26
Kasım

Truva atı hepimizin evinde: Dünyanın en müthiş silahı televizyon

26 Kasım 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

Televizyon, içinde yaşadığımız sistemi meşrulaştırmak ve bize tüketimi sevdirmek için türlü türlü maskeler takıyor. Tek derdi grileşen tül perde olan bir ev hanımı, sosyal devletin tüm ihtiyaçlarını karşıladığı, günlerini huzur içerisinde geçiren bir yaşlı, çocuk da kariyer de yapabilen metropol kadını, hem karizmatik hem doğal pop star, sofralarının baş köşesinden mucizevi içeceği eksik etmeyen mutlu aile; izleyiciye farklı yapımlarla sunulan maskelerden bazıları.

 

Aybike Serttaş

Televizyonda bir ses yarışmasında genç bir kızın gözleri dolu dolu; seçilemedi diye ağlamak üzere. Kameraların asla gözden kaçırmadığı annesi de ondan farklı değil, yakın çekimle göz yaşları milyonlara sergileniyor. Ekran başındakiler şaşkın; “Kızın sesi güzel değildi ama ağlayınca içim bir tuhaf oldu” diyor biri. Diğerinden cevap gecikmiyor, “Kurgu bunlar kurgu!

Sistemi hepimiz tanıyoruz artık, kurgudan ve televizyon hilelerinden haberdarız. Halktan biri gibi görünen çoğu televizyon karakterinin aslında “cast” olduğunu da biliyoruz. Çok başarılı birer televizyon eleştirmeni olduğumuz bile söylenebilir. Arkadaş sohbetlerinde “Televizyon mu? Asla izlemem, çocuğuma da izletmem.” ile başlayan entelektüel diyaloglar, birinin Hürrem’in bahsini açmasına kadar sürüyor. Sonra anlaşılıyor ki herkes dizinin senaristi kadar hakim konuya.

Televizyon, içinde yaşadığımız sistemi meşrulaştırmak ve bize tüketimi sevdirmek için türlü türlü maskeler takıyor. Tek derdi grileşen tül perde olan bir ev hanımı, sosyal devletin tüm ihtiyaçlarını karşıladığı, günlerini huzur içerisinde geçiren bir yaşlı, çocuk da kariyer de yapabilen metropol kadını, hem karizmatik hem doğal pop star, sofralarının baş köşesinden mucizevi içeceği eksik etmeyen mutlu aile; izleyiciye farklı yapımlarla sunulan maskelerden bazıları. İhtiyacımız hangisiyse onu kullanıp o şekli alıyoruz. Fakat, Külkedisi masalındaki gibi her şey. Belli bir süre geçtikten sonra büyü bozuluyor ve eski halimize dönüyoruz. İşte o zaman sıra yeni maskelere, yeni vaatlere geliyor.

Kendimizi dış dünyanın tehlikelerinden korumak için çelik kapılarımız, kilitlerimiz, sürgülerimiz var. Güvenlik sistemlerimiz ve kameralarımız. İç dünyamızı dengede tutmak için ise psikiyatristlerimiz, anti-depresanlarımız, pahalı oyuncaklarımız... Tüm bunlara bütçemiz ölçüsünde sahip olabiliriz. Güvenliğimizi ortalama olarak sağlayabilecek 'olağan bir kapı ' ya da hiçbir hırsızın açamayacağı 'mükemmel bir kapı' satın alabiliriz. Devlet hastanesinde günde 50 kişiye ilaç yazan bir psikiyatristten anti-depresan öneren bir reçete alıp beynimizi uyuşturabilir ya da saati beş yüz liraya, deri koltuklarda başka birine derdimizi anlatabiliriz.(İki durumda da beynimizi uyuştururlar.) Sınırlı sayıda üretilmiş bir çanta modeline sahip on kadından biri olup bir süre iyi hissedebiliriz. Semt pazarından aynı çantanın başarısız taklitlerinden alıp sapı kopana kadar hemcinslerimize yukarıdan bakabiliriz.

Sistemde, fiziksel varlığımız ve duygularımız koruma altında; bütçemiz ölçüsünde. Banka hesabımızın izin verdiği kadar tatmin olma, mutlu hissetme, rekabette bir adım öne geçme, kıskanılan kişi olma, güvenliğimizi sağlama... imkanımız var. Fakat bingo! Hepimizin imkanı var! Sistem, hem bizi farklılıklarımıza göre katı biçimde ayırıyor hem de tüm bunlara rağmen hepimizle tek tek ilgileniyor. Buna ister "kaçış yok" deyin, ister "yaşasın, görünmez değilim." fakat çemberin dışına çıkamazsınız. Dışarıda nefes alamazsınız. Fakat sistemi tanırsanız “kendiniz” kalabilirsiniz. Çünkü, Truva atı hepimizin evinde: Dünyanın en müthiş silahı televizyon.

Modern insanın seçenekleri ve imkanları çok, ihtiyaçları ise “gönülden.” Tüketim, kalplerimizi sıkıştıran, zihnimizi meşgul eden o kuşatılmışlık hissini ortadan kaldıracak, bize rahat bir nefes aldıracak gibi geliyor. Oysa, derdimizin dermanı tüketmek değil; sistem denemekten vazgeçmememiz için bize sürekli umut veriyor. Artık televizyon seyrederken her günkü ilgisizlikle kanalı değiştirmekle kalmayın; ekranda yaratılan oyunun bir parçası olmayı reddedin. Çünkü çemberin dışına çıkıp kendinize baktığınızda ruhunuzu ferahlatmanın aslında bir metaya bağlı olmadığını fark edeceksiniz.

 


Kapak tasarımında kullanılan illustrasyonlar Zara Picken'e aittir.

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri