04
Ekim

“Albrecht Dürer Antalyalı çocukların ayaklarının altına serildi…”

04 Ekim 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Geçenlerde Sabah gazetesinin Akdeniz ekinde bir haber yayınlandı. Haberde Antalyalıların, Antalyaspor maçından daha çok kültür sanat etkinliklerine gittiği yazıyordu. Haber 2012 yılını rakamlarını ortaya koyuyor, Antalyalıların futboldan çok kültür ve sanata önem verdiğini kanıtlıyordu.

 

Selami İnce

Geçen hafta bütün Türkiye günlük hayatta dinsel kuralların etkisinin daha da artırılmasını öngören paketi tartışırken, Nürnberg şehri, dini günlük hayattan ve devlet yönetiminden çıkaran Avrupa aydınlanması ve reformculuğunun en önemli ressamlarından Albrecht Dürer’i “Antalyalı çocukların ayaklarının altına serdi…”

Bu konuya tekrar döneceğim. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için önce birkaç şey söylememe izin verin: Avrupa’da birçok şehir, o şehirde doğmuş ya da orada etkili olmuş sanatçıların, ressamların, şairlerin adlarını kendi adına ekler. Almanya’nın Nürnberg kenti de bunlardan biridir ve uzun bir süredir bu kentin adı Nürnberg değil,  “Albrecht Dürer Şehri Nürnberg”tir. Avrupa aydınlanmasının, hümanizminin ve özellikle de reformasyonun en önemli ressamlarından biri olan Albrecht Dürer, sadece Nürnberg’e ismini vermekle kalmadı, Nürnberg’in bütün dünyada bir marka olmasını da sağladı. Öncelikle 1971 yılında Albrecht Dürer’in 500. Doğum yılı nedeniyle “Dürer Yılı” ilan edildi ve Dürer hem Almanya’da hem de Avrupa’da çok çeşitli etkinliklerle tanıtıldı. Geçen yıl, yani 2012,  Nürnberg’ye   “Sanat Yılı” idi ve elbette Dürer yine gündemdeydi. Şehir yönetiminde sırf Albrecht Dürer ile ilgilenen bir bölüm var ve bu bölüm Dürer üzerinden Nürnberg’in tanıtımını yapıyor.

Nürnberg’in Türkiye’deki kardeş şehri Antalya. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile kardeş şehir Nürnberg Belediyesi ortak bir çalışma ile 28-29 Eylül'de Antalya'da Nürnberg Kültür Günleri düzenledi ve düzenlenen birçok etkinliğin yanında Albrecht Dürer’in kendi portresinden oluşan o meşhur tablosu da puzzle olarak Antalya’ya geldi. Dünyanın en büyük puzzle’ı olan Albrecht Dürer tablosu, Antalya’nın Cumhuriyet meydanında tamamlanması için çocuklara verildi. Yani, bununla ilgili törende yaptığı konuşmada Nürnberg Belediye Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Julia Lehner’in dediği gibi “Albrecht Dürer Antalyalı çocukların ayaklarının altına serildi…”  Prof. Dr. Lehner, “kültürden sorumlu” başkan yardımcısı ve bu cümleyi söyledikten sonra sözlerini şöyle tamamladı: “En değerli varlığımız Albrecht Dürer’i çocukların ayaklarının altına seriyoruz, çünkü barış dolu bir dünya, aydınlık bir gelecek ve çok yönlü kültür çocuklarımıza bugün ne verdiğimizle doğrudan ilişkilidir…”    

Evet, hükümetin demokrasi paketinden kendilerine daha fazla din eğitimi, daha fazla tek seslilik, daha fazla türban ve daha fazla ibadet çıkarken Antalyalı çocuklar, dünyanın en büyük puzzle’ı, aydınlanmanın en isimleri isimlerinden, din ve devlet işlerinin ayrılmasından büyük katkısı olan Albrecht Dürer’i, birkaç kez yapıp bozdular. Birkaç kez onunla haşır neşir oldular. Bu portre, daha önce sadece İsa’nın, tanrının ve Meryem’in fotoğraflarını yapabilen, İncil’den  sahne canlandırabilen batılı ressamların dini motifler dışı yaptığı ilk resimlerden de biridir. Asıl önemi de, puzzle olmasındaki asıl amaç da herhalde burada yatıyor. Ressamlar din dışı resim de yapabildikten sonra, artık özgürleşmeye başladılar ve sanattaki özgürleşme hayatın diğer alanlarının da özgürleşmesini getirdi.   (Fotoğraflar: Mustafa Pilavcı)

Her neyse, Antalya’da sadece Dürer yoktu. Jazz konserinden graftitiye, Gezi fotoğraf sergisinden Nürnbergli 5 ressamın serlerinden oluşan resim sergisine kadar birçok etkinlik düzenlendi. Sergi 2 Kasım’a kadar Fikret Otyam Sanat Galerisi’nde gezilebilir.

Sahi Antalya’nın Adı Fikret Otyam kenti Antalya olamaz mı? Hayalleri çoğaltabiliriz: Ahmed Arif Şehri Diyarbakır veya Sabahattin Ali Şehri Edirne!  Urfa Şanlı Urfa’nın yanında Yılmaz Güney Kenti Urfa da olabilir. Nazım Hikmet en çok da Bursa’ya mı yakışır yoksa Çankırı’ya mı? Kayısı kenti, fındık diyarı, pişmaniye merkezinden daha anlamlı isimler almayı hak ediyor kentlerimiz diye düşünüyorum. Avrupa’daki birçok kentteki, sanayi kuruluşları ya da AVMlerle değil, kültür - sanat ve müzik varlıklarıyla övünüyor. Örneğin Goethe ismini alan birçok kent var. Schiller de öyle. Weimer hala “Kültür kenti Weimer” diyor kendine. 

Birkaç söz de Antalya için: Her şeyden önce Antalya Nürnberg ile kardeş şehir olmayı en çok hak eden kentlerden biri. Antalya’da abartısız her gün bir kültür sanat etkinliğine, müzik olayına rastlamak mümkün. Bu günlerde bu yıl 50.si düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali başladı. Jüri başkanlığını Türkan Şoray’ın yaptığı Altın Portakal biter bitmez 8- 30 Kasım tarihleri arasında Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin 14.sü başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı Piyano Festivali, dünyanın en önemli piyanistlerini Antalya’ya getiriyor.  

Geçenlerde Sabah gazetesinin Akdeniz ekinde bir haber yayımlandı. Haberde Antalyalıların, Antalyaspor maçından daha çok kültür sanat etkinliklerine gittiği yazıyordu. Haber 2012 yılını rakamlarını ortaya koyuyor, Antalyalıların futboldan çok kültür ve sanata önem verdiğini kanıtlıyordu.

Dört buçuk yıldır yaşadığım Antalya’ya ilişkin bir gözlemimi de ben aktarayım: Geldiğimde Altın Portakal ve diğer festivallerin yapıldığı Atatürk kültür Merkezi’nin olduğu park büyük duvarlarla çevrelenmişti. Aslında bu duvarlar bütün parkların etrafında, deniz kenarlarında, hemen her yerde vardı. Kent bütün Türkiye’de olduğu gibi bir duvarlar kentiydi. (Çevrenize bakın, nerede yaşıyorsanız yaşayın her tarafınızın duvarlarla çevrili olduğunu göreceksiniz. Bu duvarların hiç biri de gerekli değildir.)  Prof. Dr. Mustafa Akaydın başkanlığındaki belediye önce bu duvarları yıkmakla işe başladı herhalde. Duvarlar yıkıldıkça, parklar görülmeye başladı, hatta şehrin içinden deniz göründü. Kültür merkezi ortaya çıktı. Müzik, kültür sanat etkinliklerinin yapıldığı yer görüldü. En önemlisi de müzik ve diğer etkinlikler ve bu merkezden, bu parktan dışarıya çıktı: Halka ulaştı! Örneğin Altın Portakal’da artık halkın portakalı diye bir bölüm var, Piyano Festivali’nin konusu ise, Şehirde Müzik var olarak belirlenmiş. Zamanla kent tekrar düzenlendi ve kentin her meydanı, her caddesi modern düzenlenmiş biçimiyle müziği ve kültürü halka buluşturur oldu.

Evet, kültür ve sanat Antalya’da duvarların yıkılmasıyla şehre, halka ulaşırken, Fazıl Say’ı attığı bir tweet için aylarca duvarların arkasına hapse atmaya çalışan zihniyete ise izninizle hiç girmeyelim. Umarım Nürnberglilerin de bundan hiç haberi olmamıştır. Sanatın içine tükürmek isteyen belediye başkanlarından da, heykel yıktıran başbakandan da haberleri yoktur.   

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri