25
Şubat

Amerikalıların köleliğe günah çıkarma filmlerinden biri daha...

25 Şubat 2014 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Filmin kuratıcı meleği rolünü yine beyaz bir adama bıraktığınızda Oscar’a giden kapının kilidini çevirmiş oluyorsunuz… 

 

Arya Su Altıoklar

"Shame/Utanç" ve "Hunger/Açlık" filmlerinin ödüllü yönetmeni Steve McQueen’in 2014 Oscar Ödülleri’nde En İyi Film Ödülü’nü almasına neredeyse kesin gözüyle bakılan filmi “12 Years A Slave/12 Yıllık Esaret” Amerikalıların köleliğe günah çıkarma filmlerinden biri. Öyle ki bir çok izleyici ve eleştirmeni etkileyen bu film bende, Türkiye’nin ayrımcılık boyutunun artık sınırlarının olmayışından mıdır bilinmez, fena olmayan oyunculuklarla bezenmiş klasik bir ırkçılık senaryosunun vereceği etkinin ötesine gidemedi.

Öncelikle filmin konusuna bakalım:

1841'de New York'ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington'a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney'de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur…

Filmin gerçek yaşanmış bir hikaye olması filmin etkileyiliği açısından her ne kadar önemli bir unsur olsa da ırkçılığın işlenişinin büyük bir kısmının fiziksel boyutta ilerlemesi filmin etkileyiciliğini kısıtlayan föktörlerden biri. Kırbaçlama gibi klasik bir olgunun bu denli sık kullanımı artık maalesef kör göze parmak sokmaktan öteye gidemiyor.

Filmi seyirciyle buluşturmaktan alıkoyan bir başka unsur ise karakterlerdeki detayların sığlığı. Bu durum “12 yıl”lık zaman dilimi faktörünün seyirci tarafından algılamasını zora sokmuş. Olay örgüsüne hizmet etmeyen diyalogların olmaması elbette filmin kalitesini arttırır, ancak gerçek bir yaşam öyküsünde karakterin şeytanın ayrıntısında gizli olduğu gerçeğinin unutulması bize zaman kavramının geçmesi konusunda zorluk yaşatıyor.

Brad Pitt’in filmin orta yerinde kürsü konuşması diyaloglarıyla çat diye çıkıp bir anda çözücü unsur olarak yer alması ise filmi basitleştiren başka bir faktör."Irkçılık kötüdür. Siyah ırk çok ciddi eziyetler altında bırakılmıştır.” cümlesini kuran bir filmin kuratıcı meleği rolünü yine beyaz bir adama bıraktığınızda Oscar’a giden kapının kilidini çevirmiş oluyorsunuz. 

Maalesef ırkçılık gibi hassas konularda ajitasyon ile gerçeklik arasındaki tutturulması zor, ince bir çizgide yapılan seçim hem seyirciye aktarılacak duyguyu hem de filme atfedilecek misyonu belirleyen en önemli kısım. Her ne kadar 12 Yıllık Esaret filmi köleliği eleştirmeye çalışmış ya da çalışmış gibi görünmüş olsa da maalesef kendi eleştirisiyle çelişerek bu yılın Oscar Ödülleri’inin kölesi olmuştur.

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri