11
Kasım

Sevtap Tatlıdil yazdı;

11 Kasım 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Büyük usta ‘Vicdani’ dedi ve anlattı oyununda. Öyle anlattı ki, Vicdani'nin her aldanışına cız etti içler; kimimizin gözü, ağzı bağlıyken ta yüreğimizden ettiğimiz küfürleri anlayıp eşlik etti diller. Haldun Taner, eğer kendisini bir yerlerden izliyorsa eminim takdir etmiştir Vicdani’yi. Böylesine dürüst kalabildiği için hayatta.
 

Sevtap Tatlıdil

Bir avuç geçmişi geride bırakıp hayatın o yorgun ve doyumsuz kollarına atarız kimi zaman kendimizi. Çocuksu ve özlem dolu gülüşlerimiz küçük bir yağmur damlası kadar kalır. Onurumuz kimi zaman ayaklar altına alınsa da ‘vicdan’ diye haykırırız. Ve sonra bütün serzenişler, hayatı öğrendiğimizde usulca ayaklanır ‘sol’ yanımızdan.

Düşünmezler diyarında kafa iki omuz arasında, netameli bir dünya.

Kaç tane ‘Vicdan’lı insan kaldı yaşamımızda kim bilir...

Büyük usta ‘Vicdani’ dedi ve anlattı oyununda. Öyle anlattı ki, Vicdani'nin her aldanışına cız etti içler; kimimizin gözü, ağzı bağlıyken ta yüreğimizden ettiğimiz küfürleri anlayıp eşlik etti diller. Haldun Taner, eğer kendisini bir yerlerden izliyorsa eminim takdir etmiştir Vicdani’yi. Böylesine dürüst kalabildiği için hayatta.

‘Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ oyunu baştan sona hayal kırıklıklarının ve aymazlığın mücadelesini birbirine zıt iki karakter de anlatıyor: Vicdani ve Efruz. Oyun bir nevi üç maymunu andırıyor. Vicdani ise o üç maymundan biri olmamak için çırpınıyor.
 

Vicdani, yaşamın o duyarsız aldanışlarında dürüst bir şekilde ayakta kalmayı başarabilen bir halk kahramanı. Şaka değil, o gerçekten bir kahraman. Keyfine düşkün, sözde vatan millet naraları atan yobaz bir kültürün içinde yaşayan insanlardan çok farklı. Vatana olan sevgisi ün salmış, hatta karşılıksız hizmete dönüşmüş zaman içinde. Ne kadar ülke için canını verebilecek kadar cesur olsa da oyunu izlediğiniz de siz de hak vereceksiniz ki Vicdani aslında yaşamak istediği topluma ait değil. Dürüstlüğü sadece iki dudağının arasında taşıyan riyakar insanların birbirinin omzunu sıvazladığı bir toplumda, saf ve temiz kalmayı namus bilen Vicdani, geçen zamanla birlikte yoldaş dediği insanların sahte ve kirli yüzlerini görüyor. Sitemkar haykırışları doğru bildiği yoldan ayırmıyor belki onu ama bir süre sonra yalnız kaldığı dünyadan kopmak zorunda kalıyor. Ve işte asıl yalnızlığı o zaman tadıyor ve

“ Ey benim kardeşlerim, ibret olsun hayatım
Açın ne olur gözünüzü, sakın siz de benim gibi
Safçasına plak olmayın
Gözlerimizi açalım, gerekeni yapalım
Sakın plak olmayın, sakın plak olmayın, sakın plak olmayın!”

sözleri dökülüyor dudaklarından Vicdani’nin...

Haldun Taner, Vicdani’ye bu şarkıyı söyleterek bitirdi oyununu. Ya biz hangi şarkıyla bitireceğiz bizi dahil ettikleri oyunları?

Peki ya Efruz?

Aslında çevremizde görmeye alışık olduğumuz bir insan tiplemesi, ancak bu kadar profesyonel kurgulanabilirdi. Efruz, yaşadığı her dönemin insanı olma konusunda kendini aydın diye tanımlayan birçok insana parmak ısırtır. İşgüzarlığın itibardan daha sosyetik göründüğü bir toplumda medyayı kullanarak servetine servet katan, sözde namusa ve sırra gömülü esaretinden yakınıp insanlara masum görünmeye çalışan bir karakter.

Bugüne baktığımızda size de tanıdık gelen birilerini oldu mu?

Oyunu izlerken geçen olayların 1909 ile 1970 arasındaki dönemi kapsadığını unutup bugünle özdeşleştiriyorsunuz. Ve hafızanız da hiç unutmadığımız Can Yücel’in o eşsiz sözlerini gülümseyerek bir kere daha anımsatıyor.

“Ülke Bölünsün istiyorum: Yandaş, yalaka ve yavşaklar bir tarafa - onurlu, şerefli, üreten emekçi insanlar bir tarafa...”

Oyunu izlemeyenler adına fazla ayrıntıya girmeyeceğim; ama bu tür durumlarda kazanan ve kaybeden kişiyi tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Ne yazık ki hiçbir toplumda duygu o en saf hâliyle kalmıyor. Hikâyelerle kristalize olurken, kendimize söylediğimiz yalanlar gerçeğe, gerçekler yalanlara dönüşüveriyor.

 “Bazı insanlar, bir başkası uğruna fedakârlık yapmak için fazlasıyla bencil doğar. Gözyaşlarının inci olduğunu görünce, ağlamak için sevdiğini öldürür.”  .
Uçurtma avcısı kitabından...
 

 


(ibb.gov.tr) 31 Mart Olayı ile başlayan ve 1960 yılının ortalarına kadar devam eden süreçte, ülkemizin siyasal ve toplumsal durumu tüm gerçekliğiyle yansıtılıyor. Beraber büyüyen Vicdani ile Efruz'un ilerleyen hayatları ve ilişkileri üzerinden, içindeki vatan sevgisini ve ülkesinin çıkarlarını kendi hayatından bile üstün tutan Vicdani Yurdakuler'in her zaman yenilmeye mahkûm, düzene ayak uyduramayan ve haksızlıklarla dolu hayatı gözler önüne seriliyor.

Yazan : Haldun Taner
Yöneten : Can Doğan
Dramaturgi : Özge Ökten
Koreografi : Eftal Gülbudak
Müzik : Selım Atakan
Sahne Tasarımı : Ayhan Doğan
Işık Tasarımı : Fatıh Mehmet Haroğlu
Kostüm Tasarımı : Gamze Kuş
Efekt : Ersın Aşar
Yönetmen Yardımcısı : Ümran İnceoğlu- Uğur Arda Aydın
Oyuncular: Barış Çağatay Çakıroğlu, Can Alibeyoğlu, Can Ertuğrul,Eftal Gülbudak, Elyesa Çağlar Evkaya, Ersın Umulu, İrem Arslan Aydın, İrem Erkaya, Mert Aykul, Neslihan Ayşe Öztürk,Nurdan Gür, Nurseli Tırışkan, Özgür Atkın, Sibel Topaloğlu,Şeyda Arslan, Uğur Dilbaz, Yasemin Gezgin, Yılmaz Meydaneri,Zeynep Göktay Dilbaz.

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri