07
Mayıs

Dertlerini Anlatmak İçin Kısa Film Seçenler...

07 Mayıs 2014 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Arya Su Altıoklar

Sayısız rengin, bir kaç karen ve bir derdin vardır bazen… Derdini söylemeyen derman bulamaz dersin; anlatmak istersin. Dert senden çıkar birilerinin dudağının kenarının seyirmesi, birilerinin gözyaşının tuzu, birilerinin kahkahasının yüksek sesi olur. 

Bazıları dart oynamayı sever. Dartın iddialıları dertlerini anlatmak için kısa filmi seçenlerdir. Oyun boyunca atabilecekleri yalnızca bir ok ve tutturmaları gereken bir 12 vardır.

Kısa film aslında bu oyunu seven dert sahipleri ve sahibelerinin dönmeden, dolaştırmadan, gevezelikten uzak, tek hamlede direkt olarak dertlerini anlattıkları sınırsızlıktır. Ben de bir kısa film sever ve dertlerimi bu yolda anlatma teşebbüsünü bulunduran biri olarak sizi bu yazımda biraz daha farklı bir yola sürüklemek istiyorum.

İlk olarak size neredeyse, hatta kişisel görüşümce bu oyunda 12'ye en yaklaşmış filmlerden biri olan 22 birbirinden başarılı yönetmenin Paris temasında kısa filmlerinin bir araya getirildiği Je t'aime Paris filminden ünlü yönetmen Tom Tykwer'ın "Faubourg Sain-Denis"sini sizlerle paylaşmak istiyorum. "En sevdiğim kısa filmdir." cümlesini kursam fazla iddialı kaçmaz sanırım... Ayrıca filmin Nathalie Portman meraklılarına da ayrı bir keyif vereceğinden şüphem yok. 

"Öyle zamanlar olur ki hayat bizi değişime çağırır. Bu bir geçiştir. Mevsimler gibidir… İlkbaharımız harikaydı, ama yaz bitti. Sonbaharı da kaçırdık… Ve şimdi herşey çok soğuk. Herşey çok soğuk ve herşey donmaya başladı. Aşkımız uykuya daldı ve kar amansızca üzerimize çullandı. Karların içinde uyursan, ardından ölüm gelir."


Faubourg Saint Denis (Türkçe) par gololur

Biraz kısa filmin hatta sinemanın tarihine girecek olursak… Lumiere kardeşler hareket eden insanları ve nesneleri perdede gösterme düşlerini sinematograf adını verdikleri aygıt ile gerçekleştirerek kısa filmler çekmeye başladılar. Çekmiş oldukları filmlerin gösterimi ilk kez Grand Cafe (Paris)’de gerçekleştirildi. Sinemanın dünya ile buluştuğu bu gösterimde yaklaşık 35 kişilik bir izleyici kitlesi ve 10 adet kısa film bulunuyordu. Bu filmlerden en çarpıcısı şüphesizdir ki “L’Arrivee d’un train en gare de La Ciotat” (Trenin Gara Girişi) olmuş ve bu 45 saniyelik film sinema tarihinin ilk filmi olarak yerini almıştır. Öyle ki; gösterim sırasında gara giren trenin gelişini gören seyirci büyük bir panik yaşamış ve ezileceğini sanmıştır.

The Arrival of a Train at La Ciotat Station - Louis and Auguste Lumiere - 1895 from Onur Ergin on Vimeo.

Sinemanın doğuşu ve ilk ürünü olan kısa filmler de tarihi doğası gereği sinemaya ilgi duyan bireylerde de merak genç yaşlarda başlıyor. Bu gençlerin dertlerini paylaşmak, onlara ortak olmak adına biz de boş durmadık ve lise çağımızda başlattığımız KısaKes Film Yarışması bu yıl dördüncüsü Bahçeşehir Üniversitesi çatısı altında gerçekleşiyor. Yarışmanın liselilerarası ayağında bugüne kadar Yüksel Aksu, Selçuk Yöntem, Zerrin Tekindor, Beren Saat, Nehir Erdoğan, Demet Evgar, Engin Altan Düzyatan, Janset Paçal, Hazım Başaran, Thomas Balkenhol, Haluk Gürgen, Mehmet Turgut, Balçiçek İlter ve Mustafa Altıoklar gibi değerli sanatçı ve aydınların jüri üyeliğini üstlendi. Bu yıl ise bu koltukta Onur Ünlü, Zeynep Tül Akbal, Ahmet Mümtaz Taylan, Gonca Vuslateri, Sarp Levendoğlu ve Berrak Tüzünataç oturacak. KısaKes, kısa film sever tüm gençlere 15 Haziran tarihine kadar açık. 12 Temmuz akşamı gerçekleştirilecek ödül töreninde en iyi kısakes’enlerin filmleri sanatseverler ile buluşturularak birbirinden değerli ödüllere kavuşacak.

Ayrıntılı Bilgi: www.kisakes.org

Yazımı geçen senenin hem En İyi Yönetmen ve Oyuncu Ödülü sahibi Boşluk ile kapatıyorum.

Bugünün Y-kuşağını anlamanıza biraz da olsa katkısı olursa, ne mutlu bize! 

Diğer ödül kazanan ve finalist tüm filmlere https://www.youtube.com/kisakesorg kanalından ulaşabilirsiniz.

İyi seyirler...

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri