28
Ekim

Hollywood, Sinema, Politika...

28 Ekim 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Hollywood sineması egemen kurumları ve geleneksel değerleri meşrulaştırır. Ve ideolojilerin bittiği öne sürülen bir çağda ideolojiyi sonuna dek kullanır.

Karşıtlıkları, çelişkileri dramın içinde ustalıkla kurgular, zirveler ve çözümlerle geleneksel hikaye anlatılışına sadık kalır. Görünüşte bir ateistin mantık dizgesini kullanarak Tanrı'yı sorgular ve cezalandırırken, son tahlilde kurtarıcı İsa'nın bir tablosunu beyaz perdede oluşturarak kitleleri kurtuluşa inandırır (Şeytanın Avukatı). Bu saf ve beyaz dünyada Latinler, zenciler, uyuşturucu kullanan hippiler ve homoseksüeller, hatta iktidar isteyen cinselliğini ön plana çıkaran kadınlar hep birer tehdittir.

 

Bülent Efe

Paul Rotha'nın deyimiyle 'sanat politikadan soyutlanmış olamaz'. Politika terimi ise sadece ideoloji ile tanımlanmamalı. Dahası politika=siyaset daraltması da yanlıştır. Aristo'nun deyişiyle politika şehirli insanın tüm kamusal etkinliklerini içerir.

Sinema, 20. yüzyılın en işlevsel sanatı olmuştur. İşlevsellik anlamında bir tek müzik sinemanın etkisine yaklaşabilir. O da 1980'li yıllarda MTV'nin yayına geçmesiyle, kliplerin dar çerçevesine sıkışmaya başlamış, zamanın ruhunu yansıtan 60'lı, 70'li yıllardaki gibi politik bestelerin yapılmadığı, kaçış ve ruhsal arınma düzeyine inmiş melodilerle sınırlanmıştır. Kuşkusuz deneysellik adına, toplumsal ve ekonomik gelişmeleri göz ardı eden kaçış sineması da bulunmaktadır ('Politically correct' davranmayarak NBC sinemasını bu isimle adlandırırım).

Ancak ister film çeksin, ister movie sahneleri kayıt alsın, isterse cinema'yı oluşturan çekimlere odaklansın kamera hayata karşı konumlanışı nedeniyle politiktir.

Hollywood sineması pahalı stüdyo yapımlarıyla kitleleri büyüleyen bir ilüzyon sahnesi oluşturmakla suçlandı. Tek amacı para kazanmak olan yapımcılar, ün ve şöhret peşinde koşan yönetmenler ve oyuncuların lüks yaşamı yüzünden Hollywood dünyadan kopuk bir vaha olarak tanımlanıyordu, neredeyse. Oysa 1967'den 2000'li yıllara kadar Sol'dan Sağa doğru kayan ABD'de stüdyo movie'leri muhafazakar  hareketlenmeyi sağlamış, aileden, orduya ve ekonomik politikaya kadar bir çok cephede taasubu desteklemiştir. Üstelik bunu Cumhuriyetçilerin eleştirileri ile liberal bir maskenin altında gerçekleştirebilmiştir.


Holywood sineması egemen kurumları ve geleneksel değerleri meşrulaştırır. Ve ideolojilerin bittiği öne sürülen bir çağda ideolojiyi sonuna dek kullanır.

Karşıtlıkları, çelişkileri dramın içinde ustalıkla kurgular, zirveler ve çözümlerle geleneksel hikaye anlatılışına sadık kalır. Görünüşte bir ateistin mantık dizgesini kullanarak Tanrı'yı sorgular ve cezalandırırken, son tahlilde kurtarıcı İsa'nın bir tablosunu beyaz perdede oluşturarak kitleleri kurtuluşa inandırır (Şeytanın Avukatı). Bu saf ve beyaz dünyada Latinler, zenciler, uyuşturucu kullanan hippiler ve homoseksüeller, hatta iktidar isteyen cinselliğini ön plana çıkaran kadınlar hep birer tehdittir.

Bireycilik (merkezinde kişisel yeterlilik ve hükümete karşı güvensizlik olmak üzere), Kapitalizm (rekabet, dikey hareketlilik ve en iyinin ayakta kalması), Ataerkillik (erkeklerin imtiyazlı kılınması ve kadınların ikinci sınıf toplumsal rollerde konumlandırılması), Irkçılık(Toplumsal iktidarın eşitsizce pay edilmesi) ticari sinemanın ne kadar politik olduğunun göstergesi olan baskın kurum ve değerlerdir.

Kahramanın Yolculuğu  hep kutsanan bir ritüel olmuştur. Yeni muhafazakar ideolojinin etkisi altına 70'lerin sonrları, 80'lerin başında giren ABD'de beyaz perde kahraman öyküleriyle doludur; Yıldız Savaşları, İmparator, Jedi'nin Dönüşü, Rocky serileri, Kutsal Hazine Avcıları, Indiana Jones, Superman...

 

Yıldız Savaşları'nın Savunma Stratejisi

1980'li yıllarda SSCB'ye karşı sürdürülen ideolojik ve teknolojik mücadelede daha atak bir politikanın öncülüğünü yapan ABD Başkanı Ronald Reagan 1982 yılının Temmuz ayında "Ulusal Uzay Programı"nı Mart 1983'te ise kamuoyunda "Yıldız Savaşları" olarak bilinen "Stratejik Savunma Girişimi"ni (Strategic Defense Initiative) başlattı.

Kamuoyu 'Yıldız Savaşları' deyimini George Lucas'ın Star Wars filminden esinlenerek bu savunma stratejisine ilişikilendirmişti.

25 Mayıs 1977 yılında vizyona giren film, tüm zamanların en popüler serisinin yapım olarak ilk filmi, kronolojik olarak hikayenin 4. filmidir.

Yıldız Savaşları, devlete karşı bireyciliği, bilim ve akılcılığa karşı inanç ve duyguyu, kentsel modernliğe karşı tarımsal değerleri destekler.(Amerika'da yeni sağın ideolojisi bu temeller üzerine oturur. 3. Dünya aktivistleri de aynı değerleri bilerek ya da bilmeden kullanırlar)

İmparatorluk, ticaret temelli tarımsal piyasa ekonomisinin çöküşünü temsil eder. Ataerkil doğal düzen bozulmuş, toplulukları birbirine bağlayan inanç parçalanmıştır.

Teknolojik, yapay ve kimliksiz kentsel bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Bu çürümeden tiksinme Amerikan muhafazakarlığında sıkça görülür. Kentsel temelli, akılcı sosyalist ideallere direnme , onu despot bir bürokrasi algısıyla yansıtmakla mümkün olmuştur. Çürümüşlüğü alt edecek kahraman özgür ve erkek bir bireydir. Devletin polis gemilerini atlatan kurnaz girişimciler bu kahramana yardım eder. Luke Skywalker, epik öykünün kahramanı, muhafazakar ideolojik figürleri bir araya toplayan bir bireysel özgürlük motifidir.

Devlete ve akılcılığa karşı, bireyselliği ve inancı kullanırken, şirketçi disiplin, otorite ve elitist yaklaşımdan kaçınmaz. Ancak bunlar gerçek tehlikeyi atlatmak için kullanılan yönetimsel yaklaşımlardır, sadece!

Luke Skywalker bir Jedi şövalyesinin oğludur, yani asildir! Kozmik ruhani bir güçle donatılmıştır. Doğal olarak beyazdır! Seçilmiş doğal bir lider, iradesiyle güçlenmiş bir erkektir! Geleneksel muhafazakar değerleri yanı sıra otoriteye karşı gelişiyle yeni muhafazakar değerleri de barındırır.

Yıldız Savaşları'nda kapitalizmin doğuşu kutsanır. Feodal zorbalığa karşı merkantil özgürlük kodlarla yüceltilir. Darth Vader bir Lord'dur. Ona karşı savaşan Luke ise bir Şövalye... Düşman İmparatorluk iken, asiler Cumhuriyetçidir. Bu şifreleme Nazizm'e  karşı haklı savaşı ve Sovyetlerle yürütülen Soğuk Savaşı'da kutsar. İmparatorluğun Süvarileri Alman ve Slav halklarını andırır. Generalleri 2. Dünya Savaşı Sovyet üniformalarını giyer. Kollektifleşme ve kitselleştirmeyi temsil ederler.

Kırsal alan adeta bir cennet tasviriyken, kentsel yaşam kumar oynayan, adam öldüren ve caz dinleyen şeytanlarla dolu bir cehennem çukuru şeklinde tasvir edilir. Luke Ölüm Yıldızı'na saldırırken, bu mekanik dünyaya ait bilgisayarı kapatır ve içgüdülerini dinleyerek içsel becerileriyle başarıya ulaşır. Romantizm ve akıl dışı güce teslim olma entellektüel dünyamızda sık rastlanan bir hastalıktır, ne de olsa!

Bu totaliter, laik ve baskıcı rejimden kurtulmanın yolu tabi ki doğal liderlerle mümkün olacaktır. Bu zor zamanlarda demokrasinin by-pass edilme yöntemidir.

Ama bu akıldışıcılık doğal bir içgüdüyle beslenmektedir: Saldırganlık.

İmparatorluk filminde , Luke karşıtı Vader'la dövüşürken bir kolu kesilir. Bu erilliğin en büyük korkusu iğdiş edilmeyi temsil eder. Bir Jedi Piri olan Yoda'dan nesnel dünyayı düşünce yoluyla denetlemeyi öğrenir. (Neyse ki Matrix'deki gibi  kaşığı bükmeyi denemez)

Jedi'nin dönüşü zaferin ilanıdır. Savaştığı babası Vader'i Güç'ün karanlık yüzünden kurtarır. Luke bir çilehanede olgunlaşmış, liberal değerleri yansıtan kaos ortamını yenmiştir. Romantıik ortağı Leia'nın kızkardeşi olduğunu öğrenince de duygusal bağdaki cinsellik kirliliğinden kurtulur. Protestan Hıristiyanlığın ahlak anlayışı kapitalizmin zaferini muştular. 

Hollywood 'Yeni Bir Umut'la Yeni Muhafazakar değerlerin Amerikan toplumunda yer etmesinde işlevsel bir rol oynamıştır. 

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri