05
Aralık

"Miró’nun naif çocuksu fırça darbeleri, hiçbir kaba sığmayan ‘hayalci’ figürleri"

05 Aralık 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Tophane-i Amire’de Sergi izlemek Aya İrini’de klasik müzik konseri dinlemek gibi…

Dünyaca ünlü ressam Joan Miró, Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ev sahipliğinde Tophane-i Amire’de…

 

Alişya Tekinsoy

Havasından mıdır suyundan mı bilinmez İspanya dünya sanatına herbiri diğerinden ‘çılgın’ üç dahi hediye etmeyi başarmıştır; Picasso, Dali ve Miró. Hatta bu üçlüye Gaudi’yi de ekleyerek ‘kare as’ı tamamlayabilirsiniz.

Picasso çocuk resimlerinden oluşan bir sergiyi gezerken şöyle bir itirafta bulunmuş; “Ben bu çocukların yaşındayken Rafael gibi çizim yapabiliyordum, ama bu keratalar gibi çizebilmek için bir ömür harcadım!”

Miró bu anlamda Picasso’dan daha şanslıdır diyebiliriz. Zira sürrealizmin en önemli isimlerinden Andre Breton sanatçı için, “Kişiliği bebeklik dönemine ait bir evrede duraklamış ve bu sayede kendisini tutarsızlıktan, sıkıcılıktan ve önemsiz hareketlerden korumuş, kendi kanıtlarına bilgece sınırlar koymuş biridir” demiştir. Gerçekten de “Resim mağara adamlarının çizimlerinden beri çöküş içindedir” diyen Miró, adeta bir mağara adamının doğal çizgileriyle ortaya koyduğu çalışmalarıyla dünya resim sanatında pek çok kalıbı yerle bir ederek mihenk taşı olmuştur.

Özgün biçimleri kimilerince ‘biçimsiz nesneler’ olarak yorumlanan Miró, bu anlamda insanda ‘yahu bu adam herkesle dalgasını geçmiş olabilir mi?’ duygusu da uyandırmaktadır işin doğrusu. Rengarenk, çocuksu ve mizahi anlatıma sahip olan Miró’nun bizim bildiğimiz dünyadan başka bir dünya 'gördüğüne' şüphe yok. Bildiğimiz nesneleri kendi gerçeklik âleminde yeniden kurguluyor. Herşeyin bu kadar tanımsız ya da tam aksine geniş tanımlı olması izleyen açısından biraz zorlayıcı olsa da bir o kadar da kolay resimlerdeki balığı, ayı, güneşi farketmek…

1924 yılında André Breton Sürrealist Manifesto’yu yayınladığında Miró, ressam André Masson ve Max Ernst ile yazarlar Louis Aragon ve Paul Élouard ile birlikte akıma ilk katılanlar arasında. Ama Miró hiçbir zaman bu grubun resmi üyesi olmamış aslında. Paris’e gidip Salvador Dali ile tanışınca dünyası değişmiş, sürrealizmin etkisiyle dış dünyanın gözlemine dayanan bir resim tarzından fantezi ve düş gücüne dayanan bir tarza geçmiş, öyle ki Breton onu “bizim içimizdeki en Sürrealist” diye tanımlamış Miró’yu.

Sanatçı yaşadığı dönemde İspanyol iç savaşı ve II.Dünya savaşı gibi korkunç felaketlere tanıklık etmesine rağmen, politik itirazlarını Picasso ve Dali kadar açık şekilde dile getirmemiş. Picasso’nun Guernica tablosunda yaptığı gibi açıktan savaşı lanetlemese de; General Franco’ya tepkisini gösteren, yumruğunu hiddetle sıkmış bir katalan ırgatın faşizme başkaldırısını simgeleyen Aidez L’Espagne (İspanya’ya yardım edin) isimli afişi dünya çapında tanınmış. Miró resimlerinde kullandığı koyu renkler, formu bozulmuş figürlerle isyanını anlatmanın yolunu bulmuş; keşifleri sonucunda, sanata yaptığı en büyük katkılardan biri olan yeni bir işaret dili geliştirmiş.

 

“Boyalarla bir Miró yapmak!”

Sergide çocuklar için özel bir “çocuk alanı” oluşturulmuş. Çocuklar bu özel alanda Miró’nun eserlerini boyama, duvar resimleri yapma imkânı buluyorlar.

Çocukların modern sanatla karşılaşıp onu içselleştirmesi için; çalışmalarında saflığın, ilk resmin, çocuksuluğun peşinden giden Miró mükemmel bir başlangıç olabilir. Miró’nun "naif çocuksu fırça darbelerinin, hiçbir kaba sığmayan ‘hayalci’ figürleri"nin; çocuklarda ‘kendilerinden biri’yle karşılaşma duygusu oluşturacağı kesin. Orada Miró’nun ayını, yıldızlarını, balıklarını, insanlarını görecek, kendilerininkine ne kadar yakın olduğunu farkedecekler.

Yıllar önce Tate Modern’de gezerken karşılaştığım, öğretmenleri eşliğinde, ellerindeki hamurlarla hemen yanıbaşında durdukları sürreal figürü oluşturmaya çalışan çocuklar bende hem kıskançlık hem de hayranlık duygusu uyandırmışlardı. Benim çocukluğumun müzelerinde ‘çimlere basılmaz’dı. Şimdilerde İstanbul Modern, Pera Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi gibi müzelerin çocukları sanata dahil eden projeleri beni gülümsetiyor… umut kırıntılarına sarılıyorum.

"Miró’nun yarattığı düşsel bir oyun alanında gezindiğinizi düşünün. Önce uzayı andıran şenlikli bir boşluktan aşağı düşün hızla, etrafınızda şekilsiz şekiller. Uzun beyaz bir koridorda masa üzerinde duran şişeden içince küçücük kalın. Beyaz zemin üzerinde gezinen böceğimsi lekelerle, yaratıklarla boğuşun. Onlarla baş edebilmek için üzümlü çörekten yiyin ve kocaman olun bu kez. Kapılardan geçip her şeyin başka bir şekle büründüğü bir Miró bahçesine dalın... Miró resimleri arasında oyunlar oynayan biri başka türlü hissedemez kendisini herhalde. O şanslı Alice, Miró’nun yakın dostu Maeght Ailesi’nin genç üyesi Yoyo Maeght de benzer biçimde anlatıyor yaşadıklarını. Aile adına kurulan vakıfta sanatçının resimlerinin bulunduğu bölümden şöyle bahsediyor: “Kız kardeşlerimle birlikte kendi hayallerimizle doldururduk vakfın bu bölümünü. Büyük Kemer bizim için Minotauros değildi ama gecelerimizin iyi yürekli bekçisiydi adeta. Ay Kuşu altında buluşur, Diren’in dibinde piknik yapardık. Güneş Kuşu hayali gemimizin pruvasıydı. Kertenkele iç avlunun duvarlarına tırmanır, yerel inanışa göre eve mutluluk getirirdi. Bir havuzdan ötekine yolculuk ederdik. Miró’nun seramikleri aşılmaz dalgalar gibiydiler. Oluklar da gecenin sırlarını fısıldardı kulağımıza.
…Sergiyi görmenizin biraz hayal gücüyle sizi de Alice yapabileceğini salık verebiliriz rahatlıkla.

 

Tophane-i Amire'de Sürreal Bir Ressam

Sergiye ev sahipliği yapan Tophane-i Amire binasını da es geçmemek gerekiyor. Tophane-i Amire’de sergi izlemek adeta Aya İrini’de klasik müzik konseri dinlemek gibi. Sergi holünü gezdikten sonra kemerli kapıdan çıkarken sizi karşılayan Boğaz manzarası da cabası.

Bina Bizans döneminde Ste.Claire ve Aya Photoni kiliselerinin bulunduğu Metopon adlı bölgede Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Zaman içinde her padişahın yeni yapılarla büyüttüğü bina, Osmanlı ordusuna ve donanmasına top üretilen top döküm merkezi ve topçu kişlası olarak yüzyıllar boyunca hizmet vermiş. Uzun süre imparatorluğun en önemli birimi olma özelliğini korumuş ama Kanuni döneminde 1743 yılında tamamen yıkılıp bugünkü haliyle yeniden inşaa edilmiş. Demek ki yıkıp  yıkıp yeniden inşaa etme bize atalarımızdan kalan bir miras…

Osmanlı silah sanayinin merkezi olan bina 1900’lü yıllarda ise eğitim merkezi olarak kullanılmaya başlanmış. Cumhuriyet döneminde askeri müze olarak kullanılması planlanmış ama, ne mutlu ki 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’ne verilmiş de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermeye başlamış. Geçtiğimiz yıllarda Dali’ye de ev sahipliği yapan mekana Miró da çok yakışmış...

“Durağanlık beni büyüler. Bu şişe, bu bardak, terk edilmiş sahilde büyük bir taş -tüm bunlar hareketsiz şeylerdir, ancak benim aklımda büyük bir hareketi serbest bırakırlar. Sürekli olarak aptalca yer değiştiren bir insan için aynı şeyleri hissetmem. Denize girmek için sahile giden ve etrafta amaçsız dolaşan insanlar beni bir çakıl taşının durağanlığından çok daha az etkiler.”(Joan Miró)

"Bazı resimleri bir hafta boyunca izler ancak bir daha hiç hatırlamazsınız. Bazı resimlere ise bir saniyeliğine bakıp ömrünüz boyunca unutmazsınız" (Joan Miró)

"Gökyüzünün görüntüsü beni etkiliyor. Sonsuz bir gökyüzünde hilal şeklindeki ayı ya da güneşi görünce çok etkileniyorum. Resimlerimde muazzam boş alanlarda küçük formlar var. Boş alanlar, boş ufuklar, boş düzlükler, çıplak olan her şey beni daima çok etkilemiştir." ((Joan Miró)

 

 


MSGSÜ, Sanat Tarihi Bölümü Batı ve Çağdaş Sanatlar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep İnankur'un ve Dr. Uğursal Şark'ın www.mirosergi.com adresindeki sergi ile ilgili verdikleri detaylı bilgiler kullanılan kaynaklar arasındadır.

"Boyalarla Bir Miro yapmak!" http://tulluteneke.blogspot.com, Haziran 2008 tarihli Evrensel Kültür Dergisinden yayınlanmış bir yazıdan alıntı yapılmıştır.

Tophane-i Amire'ye ilişkin bilgiler; T. Nejat Eralp, Tophane-i Amire, XV. Yüzyıldan Günümüze Tarihi Oluşumu, İşlevleri ve İlk Restorasyon Çalışmaları, 1996

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri