15
Ağustos

Monica Molina ile bir yaz gecesi rüyası...

15 Ağustos 2014 Yazar: Işıl Gerek | Köşe adı: PAZAR SÖYLEŞİLERİ
Tüm Yazılar

 

Vuela en mi voz esta poema

Blanco de luna llena

A tu descanso de mar

                                    Quiero que en mis versos al vuelo

                                    Despierten el consuelo

                                    Que fluye de tu paz.

                                                                                                            Dolunay kadar beyaz bu şiir

                                                                                                            Uçuyor sesimde

                                                                                                            Senin dingin denizine

                                                                                                                                                Dilerim ki benim uçan dizelerim

                                                                                                                                                Senin huzurunda akan

                                                                                                                                                Teselliyi uyandırsın

 

Esintili bir yaz akşamında, İstanbul’da Harbiye Açıkhava Sahnesi’ni dolduran hayranlarını ‘Vuela’ ile selamladı Monica Molina. Dingin sesinden uçuşan romantik dizeler, İspanyolca bilen bilmeyen herkeste benzer duyguları uyandırdı. Aynı dili konuşmamasına rağmen, 10 yıl önce ilk kez buluştuğu İstanbul dinleyicisiyle yıllar içinde kurduğu bağ, o gece bir kez daha hissettirdi kendini. Babası efsane sanatçı Antonio Molina’dan kalan müzikal mirası, Mar Blanca (Akdeniz) isimli albümüyle yaşatan Monica Molina ile konser öncesinde Aykırı Akademi için sohbet ettik.

 

Söyleşi – Işıl GEREK

 

Sahnede mütevazılığı, asaleti ve zarafetiyle devleşen bir Monica Molina görüyoruz. Sizi biraz daha yakından tanımak adına bize kendinizi nasıl anlatırsınız? Sahnedeki sakinliğini, minimal tavrını günlük hayatında da sürdürür mü Monica Molina?

Aslına bakarsanız sahnede normalde olduğumdan daha sakinim. Yaptığım müzik ve şarkılarımın tarzından ötürü çok hareketli olamıyorum. Hatta müziğe başladığım günlerde bu çok eleştirilmişti, neden dans etmiyorsun, sahnede neden daha fazla hareket etmiyorsun, diyorlardı. Fakat dediğim gibi, sahnedeki sakin halim benim müziğimin bana kattığı bir şey. Sanatçıların sahnedeki halleriyle günlük yaşamlarındaki halleri benzerlikler taşıyabileceği gibi taban tabana zıtlıklar da taşıyabilir. Benimki biraz zıt olma hali sanıyorum. Günlük yaşamımda çok daha enerjik, çok daha dinamik bir insanım. Gerçi sahnedeki imajımın tamamen benim kişiliğim dışında olmadığını da eklemek isterim. Ben, sahnede müziği ön plana çıkaran, sakin bir performans sergileyen sanatçıları her zaman daha çok beğenmişimdir. Yani o esnada şarkıların duygusuna kapılıp, sadece şarkıya odaklanmak geliyorsa içimden, öyle yapıyorum. Hatta babamın da bu konuda bir sözü vardır. Her zaman şöyle derdi: “Sahnede dans eden dans eder, şarkı söyleyen şarkı söyler. İkisini aynı anda yapmaya çalışanın konsantrasyonu bozulur.” Ama genel olarak sakin bir hayatım var. Doğada olmayı çok seviyorum. Son zamanlarda annelik tarafımın çok çok ağır basmaya başladığını söyleyebilirim. Kızım şu an çok çok özel bir yaşta. Onunla çok güzel paylaşımlarımız oluyor. Dolayısıyla kızımla vakit geçiriyorum, birlikte seyahatlere çıkıyoruz. Mutlu ve hayattan keyif alan bir insan olduğumu söyleyebilirim.

Babanız Antonio Molina çok sevilen bir sanatçıydı. Siz de son albümünüz Mar Blanca’da babanızın efsaneleşmiş şarkılarını yeniden yorumladınız. Sanırım babanız sizin şarkı söylemek gibi bir hayaliniz olduğunu bilmiyormuş. Peki, babanız şimdi hayatta olsaydı sizce ne hissederdi? Ve onun şarkılarını seslendirirken zorlandığınız oldu mu?

Açıkçası her şarkısında çok zorlandığımı söylemeliyim. Hepsi beni çok duygulandırdı ve zorladı gerçekten de. Babam yaşasaydı ne hissederdi? Eminim o da çok duygulanırdı. Çünkü babam benim şarkıcılık konusunda bu kadar büyük bir istek taşıdığımı ve bu anlamda bir kariyer hedeflediğimi bilmiyordu gerçekten de. 17- 18 yaşlarımda şan dersleri almaya başlamıştım, biraz ilgim olduğunu biliyordu ama bunu profesyonel olarak yaptığıma şahit olamadı maalesef. Ben babamı kaybettiğimde 23 yaşındaydım ve ilk albümümü 31 yaşında çıkardım. Dolayısıyla çok gururlanırdı diye düşünüyorum. Çünkü ailemizde diğer kardeşlerim de sanatla iç içe ama hiçbiri babamın yolundan gitmedi. Onlar sanatın farklı dallarında kendilerini geliştirdiler. Ama ben babamın izinden gittim. Yaşasaydı eminim ki çok mutlu olurdu.

Sizin, kardeşleriniz gibi, oyunculuk alanında da tecrübeleriniz var. İspanyol İç Savaşı’nı anlatan bir dizide oynadınız. Yine bu tarz farklı projelerde yer almayı düşünüyor musunuz?

Açıkçası sinemada ya da televizyonda yeni bir proje düşünmüyorum. Bahsettiğiniz İspanya Tarihi ile ilgili proje, çok özel ve o an için aklımın yattığı bir projeydi. İçime çok sinerek ve mutlu olarak yapmıştım. Son derece başarılı yönetmenlerle ve yapımcılarla çalıştım. Fakat içimde hep şu duygu var. Benim uzun zamandan beri yolum çok net. Ve oyunculuk bambaşka bir alan. Kendimi şarkı söylemeye adadığım ilk günden bu yana benim önceliğim her zaman bu oldu. Bahsettiğiniz projeyi de şarkı söyleyeceğim bir rol olduğu için severek kabul etmiştim. Ve kendi şarkılarımı seslendirdim. Yani bir yandan da kendi mesleğimi yapabiliyordum. Dediğim gibi oyunculuk çok emek gerektiren bambaşka bir alan. O yolda ilerlerken asıl yapmak istediğim müzikten uzaklaşmak istemedim. O nedenle, çok dağılmak ve bölünmek istemediğim için aklımda yeni bir proje fikri yok.

Türkiye’de Akdeniz müziği yapan sanatçıların albümleri çok fazla ilgi görüyor. Sizin albümleriniz de en çok satanlar arasında. Türkiye’ye ilk kez on yıl önce gelmiştiniz. Konserlerinize inanılmaz bir ilgi var. Buradaki müzikseverlerle kurduğunuz bağı nasıl açıklarsınız?

Türkiye’ye ilk geldiğimde kızım Candela’ya hamileydim. Ve aslında ilk geldiğimde içinde bulunduğum durumu biraz yadırgamıştım. Dilini bilmediğim bir ülkede, karnım burnumda… Ben burada ne yapıyorum demiştim. (Gülüşmeler) Sonuçta o zaman, buradaki insanlar beni çok da fazla tanımıyorlardı. Dolayısıyla bazı endişelerim vardı elbette. Ama hikâyenin en başından itibaren öyle güzel ve özel bir bağ oluştu ki aramızda, her seferinde evimde söylüyormuş hissine kapılıyorum. Dinleyicilerin benim şarkılarımın hissettirdiği duyguları paylaşmaları beni inanılmaz etkiliyor. Kendimi çok şanslı görüyorum.

Tamamıyla sizi yansıtan Autorretrato (Otoporte) albümünüzün fotoğraflarını İstanbul’da çektiğinize göre, İstanbul’un da sizin için ayrı bir yeri olmalı…

Kesinlikle öyle. İstanbul büyüleyici bir şehir. Tek bir yönüyle değil, bir bütün olarak. Boğaz benzersiz bir yer. Her geldiğimde daha da çok seviyorum. Kapalıçarşı ve eski İstanbul’da gezmek bana inanılmaz mutluluk veriyor. Bir kadın olarak alışveriş yapmaktan çok keyif aldığımı söylemeliyim. Buradan aldığım şalların ünü İspanya’ya ulaştı, artık herkes bana da getir diyerek sipariş veriyor. (Gülüşmeler) Bence çok romantik, çok nostaljik, çok yaşayan bir şehir İstanbul.

Sizin sesinizden hep romantik şarkılar duyuyoruz. Peki, Monica Molina’nın aşka ve hayata bakışı nasıl?

Aşk kavramını kendimce belki “her şeyden biraz” olarak yorumlayabilirim. Çünkü insan geri dönüp baktığında bir şeyleri aşkla yaptığını fark ediyorsa dünyayı daha güzel algılıyor. İçinizde bir aşk varsa, hayat size daha büyük güzellikler sunuyor diye düşünüyorum. Belki de aşk, bir düş, bir hayal, bir illüzyon ama yine de yaşadığımız hayatı daha güzel ve özel kılıyor. Kendi hayatımda yaptığım her şeyi aşkla ve mutlulukla yapmaya özen gösteriyorum. Aşkı bir cümleyle tanımlamak mümkün değil ama biliyorum ki o olmadığı zaman hayat çok daha zor oluyor.

 

Işıl Gerek'in diğer Söyleşilerini okumak için;

Mahir Ünsal Eriş ile Söyleşi (24.7.2014)

Tardu Flordun ile Söyleşi (4.6.2014)

Meriç Hızal ile Söyleşi (11.5.2014)

Teresa Salgueiro ile Söyleşi (31.4.2014)

Hakan Gerçek ile Söyleşi (15.3.2014)

Estrella  Morente ile Söyleşi (8.2.2014)

Boğaziçi Caz Korosu Şefi Masis Aram Gözbek ile Söyleşi (20.1.2014)

Ressam Cihat Aral ile Söyleşi (7.1.2014)

Ragıp Savaşi Füruzan Aydın & Emrah Eren ile "Sokak Kızı İrma" üzerine Söyleşi (19.12.2013)

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri