06
Ocak

Bir Konseri Alkışlamadan Çıktınız mı?

06 Ocak 2014 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Konser süresince bedenimizde yükselen ve sonlara doğru zirveye ulaşan müziğin gücü alkıştan hemen sonra kaybolup gider. Özellikle klasik Batı müziği ve caz türlerinde sergilenen performanslarda, etki altına girmişken, o yerde kalmayı kim istemez ki...

 

Arzu Haksun Güvenilir

Bir konseri alkışlamadan çıktınız mı? Alkışlamayı düşünmedim, ama sonra o alkış tufanının içinden çıkamadım. Eseri beğenmediğimden değil, alkışlayarak o büyülü atmosferden uyanmaktan korktuğumdan... Hatta sırf bu yüzden son parçayı dahi dinlemeden çıktığım da oldu.

Sevdiğim müzik hipnotize eder, rahatlamamı sağlar, bazen de enerji verir, kalp atışlarıma nüfuz eder. Sesin kokusu ve özü cildi okşarken, ruha masaj yapmasını sağlar. Bu etkiyi alabilmek için yoğunlaşarak dinlemek gerekir. İşte bu yoğunluk, güzel düş ve enerjiden, alkışlayarak kendi kendimi ayıltmak istemediğim çok zaman oldu...

Ünlü İngiliz orkestra şefi Leopold Stokowski bakın ne diyor;  “Ellerin garip bir biçimde birbirine vurmasının hiçbir anlamı yok hatta beni rahatsız ediyor... Benim ve meslektaşlarımın müzikle yaratmaya çalıştığımız ruh halini mahvediyor.”

Bazı müzisyenler, alkışın performanslarını da etkilediğini iddia eder. Müzisyen alkış beklentisi içinde değilse, bu izleyici için güzel bir haberdir... Çünkü konser süresince bedenimizde yükselen ve sonlara doğru zirveye ulaşan müziğin gücü alkıştan hemen sonra kaybolup gider. Özellikle klasik Batı müziği ve caz türlerinde sergilenen performanslarda, etki altına girmişken, o yerde kalmayı kim istemez ki... Konser sonrasında dalga dalga yayılan el çırpma gürültüsü, performans esnasında silinen kulak pasımızı bize iade eder. El çırpma, Uzak Doğu’da tam da bu amaç için kullanılır. Meditasyon esnasında düşüncelerden uzaklaşmak ve havayı saflaştırmak için el çırpılması gerektiği öğretilir. Alkışın, doğru yer ve doğru zamanda kullanılıyorsa yararı da vardır. Bedenin tam ortasında biraraya gelen eller birbirlerine çarparken, beynin sağ ve sol yarımküreleri de birbirleriyle bütünleşir. Böylelikle mantıksal ve estetik bilinç arasında bir uyum yaratılmış olur.

Türkiye’de durum ne olur bilemem ama, yirmibirinci yüzyılın konser salonları bugünkülerden farklı olması için alternatif mimari projeler üzerinde çalışılıyor. Sahne ile birlikte izleyicilerin bulunduğu bölümler için de farklı uygulamalar üzerinde duruluyor. Bu tasarımlar her bir dinleyiciyi ayrı ele alıp, müziğin gücünü ve bilgeliğini daha iyi hissetmeleri ve o canlı performanslar sırasında kendi yollarını bulmalarına olanak verecek şekilde planlanıp, ele alınıyor. Beğenip beğenmeme değil, o etkiden çıkıp çıkmamaya karar verdiğimizde alkışlamalı ya da alkışlamamalı... Bazı Batı toplumlarında, az önce zevkle dinlediğimiz müziğin o atmosferinin içinden çıkmayı istememek, büyülü sesleri yok etmeden müziği beğendiğimizi göstermek için el sallama da kullanılır... Bir çok toplum, ruhu besleyen en önemli unsurun müzik olduğuna ikna olmuştur. Ruh müzikle beslenir... Ruhumuza verdiğimiz bir ziyafetin ardından, alkışla da bedeni ayıltmak yerine şekerleme yapmaya ne dersiniz?...

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri