12
Aralık

Romanın yeni dünyasının sloganı

12 Aralık 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Üç yüzyıl sonra Don Kişot uzun yolculuğundan dönmüş köyünde bir kadastro memuru olmuştur. Kendi serüvenlerini seçme hakkı yoktur. Garip ve ürkütücü yeni serüveni modern kurumlarca emredilmiştir. Aslan Asker Şvayk’ta Şvayk ve yoldaşları nedenini bilmeden cephe yoluna düşer, Homeros’taki gibi Güzel Helena ya da Tolstoy’daki gibi Anne Rusya için savaşılmaz, artık. Kendisini yalnızca güç olarak göstermek isteyen basit gücün emri altındadırlar. Gücün saldırganlığı yalnızca güç istencindedir, saf akıldışıdır.

 

Bülent Efe

Roman Avrupa uygarlığının bir ürünüdür, Avrupa dışı dillerde yazılması roman sanatının buluşlarının Avrupai olması gerçeğini değiştirmez.

Modern Avrupa’da Tanrı iyiyi kötüden ayırdığı, her şeye kesin anlamlar yüklediği evreni terk ederken Don Kişot o ünlü yolculuğuna çıktı ve dünyayı tam anlamıyla tanımaya gücü yoktu. Yüce yargıcın yokluğunda bir karmaşanın içinde sürüklenmeye başladı. Tek tanrısal doğru onun yeni dünyasında yüzlerce görece doğruya ayrılmıştı.

Descartes’le birlikte ‘düşünen ben’ her şeyin temeli olmuş ve evrenin karşısında tek başına durmuştu. Hegel’in deyimiyle bu ‘kahramanca’ bir tutumdu. Cervantes’le birlikte tek bir yüce doğru yerine birbiriyle çelişen doğrular karşısında kalan insanın elindeki tek kesinlik ‘belirsizliğin bilgeliği’ oldu.

Oysa insanın doğası iyiliği ve kötülüğü ayırt edebileceği ve kesin bir yargı üreteceği bir dünya diler. İnsan anlamadan önce yargılamaya meyillidir, İdeolojiler ve dinler bu istek üzerine kurulmuştur. Okuyucu romana da bu gözle bakar, kahramanın haklı olmasını diler. K ya masumdur ve mahkemece ezilmiştir ya da mahkeme Tanrısal Yargı’yı ifade eder ve K suçludur.

İlk Avrupa romanları sınırsız bir dünyada yol alır. Kaderci Jacquez ve Efendisi’nde iki kahramanın nereden gelip nereye gittiği bilinmez. Balzac’ta ufuk modern yapıların arkasında kaybolmuştur. Modern yapılar ise, polis, yargı, ticaret ve cinayet dünyası, ordu ve devlettir.

Daha sonra romanda ufuk daralır, Emma Bovary’in dünyası bir çit ile sınırlıdır. Serüven özlemi dayanılmazdır. Sıkıcı günlük yaşamda düşler ve hayaller ön plana çıkar. Mekân sınırlanınca ruhun sonsuzluğu ön plana çıkar. Bireyin yeri dolduralamazlığı vurgulanır.

Romanın evriminde bu gündüz düşleri de cazibesini yitirir. Artık kahramana biçilen paye sadece kadastro memurluğudur. Bürokratik toplumun kurumları onu düşlerinden de eder. Hayaller kurmaktan çok içine düştüğü tuzaklardan kurtulmaya çabalar. İşinden başka bir şey düşünemez.

Üç yüzyıl sonra Don Kişot uzun yolculuğundan dönmüş köyünde bir kadastro memuru olmuştur. Kendi serüvenlerini seçme hakkı yoktur. Garip ve ürkütücü yeni serüveni modern kurumlarca emredilmiştir. Aslan Asker Şvayk’ta Şvayk ve yoldaşları nedenini bilmeden cephe yoluna düşer, Homeros’taki gibi Güzel Helena ya da Tolstoy’daki gibi Anne Rusya için savaşılmaz, artık. Kendisini yalnızca güç olarak göstermek isteyen basit gücün emri altındadırlar. Gücün saldırganlığı yalnızca güç istencindedir, saf akıldışıdır.

Modern çağda birbirinden farklı uygarlıkların bir gün birleşeceği ve sonsuz barış düşünün gerçekleşeceği masalı bu çaresizliği silkeleyip atmak ister. Tüm bilimsel ve teknolojik gelişmelere, iletişim olanaklarının artmasına ve farkındalığa rağmen insanın birliğini gerçekleştiren ve ayakta tutan yegâne şey gezgin savaştır.

İnsanın yenidünyasının sloganı ve anlamı şudur:  Hiç kimse bir yere kaçamaz!

 

Bülent Efe'nin diğer yazılarını okumak için;

Kafkaesk ve Gerçek Evrenin Tezahürleri

Politik Kamera

 


Kapak tasarımında Picasso'nun Don Kişot isimli çalışması kullanılmıştır.

 

 

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri