19
Temmuz

Leyla Erbil'den Onur Behramoğlu'ya Mektuplar

19 Temmuz 2014 Yazar: Onur Behramoğlu | Köşe adı: KELEBEK CAMI
Tüm Yazılar

 

Leyla Erbil'in Onur Behramoğlu'ya gönderdiği mektupların 2009-2010 dönemine ait bölümünden derlenmiştir.

 

9 Temmuz 2009

onur'cuğum,

ne hoş oldu seni elinde ritsos'unla  tuzla'da görmek bilemezsin. turgut'u elbette tanıdım. tomris dolayısiyle de bir ara yakındık. çok iyi bir şair ama benim en çok edip'le yakın dostluğum vardı. belki  duygusal nedenlerle onun şiirlerini daha çok sevdim. bir de turgut çok kavgacıydı. arkadaşlık etmek zordu. işitmişsindir vurup kıran bir adamdı da...

ama ne  hoş şairlerdir; ne  çarpıcı dönemiydi şiir dünyamızın ilhan, turgut, şükran, edip, metin... şükran'ı tanıdın mı bilmem.  çok eski bir dostluğumuz yoktu ama şükran'la bir anda can ciğer olduk. öyle sıcak, namuslu, doğru bir solcuydu,  tanısan çok severdin... burada senin kitabına bakayım dedim demin, ara ki bulasın. fatma hanım burayı bir güzel temizlemiş toz almıştı. yok etti seni de, herakleitos'u da; ikisi yanyanaydı.

efe'yle birlikte ucunu bırakmamanız ne güzel yeni kuşaklara ulaşmanız. sen tek başına kişiliğinle de bir ekolü sevdirebilecek yeteneklere sahipsin. namık, kim bilir nasıl iftihar ediyordur seninle!

sevgili onur, ben şu an teşvikiye'deyim gene. alerjilerden kurtulamadım. hatır hatır kaşınmaktan her yanım kızardı.

üçüncü doktor alman hastanesinde, benim sıkı bir okurum çıktı çok şaştım- vehbi gönenç. derhal evi ilaçlatın kurtulamazsınız, dedi. biz de bir ilaç firmasıyla anlaştık, ilaçlıyacaklar. daha önce necla ve fatma  bazı mutfak eşyası vb.. sarıp sarmalayıp müştemilata çıkaracak. giysilerde yumurtaları olabilirmiş o yüzden onlar ilaçlanacak ve sonra yıkanıp ütülenecek.  görüyor musun başıma geleni bu sıcakta! kimbilir kaç günde toparlanacağız. kitap yazmak yerine bilmediğim böceklerle mücadele ediyorum ve tam serin bir yer varken cehennem sıcağına girdik. iki gün fatoş'larda kaldık ama ben hep evimi ararım döndüm geldim.

enver'in ergenekon hakkında ne düşünülüyor dosyasıyla karşılaştım burada. bu sorulardan da bıktım, yararsız. neyi değiştirecek ki. ama işte ölene kadar üstüne gitmekten caymayacaksın.

onur'cuğum  vaktin olduğunda gene gel tuzla'ya. sevgiler canım.

l.e.

* * *

22 Temmuz 2009

sevgili onur’cuğum,

şimdiye kadar bilgisayarı yoluna koyamadık. şu an fatoş’a (kanada) ulaşabildik hemen bozulmadan sana yazıyorum.

“bir kibrit çakımı…” yazını internet almamış açamadım. mehmet günlerdir uğraşıyor bu işle. biz teşvikiye’den geçen hafta alerjilerden kurtulmuş olarak döndük. Burada eş biçimde başladılar. Moralim çok bozuk.

Çalışamıyorum. Sadece ev ilaçlandı, sarıldı, açıldı, yıkandı, yerleşti. Bugün  üst balkonun tavanına yapışık acaib bir oluşum bulduk.  Düşürdük ufacık kestane rengi kabuklar üst üste binmiş, vurunca dökülüyor, içinde ise sarımsı kurtçuklar. Tıpkı dut! Miğdem bulandı. Nasıl arınacağız bu sene anlayamadım. Sanki her gün  doğa iğrenç bir sürprizle selamlıyor beni! Bir ay oluyor neredeyse yazıya bir türlü oturamadım… öte yandan işkültür’den haber geldi taraf’ın sanat eki beni bu pazar kapak yapıyormuş! İstemiyorum dedim, efendim onlara karışma hakkımız yokmuş, her gazete beni konu edebilirmiş. Zaman da edermiş… Bir arkadaşım,eğer sizi onlar okuyacaklarsa ne mutlu, öğrensinler, değişsinler  diyerek yüreğime su serpti azıcık… Bu toshiba ille de benim küçük harfleri düzeltiyor! Akıllı ya, “innovation” mış despot kerata. Sevgiyle.

 

* * *

10 Temmuz 2010

biricik oğul, dostumuz gitti çok üzgünüm. zeynep anasına görkemli bir tören yaptı.başkaları da  ben de konuştum. oya baydar çok politik bulmuş konuşmamı beğenmemiş. milliyet sanat nasılsa öyle politik bir yazıyı istedi. sanırım sedat ergin’le kol kola yürüdüğümüz içindir. ekler koyarak vereceğim.  belki izin verirsen sana yazdığı mektuptan kısacık bir pasaj da koyarım. bizim bilgisayarı açtırmamız tuzla’da bu güne kadar uzadı. on gündür buradayız. füsun’cuğum için indik bir gece kalıp döndük.

geziler güzeldir. dinleriz dönüşte.

özlemle.

l.e.

* * *

25 Temmuz 2010

onur’cuğum iyi tatiller, ne güzel bir yermiş “kurşunlu köyü”. ıhlamur en çok sevdiğim ağaçlardan biridir. temmuz’un belli bir gününde başlar koku salmaya birkaç gün. misk gibi kokar ortalık. hayatımızın öyle unutulmaz köçeleri vardır. ilkler! ağustosta bekliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri