12
Aralık

“Fikirler Kurşun Geçirmez”

12 Aralık 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

“Gerçeğin gücüyle ben, sağlığımda kainatı fethettim.”

V For Vendetta

Aybike Serttaş

Sinemada tanıdık hikayeler vardır zaman zaman öyle değil mi? Ve çok güçlü öngörüler. “Senarist yıllar sonrasını hissetmiş.” demez miyiz bazen? Hızla değişen gündem karşısında insan kendini bir film setinde zannedebiliyor şu günlerde ya da okuduğumuz bir romanın sayfaları arasında buluyoruz kendimizi. 1984’ü, Yazgıcılar’ı, V for Vendetta’yı sık sık anıyoruz. V maskesi boşuna mı elden ele dolaştı Gezi’de; V’den çok bahsediyoruz.

Azılı düşmanına,

“bu maskenin altında bir yüz var...
ancak benim değil.
ne altındaki kaslardan daha "ben
"dir o yüz...
ne de altındaki kemiklerden.
bu maskenin altında
etten daha fazlası var.
bu maskenin altında
bir fikir var!
ve fikirler kurşun geçirmez”
diyen V’den.

Fikirlerin kuvvetine dair bu cümleleri hafızasına kazımaya çalışmıştır çoğu V hayranı. Yüzündeki hayali maskeye doğru götürmüştür elini istemsizce. Oysa ne onun kadar şairane sözler edebiliriz ne de ertesi gün Parlamento Binası’nı havaya uçurabilecek cesaretimiz var.

V For Vendetta’yı izledikten sonra yine işe gittik. Hem de mesai kavramına dair hiçbir şeyi sorgulamadan. Yaptığımız işi ne kadar nitelikli yaptığımıza, hangi koşullarda emek verip karşılığında ne aldığımıza bakmadan. Belki bir filmle hayatımız değişmedi ama özgürlükten bahseden her eseri sevdik.

V For Vendetta, “Hatırla, 5 Kasımı hatırla!” cümlesiyle başlar. (5 Kasım, 1605 yılında Guy Fawkes'un İngiliz Parlamento Sarayını havaya uçurma girişiminin tarihidir. ) Filmde korkuyla susturulmuş halka gerçekleri hatırlatan V, onların akıllarından geçirip de dile getiremediklerini söyleyerek toplumsal bir hareketin temellerini atar. Filmde, düşünceler sansürlense de, insanlar ölümle tehdit edilseler de hiçbir yöneticinin zihinlere hakim olamayacağı vurgulanır ve filmin sonunda Parlamento Binası gerçekten de havaya uçurulur.  Devletin tüm baskılarına ve kısıtlamalarına tepkisiz kalan halk en sonunda birleşir. Zaten V’nin amacı da bir binayı havaya uçurmak değil, insanların gerçekleri görmelerini ve özgürlük için mücadele etmelerini sağlamaktır; V aslında onların akıllarındaki duvarları yıkar.

Sansür, dezenformasyon, medyanın kontrolü, insanların tektipleştirilmeye çalışılması, farklılıklara tahammülün olmaması, günden güne artan şiddet ve korku ortamı... Tanıdık gelen bir şeyler var mı?

Aylar önce benzer konular için sesimizi yükselttik biz. Bir film setinde değil, gerçek hayatta. Özgürlüğümüze sahip çıkmak için. Bir ağaçtı bizi bir araya getiren. Her ağaç semboldür. Sadece aptal romantikler için değil üstelik. Sıkı sıkıya kapatıp önüne onlarca korumayı dizdikleri kapılarının ardında, zekalarıyla baş edemedikleri gençlerden ölesiye korkan büyükler için de, yalan haber vererek o büyükleri rahatlatan medya mensupları için de, kime neden bu kadar şiddet gösterdiğini aslan anlamayan, içgüdüleri akıllarının önüne geçmiş polisler için de ağaç hayttır. Ağaç onların da parçasıdır.

Ağaç, sadece solcunun değildir. Sadece ateistin hiç değildir, zaten onlar ağaca da tapmaz. Ağaç, sadece gölgesinde mangal yapmak isteyenin derdi midir? Üzerine adını kazımak isteyen genç aşıkların? Yaprakları rüzgarda hışırdarken altında kitap okumak isteyenlerin midir?

Ağaç, Allah'a "en en en çok" inananların malı da değildir. Ağaç senden benden önce de vardı. Biz gittikten sonra da var olacak. Ve ağaç hiç değişmedi. Kökleri öyle sağlam ki, ne yağmurlar, fırtınalar gördü de eğilmedi. Biraz ısınabilmek için güneşe kendini satmadı ağaç. Dalları kupkuru oldu, ayaz yedi, sabırla baharı bekledi.

Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Eğer bunca gürültünün, hırsın, kibirin içinde duyabilirsek seslerini... Ağaçlar bize yol yordam öğretiyor... Zeytin ağacı, dalını sunmuş bize, bir parçasını veriyor fedakarca, barışalım diye.

İşte biz kızlı erkekli böyle arıyoruz bu ülkede huzuru. Düşünerek, sorgulayarak, iyiyi, gerçeği baş tacı yaparak. Arayışımız naif; şiirle, şarkıyla, sözle, kırmadan dökmeden. Fakat şairin dediği gibi;

“...biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.”

 

 

Aybike Serttaş'ın daha önceki yazılarını okumak için;

Truva atı hepimizin evinde: Dünyanın en müthiş silahı televizyon

 


Gezi Direnişi - Vendetta Maskeli gençlere ait fotoğraf Bülent Özalp tarafından çekilmiştir.

Sayfa tasarımında kullanılan illustrasyon Joel Robinson'a aittir.

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri