22
Ağustos

“bütün mümkünlerin kıyısında”

22 Ağustos 2014 Yazar: Onur Behramoğlu | Köşe adı: KELEBEK CAMI
Tüm Yazılar

 

Onur Behramoğlu

“Çünkü elbet çocuklar bağıra çağıra / tutmalı bütün köşeleri / piyango satanların köşelerini / pezevenklerin tuttuğu köşeleri / gazetelerin tuttuğu köşeleri”

Gezi Parkı’ndaki ağaçların yanında saf tutan çocuklardan söz ediyor sanki Turgut Uyar: “Kimseye yakışmayan bir bezginlik / beyaz bir örtü gibi üstümüzde / daha kötüsü / kırmızı bir örtü gibi” dizelerindeki örtüyü kaldırıp atarak, Taksim’in orta yerine en kırmızı harflerle “Kızılmeydan’a hoş geldiniz” yazmış çocuklardan.

Kafası paramparça edilerek öldürülen Abdocan’dan söz ediyor: “Bir abdullah çocuğun / büyük güzel gözleri.” Şimdi Gezi Parkı’nda bir çınar fidanı olan: “Gözlerin gene öyledir / dokuz beyitli bir gazel gibi / taç beyti boyun eğmemekle başlayan”

Birileri ‘çılgın proje’lerini pazarlarken, insanı çıldırtacak kadar diri bir Mayıs sabahından söz ediyor: “Çılgın bahar, kanımı eskittin tazeliğinle.” Panzerlere, gaz bombalarına, eli sopalılara karşı yürüyenlerden: “Gene de soluğumuz / bir orman yangını sanılır oralarda buralarda / ezildik gerçi ama horlanamadık bunu hatırlarsın / mutlaka hatırlarsın bunu”

Şairdir, ayakları yere basan düzyazının sayfalarca betimlemeye çalıştığı duvarları, kerameti kendinden menkul iktidarların kalelerini bir sıçrayışta aşarak dengesini kurar tel üstünde: “Bütün ağaçlarla uyuşmuşum / Kalabalık ha olmuş ha olmamış / … / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız”

Hiç istediği gibi olmaz, aslında “işe yaramaz şeylerin güzelleştirdiği dünya.” Belki ilk engel kendisidir, sürekli kurup yıkmak için yeniden, yeniden doğurduğu! Yine de, “onun bir haziranı / bir yıl kadar yetecektir dünyaya / çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış”

Şairdir, “papatya gibi yalnız / kuşyemi gibi yalnız.” Orhan Koçak’ın olağanüstü güzellikteki yorumuyla - “Kuşyemi: Bir sonsuz gerileme eğilimine karşı, asgari bir tutunma noktası. Aynı zamanda, bir sahicilik ya da yalansızlık noktası. Şiir eninde sonunda bir sanatsa, demek birtakım kurmaca ve yanılsamalardan oluşuyorsa, bu yanılsamalardan arınma çabasının, şiirin büsbütün dışına düşmeden önce konaklayacağı son durak.”

Nasıl bir yolun son durağı? Ağaçların ışığının yettiği bir yol: “Yolum ağaçlıklı olsun yalnız / karanlık da olsa olur.” Türküler söyleyerek yürüdüğümüz: “Beklet kendini hazır dur / adı belirsiz bademlerle birlik dur / söğütlerle birlik dur / kağnı güdenlerle birlik dur / şehir kuşatanlarla birlik dur / ölen ve yara alanlarla bir”

Şairin kendiliğinden, doğallıkla, başka kimselerin duyup anlayamayacağı bir saflıkla uyuşup bir olduğu, birlik durduğu ağaçlar, çocuklar, kuşlar...Hem papatya gibi, hemen ezilebilecek bir yalnızlıkla yalnız...Hem de papatyadan daha küçük ama daha sert, daha çetin, kuşyemi gibi bir gizilgüç olarak, “bütün mümkünlerin kıyısında.”

Onurun nöbetini tutan bir yalnızlık: “Şimdi biz haberi nerden verelim derseniz / solgun ama aydınlık olanlardan / bir taraf olanlardan / söğütlerden de olur, kavaklardan da / ve çamlardan / yırtılıp giden adamlardan / ve durup duran adamlardan.” Dalga dalga gericilik karşısında, kuşyemine, dut yaprağına, tohuma tutunanlardan yana bir yalnızlık.

Çünkü “dünyanın bütün ağaçları bizimle, bütün taşları” - Bir ağaç olarak Turgut Uyar!

“Eririz tükeniriz, toplanır yaratırız. Bu bize aşktır / Biz belki de en uzun yaşamalı bir su’yuz” – Biz olarak, su olarak, toplanıp yaratarak, aşk olarak Turgut Uyar!

“EY Beni Gülünç Eden Bitki Sapları!..” – Kibrin karşısında bir alçakgönüllülük anıtı.

Son ağaç da kesildiğinde, zalimlere atılacak taş olarak Turgut Uyar!

(Remzi Kitap Gazetesi'nde yayınlanmıştır.)

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri