21
Ekim

Halide Edip’in Ateşle İmtihanı

21 Ekim 2013 Yazar: Senem Timuroğlu | Köşe adı: MEDUSA'NIN KAHKAHASI
Tüm Yazılar

Cesurca kendini var etmenin bedeli, mandacı olarak suçlanmak, ülkeden uzaklaşmakla ödenecektir. Kendi sözü olan, sözünü sakınmayan, gücü elinde bulunduranın her kararına eyvallah demeyen diğer kadınlar gibi eril tarihin yani resmi söylemin dışına itilmekte gecikmeyecek, arafa sürülecektir.

 

Senem Timuroğlu

Halide Edip, Cumhuriyetten bu yana edebiyat ders kitaplarında ve edebiyat antolojilerinin çoğunda yer alan neredeyse tek kadın yazardır. Sinekli Bakkal romanıyla tanınan Halide Edip, kolektif bilinçdışında Sultanahmet meydanındaki mitingde düşman askerlerin istilasına karşı halkı bağımsızlık yolunda güçlü olmaya çağıran, Kurtuluş Savaşında cephede Atatürk’ün yanı başında yer alan onbaşıdır.

Memleketin kahraman Türk kadınını temsil eden, eril zihniyetin kutsal bir melek kahraman olarak tahayyül ettiği Halide, yine aynı zihniyetin kadını melek ve şeytan olarak nesneleştiren ikircikli bakışında demonik bir karakter olarak da hafızalara kazınmıştır. Ayşe Durakbaşa’nın Halide Edip Türk modernleşmesi ve Feminizm adlı değerli çalışmasında belirttiği gibi Türk kamuoyunda iki yönlü bir imaja sahiptir: “Birincisi, örnek Türk kadını, Türk kadınlarının kurtuluşunda öncü bir kadın. İkincisi ise demonik bir karakter ve Atatürk devrimlerine ihanet eden, iktidar hırsı olan bir kadın” (152).

Oysa İpek Çalışlar’ın, Halide Edip Biyografisine Sığmayan Kadın (2010) adlı çalışmasında ortaya koyduğu gibi kaderini kendi yönlendiren, yaşamını eline almış güçlü ve karakterli, hiçbir imaja sığdıramayacağımız bir kadındır karşımızda dimdik duran.

Peki ne olmuştur da, oğullarını ardında bırakarak birçok hastalığa yakalanma pahasına yollara düşen ve ülkesinin bağımsızlık savaşında cephede yer alan bu kahraman Türk kadını, vatan haini suçlamasına maruz kalarak bağımsızlığa kavuşmasında onca emek verdiği ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır.

Halide Edip’in yaşam öyküsünde yanıtını bulabileceğimiz bu soru, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken Fatma Aliye ve Nezihe Muhiddin gibi güçlü karakterlerin ötelenme, iftiraya uğrama, inzivaya çekilme ve unutulma nedenlerine de ışık tutar. İşin en acı tarafı ise bu isimlerin arasında erkek tarihin birçok çarpıtmalarına rağmen günümüze kadar gelmeyi başarmış Halide Edip’in bizzat kendisinin geçmişindeki kadın mücadele geleneğine yeterince destek vermemiş olmasıdır.

Yanıt basittir: Cesurca kendini var etmenin bedeli, mandacı olarak suçlanmak, ülkeden uzaklaşmakla ödenecektir. Kendi sözü olan, sözünü sakınmayan, gücü elinde bulunduranın her kararına eyvallah demeyen diğer kadınlar gibi eril tarihin yani resmi söylemin dışına itilmekte gecikmeyecek, arafa sürülecektir.

Kendini özgürce ifade edebilmek için babanın dilinin baskısından kaçarak başka bir dile sığınmış bu kadın yazarın cesur kaleminden erkek tarihini yeniden okumak gerek. İngilizce kaleme aldığı Memoirs of Halide (1926) ve The Turkish Ordeal (1928) adlı anılarında ne hastalıklara, ne erkeklere boyun eğmeyen bir kadını dinleriz. Hayatında belki de tek âşık olduğu adam olan ilk kocası Salih Zeki’nin ikinci bir kadın almasına itiraz ederek iki oğluyla yalnız bir yaşamda karar kılan bu güçlü kadın, erkeklerin siyaset dünyasında aktif olarak yer alacak, hem kalemiyle hem katıldığı toplantılarda kadın hakları mücadelesi verecektir. Aynı zamanda Türkiye’nin kaderini belirleyen kararlarda kendi sözünü söylemekte çekinmeyecektir. Ermeni tehcirine, Atatürk’ün emirlerine itirazını çekinmeden dile getirecektir.

Atatürk’ün ölümünden sonra döndüğü memleketinde İngilizce yazdığı anılarını kendi sansürleyerek Mor Salkımlı Ev ve Türk’ün Ateşle İmtihanı olarak 1962 yılında yeniden Türkçe yazacaktır.

Resmi tarih Halide Edip’i kendi çıkarına göre bir yerlere yerleştirmiştir ancak o, resmi tarihin tek sesli dar söyleminden kendi sözünü başka bir dile sığınarak kurtarmayı başarmıştır. Türkçede sansürlü kalsa da İngilizcede özgürce sözünü söylemeye devam etmektedir. Ulusal edebiyatın ve tarihin sınırlarını yapıtlarıyla çoktan aşmıştır. Meraklısına Frances Kazan’ın Halide’s Gift (2002) romanı ile George Lucas’ın 2008 yılında çektiği The Greedy Heart of Halide Edip adlı belgeselini önerebiliriz.

 

 

Senem Timuroğlu'nun diğer yazılarını okumak için;

İlk Türk Kadın Romancı; Fatma Aliye

Türk Kadın Hareketinin En Önemli Aktivistlerinden Biri; Nezihe Muhiddin

 


Savaş dönemi fotoğrafına alt not: "İzmir'in kurtuluşundan sonra, Edip kızı Halide Onbaşı da bu güzel şehre misafir oldu. Ortada Falih Rıfkı (Atay) ona ecnebi basına mensup şöhretli iki harb muhabirini getirdi. Bu iki yabancı yazar;asker Halide'nin Kurtuluş Savaşı ve Zaferi ile ilgili intibalarını, bizzat edib Halide'nin dilinden dinledi." (oguztopoglu.com)

Kapak tasarımında kullanılan fotoğraf egoistokur.com'dan alınmıştır.

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri