25
Kasım

“Zamanı Geldiğinde Rüzgar Bizi Sürükleyecek...”

25 Kasım 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

“Çiçekleri düşünmüyor kimse, balıkları düşünmüyor.” Tanrı’nın toprağını değil, gücünü seviyor bu insanoğlu.

 

Aydan Öksüz

“Ne bir eksik ne bir fazla bu.” Şiir öteki sestir, der Octavio Paz. Öteki seslerle raks eden bir dinginsin. “Ben çıplağım çıplak, sevgi sözleri arasındaki sessizlikler gibi çıplak.” Muhammed’in kızı, İsa’nın içtiği su ile yıkanan ve Yahya’ya kızan bir kadınsın. Bu saflığına inanıyorum.

Sana nereden başlamak gerektiği sorusu hep bir öfke. Doğduğun toprağa kızmak nafile; sırf korkulara saygılarından, Tanrı uyuduğunda ekmeğini nasiplenen halkından mı başlamalı inanmalara? Ya da hangisi senin umrunda?

Tecrübe ile sessizlik. Acı ile gerçek. Aşk ile yaratılış. Bu sensin. Bahçelere inanmayan insanları ikna eden. “Ölüm doğanın gücünde kaybolmaktır.”  Ötekinin sesinde ötekinin yalnızlığında, ötekinin kuşkusunda oyalanmaktır bahçeler temizlendiğinde. “Evet sevmenin başlangır bu / gerçi belirsizdir yolun sonu / ama ben düşünmüyorum artık sonu / sevmektir güzel olan çünkü.” Karmaşa içindeki zihnim huzurlu sayende.

Şimdi ve çokça zamandır aynı şeyler oluyor yeryüzünde. “Kimse aş düşünmez / kimse fethi düşünmez oldu artık / ve kimse / hiçbir şey düşünmez oldu artık.” İnsanlar acı çekmekten korkuyor, insanlar kendilerine dönmekten korkuyor. Korkuların gücüne inanıyorum.

Hissetmek yer ve şekil değiştirdi. Farklılık yok, bereket versin ki doyumsuz insanlarız. Felsefeyi çok seviyoruz, düşünce ve araştırmalarımız artıyor ve biz güya daha bilinçli olduk. Bunlar uykularımız biliyorsun. “Çiçekleri düşünmüyor kimse, balıkları düşünmüyor.” Tanrı’nın toprağını değil, gücünü seviyor bu insanoğlu.

“Rüzgâr esiyor sokakta / rüzgâr esiyor sokakta / ve ben çiçeklerin döllenmesini düşünüyorum / cız, kansız saplarıyla goncaları.” “ve naylon elma ağaçların altında / naylon şarkılar söylüyor / ve sahici çocuklar doğuruyor.” Ağaçlar Tanrı’ya inanıyor ve sen ikna ediyorsun ağaçları. Ama insanlar ikna olmuyor.

“Zamanı geldiğinde rüzgâr bizi sürükleyecek.” İşte bu inceliğini seviyorum. Bu inceliğini halkın da biliyor mu? Seni anlamaya ne zaman başladılar? Başlamayanlar ne zaman başlayacak anlamaya? “Hüzünlü küçük bir peri tanıyorum ben / okyanusta yaşayan / ve yüreğini ahşap neyinde / usul usul çalan.” Bu sesleri kim görecek? Şiir de nasip işi.

Buralara geldiğinde Feri’yi görebilirsin, senin kadar yalnız ve mahcup. Şikâyetçi olduğundan yakınılır? Şikâyetçi olsan kalır mıydın Tahran’da? ve ağlar mıydın hep kafesin ucundaki kuşa. Kuş ölüyor ve bazen biz uçuşu anımsamaya çalışıyoruz inancınla.

Biliyorum ki; “birbirimize kavuştuğumuzda / güneş yargılayacak çürümüş cesetlerimizi.” Şimdilik böyle kalsın.

 


1. Füruğ FERRUHZAD; 5 Ocak 1935 de Tahran'da doğdu. Babası Albay olan Furuğ Ferruhzad 16 yaşında Liseyi bitirdi ve İran’ın ünlü simalarından Pevez Şapur ile evlendi. Bir oğlu oldu. Üç yıl süren evliliği boşanmayla sonuçlandı ve oğlunu bir daha göremedi. Yaşamını yazarlık, gazetelerde editörlük yaparak kazandı. İbrahim Gülüstan’la tanıştı ve sinemaya başladı. Sinemada oyunculuk, senaristlik, kameramanlık, yönetmen yardımcılığı, dublaj, montaj ve yaratıcı film editörlüğü yaptı. 1962 yılında yaptığı belgesel filmi o yıl İtalya’da Belgesel Filimler Festivalinde birinciliği elde etti. 1963 yılında yaptığı “Kara Ev” filmi, Almanya'da düzenlenen Ober Havzen Film Festivalinde en iyi film ödülünü aldı. Bu filmin çekimleri için gittiği Tebriz Cüzamlılar Evi’nden bir çocuğu evlat edindi.  13 Şubat 1967'de geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. 1962 yılında Ferruhzad ile ilgili, birisi Unesco diğeri  Beernardo Bertolicci tarafından iki belgesel film hazırlandı ve yayınladı.

Çağımız İran şiirinin önde gelen kadın yazarlarından olan Furuğ Ferruhzad ilk şiirlerini İlkokulu bitirdiği yıllarda yazdı. Gazel türü bu şiirlerin ardından İlk şiir kitabı “Tutsak” yayımlandı. Bir yıl sonra da kocası Pevez Şapur’a ithaf ettiği “Duvar” adlı kitabı yayınlandı. "Yeniden Doğuş" adlı kitabıyla şiirinde zirveye ulaştı. ölümünden sonra çalışmaları Soğuk Mevsim adı altında bir kitapta toplandı.

Düşünceleri ve şiirleriyle İranlı kadınları olduğu kadar, baskıcı rejimlerde yaşayan kadınları da etkiledi. Kadınların sorunlarını ele aldığı şiirleri fikirleri şiddetli tartışmalara neden oldu. İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirdi ve kadınların, daha iyi koşullarda bir yaşama kavuşmasını ve haklar elde etmesini savundu. Şah döneminin despotluğuna da karşı çıktı. Bazı şiirleri kimi zaman erotik bulunmuştur. Şairin şiirleri ve yaşamı hakkında çok sayıda makale ve kitap yayınlandı, yaşamı filme alındı.

Yapıtları: “Tutsak” 1955, “Duvar” 1956, “İsyan” 1957, "Yeniden Doğuş" 1963, “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” yı tamamlayamadan öldü. 1967

Dilimize çevrilen yapıtları:
Sadece Ses Kalıcıdır. Çev. Cavit Mukaddes. Yapı Kredi Yayınları, Ocak 1997
Sonsuz Günbatımı Çev. Onat Kutlar, Celal Hosrovşahi. Ada Yayınları, Şubat 1989
Bütün Şiirleri. Çev. Kutlukhan Eren. Şule Yayınları 1999
Dünya Sevmek İçin Çok Küçük (Mektuplar, söyleşiler, anılar) Çev. Kenan Karabulut, Gri Yayınevi Mart 2006
Furuğ. Çev.Kenan Karabulut. Gendaş. Ekim 2002

Önemli Filmleri: “Su ve Isı” , “Dalga Mercan ve Kaya” , “Bir Ateş” , "Cüzzamlılar" , “Ev Karadır”

(www.siirakademisi.com'dan alıntılanmıştır)

 

2. Sayfa tasarımında kullanılan Füruğ'u sembolize eden resim çalışması (son resim) Joanne Arnott tarafından yapılmıştır. 

3. Füruğ'a ait "Kuş Ölür,Sen Uçuşu Hatırla" dizesinin kullanıldığı çalışma www.ageoemrieskoylusu.com adresinden alınmıştır.

 

 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri