03
Şubat

Savunma

03 Şubat 2014 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

"Siz, özgürlüklerinizi tek bir şekilde, benim hürriyetlerimi koruyarak koruyabilirsiniz. Siz, ancak ben de özgür olduğumda, özgürsünüzdür."
Clarence Darrow

Sevtap Tatlıdil


Bilimde, matematikte dünya baştanbaşa değişti; ama hukuk ve kuralları zamana ve sonsuzluğa meydan okur gibi kaskatı kaldı. Okuduğumuz bir kitabın, ya da izlediğimiz bir oyunun yazarı eğer gelecek yüz yılı bile kurgulayıp kaleme aldıysa bir okuyucu olarak meraklanır günümüzde yaşananların nasıl aynı kalabildiği konusunda şaşkınlığımızı çoğu zaman gizleyemeyiz.

Oyunumuzun yazarı ateşli bir kölelik karşıtı olan Amirus Darrow ile kadın ve kadınlar için oy hakkı savunucusu olan Emily (Eddy) Darrow’un oğlu Clarence Darrow...

Hukukun ve adaletin son zamanlarda çok sık üzerinde tartıştığı konuyu yıllar öncesinden kaleme alan Clarence’yi belki de birçoğumuz bilmiyoruz. Clarence Darrow, 1857- 1938 yıllarında yaşamış Amerikalı bir avukat. 1886 Şikago grevinden başlayarak, önemli toplumsal olaylarda “ezilenler”in safında yer alan, yüz iki kişiyi ipten döndüren, yalnız iktidar edenlere değil, kendisinin “kahramanlaştırılma”sına da ayak direyen bu inatçı avukatın hikâyesini Türkiye’de ilk kez,  geçtiğimiz ağustos ayında kaybettiğimiz usta sanatçı Müşfik Kenter oynamış. 1982 yılında henüz askeri darbenin etkileri tazeyken sahneye yansıtılmış olsa da adalete, onura, ezilenlere ışık tutmayı başarmış.

Yaklaşık 30 yıl sonra farklı formlarda ama temelde aynı süreçten geçtiğimiz bu dönemde oyunun tekrar sahnelenmesi tiyatro tutkunları açısından bence oldukça anlamlı. Masum insanların, iktidarların çirkin çıkarları yüzünden hapishanelerde geçirdikleri yılları düne bakarak bugünüyle canlı canlı yaşıyorsunuz. Müşfik Kenter’in 1982’de oynadığı oyunda asistanlık yapan Hakan Gerçek bu kez Clarence Darrow rolünde çıkıyor karşımıza.

Hakan Gerçek, bir röportajında: ‘’Yaşadıklarımı biriktiriyorum, şimdi hayatımı koşarak kazandığım düşünülürse’’ demişti. Geçmişe ve bu güne baktığınızda ne demek istediğini çok net görebilirsiniz. Gerçek, iki saatlik performansını 30 yıllık oyunculuk deneyimine ve salonu boş bırakmayan onu hep ayakta alkışlayan sevenlerine borçlu. Seyirciyle kurduğu göz teması, mimikleri ve oyunu sahiplenen duruşu sizin bir sahnenin içindeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlayabilecek kadar gerçek. Oyunda sevgi, acı, pişmanlık, cesaret, ölüm kavramlarının iç dünyasını o güne aitmiş gibi tekrar tekrar yaşatıyor size. ‘Van Gogh’ oyununda şahit olmuştum buna, şimdi ise bambaşka bir oyunla tekrar hayranlarının karşısında.

Savunduğu davalarla Amerika tarihine geçen avukatın kariyerinin anlatıldığı oyunda; korkusuz ve inatçı Darrow’un beni etkileyen birçok yönü oldu. İş hukuku ve cinayet davalarında ülke çapında ün kazanmasına rağmen onu asıl özel kılan şey Demiryolu sendikasıyla ilgili yaptığı savunma ve “Maymun Davası”. Çocuk işçiler, ırkçılık, idam cezası, fahişeler, içki yasağı gibi birçok konuda radikal tutumuyla adalet ve insanlık onurunun kurtarıcısı konumuna geliyor Darrow. Pennsylvania kömür madeni grevcilerini, madenlerde çalıştırılan çocuk işçileri, ırkçı bir grupla çatışan siyahi bir aile gibi birçok davanın anlatıldığı oyunu bugünün Türkiye’siyle düşündüğünüzde size de benzer gelen tarafları yok mu? Ülkemizde son 10 yıldır süregelen davalardan herhangi birini hafızanızda canlandırmanız bile olayların günümüzde yaşananlarla ne kadar benzeştiğini hatırlamamıza yetiyor.

“Nefretin ve kıyıcılığın insanların yüreklerini denetlemeyeceği bir zamanın geleceğini iddia ediyorum,” diyen Clarence Darrow, bugünün Türkiye’sinde yaşasaydı sizce de adalet ve hukuk konusunda insanlığın bir adım bile yol kat edemediğini görüp hayal kırıklığına uğrar mıydı?

‘’Dünya var olduğu sürece yanlışlar yapılacaktır; ama hiç kimse karşı çıkmadığı ve isyan etmediği sürece bu yanlışlar sonsuza dek sürecektir’’ sözünü o günlerde hafızalara kazıyan Clarence Darrow, hukukun ve adaletin kapalı kapılar ardında planlanan alçakça pazarlığını, iktidar ve çıkar çetesinin insanlara ve insanlığa sürdüğü o lekeyi üstat yaşadığı bir davada şöyle açıklıyor:

“Komplo, İngiliz tiranlarından tutun, günümüzün demiryolları yöneticilerine kadar, zalimlerin en sevdikleri silahtır. Düşünce suçunu cezalandırma çabasıdır. Bu davalarda bir komplo var, karanlık ve lanet olası bir komplo ve mahkemenize şunu söylemekte de hiç bir sakınca görmüyorum, bu özgür ulusa leke düşüren iğrenç komplonun sorumlusu ve suçlusu olan birileri muhakkak var. Eğer müvekkillerim suçsuzsa, o zaman bu “birileri”, adalet tapınağına sığınarak, sizi, beni, bu insanları korumak, kollamak maksadıyla oluşturulmuş hukuku ve kurallarını alet ederek masum insanları mahkûm etmeye çalışmaktan, fena halde suçludurlar. Bu kötü adamların – asıl suçlu kendileri olan adamların – masum insanları hapse ya da ölüme mahkûm etmek adına yasaları kullanarak bir takım komplolar kurmaları, inanıyorum ki hiç birimiz için bir ilk değil!”

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri