07
Mayıs

Tepedeyim. Bu, benim mülk edinebildiğim en yüksek mertebe. Balkondayım...

07 Mayıs 2014 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Fransa'nın sokağa işemek için yapılan alansız, büyük pencere kıvamında balkonları, Eva Peron'un Casa Rosada'dan halka seslendiği balkon, Papa'nın halka konuştuğu, Hitler ve Mussolini'nin gürlerken hırs ve zevkten orgazm olduğu, şimdilerde yılda 1 milyondan fazla kişinin evlenmeye gittiği Jüliet'in balkonu, "balkon aşıklarındır" dercesine Romeo ve Jüliet'i balkonda öpüştüren Shakespeare'in oyununu tepeden izleyen lordların balkonu ve benim balkonum...

 

Kaan Koç

Sokakla sema arasında bir yerdeyim; ayaklarımın altındaki betonun yokluğunu hayal edip havada asılı kaldığımı hissediyorum. İnsanların üstünde, tabiat ve insan işi tüm motorlu araçların yükseğinde seyrediyorum; 2 adım ileri 2 adım geri. Seyrediyorum; aralarına karışsam yaradılış gereği -kendileri de fark etmeden- bana hep tepeden bakacak olanları. Tepedeyim. Bu, benim mülk edinebildiğim en yüksek mertebe. Balkondayım.

Sardunya, fesleğen, onbir ay çiçeği, hercai menekşe, küpe, krizantem... Yalnız, yalnız çiçekler. Sıradan insanın balkonunda bulunabilecek nimetler bunlar, görüyorum. Artık çoğu balkonun kırılıp eve dahil edildiği ve yetmeyen o metrekarelerin, sığamadığımız yaşam alanlarının arasında o sokak – sema çıkıntısının yok olup gittiği büyükşehirlerden birindeyim. Dip dibeleşen binalardan ve modern çağla iyice büyüyen "komşu korkusundan" ötürü yapılan pancularını açıyorum balkonun; trak trak trak trak trak! Bu balkondan yıllar boyu karşı kaldırımdaki çınar ağacını, şimdi yerine 4 katlı bir apartman yapılan eski çocuk yuvasını, süt arabalarını, cumartesi günleri akordeon çalarak geçen ve annesiyle balkonlara bakıp "günaydın" diyerek para toplayan minik kızı, kavga baskınlarına gelen polisleri, sabahın köründe hep aynı telaşla topuklu ayakkabılarını vura vura işine giden kadınları, akşamın karanlığında yorgunluktan sırtı kamburlaşmış kirli sakallı temiz yüzlü işçi adamları, tutkuyla top oynayan arkadaşlarımı ve eski sevgilimi seyrettim. Bu balkondan yıllar boyu arasına katılamadıklarıma baktım. Şimdi ise 30'una yaklaşmış bir adamım ve balkondan görebildiğim tek şey yaşadığım semtin anıları. Sokakla sema arasında, geçmişin hayaletlerine seslenip şimdiki ana cenk ilan eden bir diktatörüm sanki. Fakat savaşı hep kaybeden bir diktatör. Fakat kazanana dek savaşacak bir diktatör. Sardunya, fesleğen, hercai ve krizantem; kurmaylarım da bunlar. Pek sık solup dursak da balkonun evden taşmaya gösterdiği cüreti taşıyabilmek kaderimiz. Sesleniyorum size hayaletler, ey hayaletler! Bu sokaktan gayrı iznim olmadan kimseler geçmeyecek!        

            "Bana sormayın böyle nereye

            Koşa koşa gidiyorum

            Alnından öpmeye gidiyorum

            Evleri balkonsuz yapan mimarların" (1)

Fransa'nın sokağa işemek için yapılan alansız, büyük pencere kıvamında balkonları, Eva Peron'un Casa Rosada'dan halka seslendiği balkon, Papa'nın halka konuştuğu, Hitler ve Mussolini'nin gürlerken hırs ve zevkten orgazm olduğu, şimdilerde yılda 1 milyondan fazla kişinin evlenmeye gittiği Jüliet'in balkonu, "balkon aşıklarındır" dercesine Romeo ve Jüliet'i balkonda öpüştüren Shakespeare'in oyununu tepeden izleyen lordların balkonu ve benim balkonum. Saydıkça anlıyorum ki hayatınızın vesikalığını çektirmek isterseniz balkona çıkılacak; balkon, kişinin de bir uzantısı. Aşık olana aşkın, bahçe özleyenlere çiçeğin, lord ve burjuvalara halka üstünlüğün, bana ise artık eskisi kadar onu ziyaret etmeyişimle küskünlüğün çıkıntısı. Oysa balkon duvarına oturup, annemin "oğlum in şuradan, korkutuyorsun" deyişine gülerek, yüzüme vuran güneşin ışığıyla gözlerimi kıstığım o sevinç dolu günler de sanki yanıbaşımda. Sanki balkona çıkıp otursam her şey düzelecek.

Kökeni Japonca "barukoni"den gelen balkonum, hangi niyetle kullanılacağını bilmediğinden her an tetikte duruyor. Ona ilk kez çıkan bir misafir göğün yeni bir parçasını görecek. Ya da bu misafir pek iyiniyetli olmamakla meşhur bir hırsızsa, İÖ 1. yüzyılda Roma balkonlarına getirilen parmaklık zorunluluğuna uymayışımız onu memnun edecek. Plinius şikayetçiydi Roma balkonlarına parmaklık takılışından, İsa'dan sonra 2014'te yaşayan ben ise balkonun tarihteki diktasını gördükten sonra büyük açmazdayım; herkes benim gibi yalnız hayaletlerine seslenecek kadar boşniyetli değildi ve halkı büyüleyen balkonlar tarihin kan provalarını yazdı. Ama diyemem yine de "yıkılsın" diye, diyemem keza kimileri de balkondan yalnız sevinç ve heyecana daldı. Plinius'ta geleceği görme yeteneği olsaydı kuşkusuz balkonun adını ağzına almazdı. En azından parmaklık takılması gereken bazı balkonların adını...

            "Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen

            Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!"(2)

Direktör Ali Bey, Lehcet'ül-Hakayık adlı mizah sözlüğünde balkonu "âşık tüneği" olarak tanımlıyordu. Ben hayatımın en mutlu, en korku dolu ve en çabuk geçen balkon ziyaretimi yaptığımda bundan yaklaşık 1 yıl önceydi ve Ali Bey'in bu tanımından haberim yoktu. Sonra o balkondaki ziyaretim sona erdi ve çıkıp evime döndüm. Uzun yıllar uzaktan, uzun yıllar sokaktan, sokağın seviyesinden coşkuyla baktığım bir balkondu o ve o günden sonra oraya bir daha çıkamadım. Şimdi biraz anlıyor gibiyim diktatörlerdeki balkon fetişizmini; tutkun olduğunuz neyse ona bir yükseltide, semanın içinde ve kimsenin uzanamayacağı bir yerde kavuşmak istiyorsunuz. Malum, balkona bir aşık çıkarsa o aşık biraz tam olur. Ses yapan kedilere ya da mahalle gençlerine kızan biri çıkarsa o adam sokaktaki halinden daha cesur ve zalim olur. Bir çocuk çıkarsa balkona o çocuk biraz gök olur. Yok, takım elbiseli hoyrat adamlar çıkarsa şayet balkona, onlar da biraz göt olur. Balkon, benliğimizin "başkalarına" tepeden, tanrıya yakından ve bize tam karşıdan bakan aynasıdır.

Balkon,

                                   

                                             

düşmenin yarısıdır.

 

 

Kaan Koç'un diğer yazılarını okumak için;

"Yazıyı Kesen Bıçak"

"Buruştur At Bu Mektubu"

 

 


(1)  Balkon Şiiri, Sezai Karakoç

(2) Balkon, Charles Baudelaire

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri