün sırtında keman çantasıyla belirdi. O günden sonra Kahverengi Pardösülü Adam uzaktan fark edilmek için çaba gösterdi. Cemal Süreya’dan aldığı ödünç aşk sözlerini yanına alıp kendinden emin bir şekilde gitti kızın yanına, hafta sonları otellerde çaldıklarından bahsediverdi. Mevsim, en hüzünlü olanı, deniz sakin, yürek dalgalıydı. Böyle başladı her şey.

Yunus Nadi Ödüllü Enver Aysever’in yeni kitabı Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı tamamen kurgusal. Ancak hayatında yaşadığı üç tutkulu, üç imkânsız aşktan beslendiğini itiraf ediyor yazar. Onun için gerçek olan imkânsız aşk. Zaten “imkânlı”sını aşktan saymıyor.

Yazarlık serüveni aşağı yukarı herkes için aynı dönemde başlar. Çocuk yaşlarda yaratıcı bir dürtü gelir bulur insanı. Ya peşine düşersin ya da vazgeçersin. Enver Aysever, bu dürtüyle başa çıkamadığı için yazanlardan. Her yazarın farkında olduğu ya da olmadığı dertleri olur. Kimi toplumsal sorunlar, siyasal iklim dert sahibi yapar insanı.

Enver Aysever’e sordum, “Sizin derdiniz ne?”

“Yazar, kimi zaman kendi dünyasındaki açmazlardan etkilenir. Roman bir yanıyla ayrıntıları açığa çıkarmaksa öteki taraftan kaba saba olanı görünür kılmaktır. Bir yazar bütün bunların toplamından etkilenerek yazar!” cevabını aldım.

Bu kitapta Cemal Süreya var
Bir de yazarın etkilendiği başka yazarlar olur elbet. Romanın sayfalarında Cemal Süreya sıkça karşımıza çıkıyor. Ustalarını soruyorum Aysever’e, “Her romancı kendinden önceki ustalara eklemlenir. Büyük yazarlar hepimizi etkiler. Onları ölümsüz kılan hepimizin söyleyecek sözleri olmasıdır. Ben Türkçe edebiyatın saygın ve incelikli olduğunu düşünenlerdenim. Benim güzel ustalarım var… Melih Cevdet, Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Yusuf Atılgan, Sevgi Soysal, Leylâ Erbil, Salâh Birsel, Cemal Süreya, Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Oktay Rifat, Orhan Veli, Sait Faik, Turgut Uyar ve daha pek çokları…” diyor.

Romanın fonunda İstanbul’un çeşitli semtlerini görüyoruz. “Bir uygarlık ölçüsü vardı buraların. Daha önceden oluşmuş dili, herkesin sessizce uyum sağladığı anayasası…” diye anlattığı Nişantaşı’nı… “Korunaklı yaşam süren” Kadıköy’ü, “Canlılığın, hareketin, devinmenin, adımlamanın, yaşamanın başkenti” Beyoğlu’nu ve onun göğsünde kartvizit taşıyan barlarını… “Yoksulluk milliyetsiz yapıyor” imgesiyle gittikleri ve gitmekle kalmayıp ödünç bir yatakta seviştikleri, birbirlerine sığındıkları gecekondu mahallesini… Aysever, bu kitap için kahverengi pardösüyü giymiş ve şehri en ince ayrıntısına kadar izlemiş gibi duruyor, soruyorum: “Bir yanıyla belleğime çok güvenirim, öte taraftan yanıltıcı olduğunu bilirim. Sahicilik peşinde koşan bir kurmaca yazarı kokusunu, duygusunu bildiği mekânlarda dolaşır. Ben İstanbul’la tutkulu bir ilişkiyi yaşıyorum elbet. Özel bir çalışma yapmaksızın duyumsadığım, yudumladığım İstanbul’u yazdım. Bir romana hazırlanırken araştırma yapmak yerine, romanın getirdikleriyle birlikte özgür dolaşmayı yeğledim İstanbul’da. İstanbul’u ne ilk yazan olacaktım, ne de son.”

Bunca tasvir yeter!
Romanın fonunda sadece Nişantaşı, Beyoğlu, Kadıköy yok elbet. 12 Eylül darbesi, magazinin allı pullu ortamı, akla Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses’i getiren figürler de dikkat çekiyor. Bazen “Acaba bu kadar her şey olmalı mıydı?” diye düşündürüyor. Kitabın bir yerinde yazar, tam sizin de aynı şeyi hissettiğiniz sırada “Bunca tasvir yeter” deyiveriyor. Hani sanki bilinçli yapıyor.

Sözün özü: Bu kitapta, Kahverengi Pardösülü Adam ile Bal Gözlü Kız’ın büyük aşkı var. Koca bir din engeli var. Sırf, “Onurları çiğneniyor diye” takip eden, yalan söyleyen, bu aşkın “katili” olan aileler var. Her şeye ve herkese rağmen yaşatılan aşkın insanın içine işleyen sevişmeleri var. Kalbini, evini, hayatını açan dostlar var. İstanbul var. Artık kaybolan romantizmin büyük aracı mektuplar var. Ve ne yazık ki, “İmkânsız imkânsızdır işte” dedirten bir sürü an var.

Aysever durmayan, duramayan bir adam. Televizyonculuğu, tiyatroculuğu, gazete yazarlığı, her daim icra ettiği muhalifliği gibi pek çok işi var. Ancak ben onu 2007 Yunus Nadi Roman Ödüllü kitabı Bir An Bin Parça’yla hep ve sadece edebiyat penceresinden gördüm. Bu roman, o kıza ulaşacaktır ve “Bu romanı o kız okuyacaktır” elbet. Ama siz de okuyun, imkânsızın kaçınılmaz şehvetini hissedin.

Eyleme ve belki de en tatlı suçu işlemeye çağıran roman satırlarıyla bitirelim yazıyı: Aşk yasadışı bir uygulamadır, sürekli ihlal gerektirir bu yüzden. Zincirleme suç işleme alışkanlığıdır.

Yazma ritüeli
“Yazma ritüeli denen durum nedir tam olarak bilmiyorum. Ben sıkışık zamanlarda yazdığımı fark ettim. Kuşku yok ki en uygun yazma koşulları diye bir tarif yapmak mümkün. Doğrusu bu güzel bir düş. Yerli yerinde tastamam bir hayatı çekici kılan nedir? Bilmiyoruz. Yazma süreci de bunun gibi. Derin duygularda konforlu koşullarda yazmak tatlı bir düş demiştim oysa kırık dökük, eksikli zamanlarda yaratıcı oluyor insan. Benim ritüelim sevdiklerimin sesini işitmektir.”

Kişinin meşrebine uygun bir tanrısı olur. Sıcak, sevecen, yaşamı kolaylaştırıcı olabileceği gibi, basbayağı lanet edilesi, can sıkıcı, kötü huylu bir tanrı da mümkündür. Üstelik tanrının görünmediği büyük yalandır. Herkes kendi tanrısını çizer ve onu tanır, tüm hallerini görür.

Romancılığının şifreleri
“Romancılığımın bir şifresi var mı bilemem ama edebiyatın geniş coğrafyasında dolaşmayı seviyorum. Şairlerimizin, yazarlarımızın yanında durmayı, onlardan söz açmayı önemsiyorum. Edebiyat geniş ve güzel bir coğrafya… Roman yazmak bir gereksinimden doğar belki ama terazisi inceliklidir ve heveskârları kusar. Özenli olmak gerekir, büyük laflar etmemek gerekir. Kendince olan güzeldir. Ben de kendi sesimi bulmaya çalışıyorum.”

Ekler

 

Radikal Kitap'ta yayınlanmıştır 26.9.2014

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri