27
Kasım

"Aklın Uykusu Canavarlar doğurur"

27 Kasım 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Bir sabah uyandığınızda, Cervantes'in dünyaca ünlü Don Kişot romanının 'bireysel özgürlüğe davetiye çıkardığı', 'geleneksel değerlere aykırı' olduğu için yasaklandığını okusanız ne düşünürdünüz? Bir Zaytung haberi olduğunu mu?

 

Ali Esen

"İlk yakalanışında kırbaçlanırdın, ikincide ucu demir kırbaçla (dokuz kuyruklu kedi ile) döverlerdi. Üçüncü yakalanışında işaret parmağından bir boğum keserlerdi."

Arjantinli yazar, bibliyofil Alberto Manguel yakın bir tarihte Tanpınar'la ilgili bir proje için Türkiye'ye geldi. Yazarın Tüyap Kitap Fuarı'ndaki söyleşisine katılma fırsatı buldum. Güven Turan'la gerçekleştirdikleri sohbette, Manguel'in Borges'le anılarını dinlemek ayrı bir güzellikti. Akşam eve gittiğimde, yazarın 3 yıl evvel bir sahaftan aldığım Okumanın Tarihi kitabını, biraz da aldığım notları hatırlamak için, tekrar elime aldım ve karıştırmaya başladım. Manguel bu kitabında kendi okuma tutkusundan, serüveninden yola çıkarak geçmiş yüzyıllardan günümüze, çeşitli kültürlerdeki okuma pratikleri, kil tabletlerden parşömenlere okuma araçları, biçimleri ve birbirinden özgün okur profilleri arasında dolaşıyor. Sel Yayınları'nın bastığı Apollinaire kitabının bu günlerde yargılanıyor olması nedeniyle olacak, gözüm Okuma Yasağı başlıklı bölüme takıldı. Afro-Amerikan kölelerin yüzyıllar süren okuma-yazma öğrenme mücadelesinden de sözedilen parçada, yalnızca okur olmanın bile muktedirlere karşı nasıl tehdit oluşturduğu çarpıcı bir biçimde anlatılıyor. Girişteki alıntıda okuduğunuz zulmü yaşayan insanın tek yaptığı, köle oluşuna aldırmadan okumayı öğrenmeye çalışmaktı. Okursan daha çok ve farklı düşünürsün, düşünürsen eyleme geçersin çünkü. Bundan daha tehlikeli ne olabilir değil mi? Şöyle devam ediyor Manguel:

"Mutlak güç tüm okumaların yalnızca resmi okumalar olmasını gerektirir. Kütüphaneler dolusu görüş yerine, yöneticinin sözleri yeterli olmalıdır. Voltaire, 'Okumanın Korkunç Tehlikesi Üstüne' başlıklı makalesinde alaycı bir bildiride 'polis-toplumlarının gardiyanı ve koruyucusu olan bilgisizliği yayınız' demektedir. İşte bu nedenle de, hangi biçimi ile olursa olsun, sansür gücün türevidir ve okumanın tarihinde papirüslerden günümüzün kitaplarına dek sansürcülerin ateşleri yanar." 

Bu cümlelerin hemen ardından da M.Ö. 400'lü yıllardan günümüze sansürlerden, kitap yakmalardan örnekler sıralanıyor. Bizde ise bu örnekler 'yayınlanmayan kitapların' yasaklanmasından tutun, 'yasaklanmak isteyen fikirlerin vücut bulmuş hali olan insanların' yakılmasına kadar varmıştır ne yazık ki. Bilindiği üzere Sel Yayınları'na açılan ilk dava değil bu, öyle görülüyor ki son da olmayacak. Devletin 'bazı' konularda öyle refleksleri vardır ki hükümetler, muktedirler değişse de 'korkular' ve buna verilcek 'ceza'lar değişmez. Müstehcenlik de, kitabın edebi değeri olup olmaması da işin kılıflarıdır yalnızca. Burada asıl mesele , devletin kendi 'seri üretim'ine aykırı yetişen, özgürce düşünen, aklında 'hazır cevaplar'dan çok tonla 'soru' biriktiren insanların varlığının tehlike, tehdit olarak görülmesidir. Okur-yazar kölelere dönüşmemizi arzulayanlar, 'özel üretim' savcılarını da yetiştirerek bu "hizmet" için kullanıyor. Yalnızca okuma öğrenebilmenin bedelini işkencelerle, idamlarla ödemiş toplumları unutarak, razı geldiğimiz her sansürün, her yasağın aynı zamanda insanlık onurumuzdan yitirdiğimiz bir parça olduğunu unutmayalım.

Bir sabah uyandığınızda, Cervantes'in dünyaca ünlü Don Kişot romanının 'bireysel özgürlüğe davetiye çıkardığı', 'geleneksel değerlere aykırı' olduğu için yasaklandığını okusanız ne düşünürdünüz? Bir Zaytung haberi olduğunu mu? 1981 yılında Şilili diktatör Pinochet'in koyduğu yasaklardan yalnızca biridir bu. Burroughs ile Apollinaire'in kitaplarının yasaklanmasıyla bu örnek arasında ne fark var peki? Mücadelemizin basit bir sansürle mücadele olayı olamadığının farkına varmak gerek artık ve Goya'nın kıymetli ikazını aklımızdan çıkarmasak iyi olur:

"Aklın uykusu canavarlar doğurur."

 

Ali Esen'in diğer yazılarını okumak için;

Turgut Uyar'ın Yaşama Çabası ve "Küçük Tanrı" Şairler

"Doğumgününde tabutlar bile ışık geçirir"

 


1.Kapak tasarımında kullanılan illustrasyonlar Alizera Darvish'e aittir.

2. Fotoğraf; Alberto Manguel ve kütüphanesi

3. Sayfa tasarımında Alizera Darvish'in illustrasyonları yanısıra Goya'nın "Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur" çalışması kullanılmıştır.

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri